Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

İran ve Lübnan: Aşk ölümcül olabilir!

İran'ın Lübnan'a olan tutkusu ve bunun İran için hayati bir mesele haline gelmesi yeni bir olgu değil. Ayrıca, bu sadece Hizbullah'a ideolojik destekten de kaynaklanmıyor. Aksine, derin tarihi kökleri ve karmaşık güncel nedenleri var.

İran rejimi, ülkenin güneyde hem insanları hem de altyapıyı harap eden İsrail savaş makinesinin acımasız saldırısına maruz kaldığı bugünlerde Lübnan hakkında ne dedi?

Devrim Muhafızlarına yakın olduğu belirtilen İran haber ajansı Tesnim, İran kaynaklarına dayanarak, İran müzakere ekibinin Lübnan'daki artan saldırılar gölgesinde ABD ile aracı kurumlar aracılığıyla mesaj alışverişini durdurmaya karar verdiğini bildirdi.

İran Parlamento Başkanı ve Baş Müzakereci Kalibaf, İran'a uygulanan Amerikan deniz ablukası ile Lübnan'daki gerilim aynıdır değerlendirmesinde bulundu. Sanki Gilan veya Tebriz'in kırsal kesimlerinde yaşayan sıradan İran vatandaşı, ailesi için yiyecek, arabası için yakıt ve evi için elektrik temin etmekten ziyade Naim Kasım ve Hacı Muhammed Raad ile meşgulmüş gibi.

Evet, Humeyni İranı ile Lübnan arasında uzun süredir devam eden ideolojik ve ailevi bir bağ var. Hasan Nasrallah'ın gençliğinde yaptığı ve YouTube'da da bulunan ünlü konuşmasını hatırlayalım; bu konuşmada, gerçekleşmesini istedikleri projeyle ilgili olarak aynen şunları söylemişti: “Lübnan tek bir İslam cumhuriyeti değil, Mehdi ve onun meşru yardımcısı, Dini Lider tarafından yönetilen daha büyük İslam Cumhuriyeti’nin bir parçasıdır.”

Hizbullah esasen Lübnanlı araçlarla kurulmuş bir İran ürünüdür. 1982 yazında, İran Devrim Muhafızları'ndan bir tugay Baalbek-Hermel bölgesindeki Şeyh Abdullah kışlasına geldi. Bu, Hizbullah'ın Lübnan'daki askeri ve güvenlik faaliyetlerini başlangıcıydı.

Bu grup Hizbullah'ın kuruluşuna öncülük etti ve Dava Partisi, örgütlenme, ideolojik hazırlık ve siyasi gelişmeye odaklanarak kuruluşuna katkıda bulunan ilk gruplar arasındaydı.

İran'ın Şam Büyükelçisi Hasan Ahtari, 3 Mart 1987'de dönemin Suriye Dışişleri Bakanı Abdulhalim Haddam ile görüştü. Görüşme tutanaklarına göre Ahtari, Hizbullah'ın kalesi haline gelen Beyrut'un güney banliyösüne Suriye güçlerinin girmemesini istedi.

El-Majalla dergisi tarafından yayınlanan aynı belgelerde Haddam, Ali Velayati ve Mir Hüseyin Musevi'nin “Hizbullah'a el uzatan herkes İsrail ve ABD'ye hizmet etmektedir” şeklindeki açıklamasından duyduğu üzüntüyü Ahtari'ye iletti.

İdeolojinin ötesinde, İran'ın Lübnan'a gösterdiği ilginin başka boyutları da var; bunlar arasında İsrail, ABD ve bir bütün olarak Doğu Akdeniz bölgesini taciz etme ve dikkatlerini dağıtma kozunu korumak da yer alıyor. Dahası, Sasani dönemine ve hatta daha öncesine dayanan, Akdeniz'e erişimi güvence altına alma yönündeki uzun süreli bir stratejik hedefi de var. Humeyni rejimi uzun süredir var olan bu milliyetçi hayali yeniden canlandırdı.

Bu anlamda Lübnan İran için bir silah, bir ileri nüfuz köprüsü, ideolojik bir öncü ve Humeyni'ye sadık milislerin üretimi, eğitimi, dağıtımı ve barındırılması için bir merkezdir.

Bu trajedinin kurbanı ise İran'ın hırsları, İsrail'in vahşeti ve Lübnan'ın çaresizliği arasında kalan, güneydeki ve Lübnan genelindeki sıradan Lübnan halkıdır. Üzüntü verici gerçek budur. Sıradan bir Lübnanlı İran'ın bu aşkını ancak şöyle tanımlayabilir: Aşk ölümcül olabilir!