Güney Lübnan'da ziyaretçiler genellikle birçok acıya kapılırlar. Bu acılar, “işgal altındaki bölgeye” çok yaklaşılmaması gerektiği tavsiyesiyle başlar. İçindeki sınır köylerinin artık köy değil, enkaz yığınlarından oluşan toplu mezarlar olduğunu duymak büyük bir acı verir. Nebatiye şehrinin üzerinde dolaşan İsrail insansız hava aracının gölgesinde yaşamak ve Netanyahu'nun temsilcisinin istediği herhangi bir eve saldırıp istediği herhangi bir güneyliyi öldürebileceğini hissetmek oldukça korkutucudur.
Lübnan, talihsizliklerle dolu güzel bir ülke. İsrail, Lübnan'ın 1943'teki bağımsızlığından beş yıl sonra sınırlarında doğdu. O günlerden beri Lübnan'ın kaderi Filistin'in kaderiyle iç içe geçti. Lübnan kendisini İsrail-Arap çatışmasının fay hattında buldu. Bu fay hattında yaşamak son derece zordur. Çeşitli bileşenleriyle Lübnan rejimi gibi kırılgan bir rejim bunu yönetemez. Talihsizlik hızla Güney Lübnan'dan başkentine taşındı. Lübnan bu fay hattında kendine bir konum edindi ve şimdi alevlerinin bedelini ödüyor. 1973’teki savaştan sonra Hafız Esed, Golan Tepeleri'ni askeri olarak geri almanın zorluğunu keşfetti ve çabalarını Lübnan'ın kontrolünü yeniden ele geçirmeye yoğunlaştırdı. Lübnan'ı politikalarının oyun alanı, rehinesi ve “Büyük Şeytan” ile yaptığı müzakerelerde bir pazarlık kozu haline getirmeyi başardı.
Lübnan bir fay hattında yaşama cezası yetmezmiş gibi, ikinci ve aynı derecede sert, yıkıcı bir fay hattında yaşamak zorunda kaldı. 1982'de İsrail'in Beyrut'u işgalinden sonra Hafız Esed, İran Devrim Muhafızları'nın Bekaa Vadisi'ne girerek genç İslamcıları İsrail'e karşı savaşmak üzere eğitmesine izin verdi. Bu İslamcı grupların birleşmesinden Hizbullah ortaya çıkacaktı.
Lübnan'ın İsrail ile olan sınırı, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile imzalamaya fiilen zorlandığı Kahire Anlaşması sayesinde nasıl ki Filistin-İsrail sınırına dönüştüyse, güney bölgesi de daha sonra İran-İsrail sınırına dönüştü. Böylece Lübnan, ikinci bir fay hattı, İran-Amerikan fay hattı üzerinde yaşamaya başladı. Güney Lübnan, bu hattın İsrail ile ilgili sarsıntılarının tercih ettiği sahneydi.
Lübnan bu fay hattında yalnız değildi. Hafız Esed rejimi, İsrail ile çatışmanın küllerini söndürürken, ABD ile İran arasında fay hattındaki konumdan yararlanma çabasına yöneldi. İran ile konuşabilme becerisini, Saddam Hüseyin Irakı'nı taciz etme takıntısını ve cumhurbaşkanlarını atama hakkını ele geçirdikten sonra Lübnan üzerindeki pekiştirdiği kontrolünü satmaya başladı. Baba Esed, ülkesinin bu fay hattı üzerindeki konumundan yararlanma stratejisini ustaca yönetti. Bu konuda Saddam rejiminin intiharcı politikalarından ve Lübnan siyasi denkleminin kırılganlığını derinleştirme, gerektiğinde cezbetme, gerektiğinde de yıldırma ve suikastlar ile piyonları oynatma başarısından faydalandı.
Beşşar Esed, “sihirbaz” unvanını miras aldı, ancak sihrin kendisini miras almadı. Irak'ın ABD tarafından işgaliyle İran kampına düştü. Refik Hariri'nin suikastıyla izole oldu ve ardından Arap Baharı fırtınası koptu ve hem rakiplerini hem de müttefiklerini kandırmaya yönelik daimî girişimlerine rağmen onu Tahran, Moskova ve Hizbullah'a bağımlı hale getirdi.
Yahya Sinvar, Hamas'ın tüneller ve insansız hava araçlarıyla kurulmuş İran fay hattı üzerindeki konumundan hareketle Filistin-İsrail fay hattında “Tufan” depremini tetiklediğinde, Beşşar Esed'in aklına Tufan’ın kurbanlarından biri olacağı hiç gelmemişti. Recep Tayyip Erdoğan adındaki usta oyuncu her iki fay hattında da oyunu takip ediyordu. Esed'in kendisiyle görüşmeyi inatla reddetmesinden büyük ölçüde faydalandı ve Suriye'deki İran varlığını kökünden söküp atan ve Rusya'nın oradaki kanatlarını kıran bir darbe indirdi. Bir ilgiliye göre, Suriye coğrafi olarak hâlâ Lübnan Hizbullahı ve Irak Haşdi Şabi Güçleri arasında yaşasa da İran fay hattından çıktı. Şara mesajı aldı. Amerikan tavsiyesi açıktı ve İsrail ile mücadelenin askeri boyutundan çekilmeyi gerektiriyordu. Netanyahu'nun tekrarlanan provokasyonlarına rağmen Şara bu tavsiyeye uydu ve karşılığında ABD ve dünyanın pencereleri ülkesine açıldı.
Bağdat'ta, Irak'ın coğrafi olarak İsrail ile cephe hattında bulunmadığı, ancak açıkça İran-ABD fay hattında yer aldığı hatırlanıyor. Son dönemdeki ateş fırtınası, Iraklı politikacılar arasında Irak'ın tek kurtuluşunun, kararlarını kendi kurumlarının aldığı normal bir devletin bütün bileşenlerini yeniden kazanmakta yattığı duygusunu yoğunlaştırdı. Ekonomik kriz ülke üzerinde muazzam bir baskı oluşturdu. Ali el-Zeydi hükümeti, yatırım ve refahın anahtarının Tahran'da değil Washington'da olduğu sonucuna vardı; tıpkı Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın İsrail işgalini sona erdirmenin anahtarının Tahran'da değil Washington'da olduğu sonucuna varması gibi.
Amman'da ise ziyaretçi resmin farklı olduğunu hissediyor. Ürdün, egemenliğini kararlılıkla savundu ve mali teşviklerle birlikte gelen teklifleri reddetti. İran, Hamas ile ittifakına rağmen iç dinamiklerine nüfuz edemedi. Irak ve Beşşar Esed Suriyesi ile sınırlarının her iki tarafında da İran yanlısı örgütlerin arasında yaşamak, kararlılığını zayıflatmadı. Diyalog yoluyla, Beşşar Esed rejimini Suriye halkının kanını dökmeye sürükleyen “Arap Baharı” fırtınasını atlattı. Ürdün'ün iki fay hattı üzerinde yaşaması nedeniyle ödediği bedel, sınırları içinde “paralel orduların” varlığına izin vermiş olsaydı ödeyeceği bedelden çok daha azdır. Ayrıca Ürdün'ün, Netanyahu'nun Batı Şeria'yı ilhak etmesini engellemenin ve bölgede İsrail ile İran arasındaki sınırları belirlemenin anahtarının Washington'da olduğuna inandığı da açık.
Amman, Bağdat ve Beyrut'a yaptığım son ziyaret sırasında hissettiklerimi yazıyorum. Ancak bu fay hattının verdiği zarar, Arap dünyasının bu kısmıyla sınırlı değil. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri konumları, kapasiteleri ve ittifakları nedeniyle her zaman hedef alınmıştır. İran'ın bu ülkelerin toprakları içindeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırıları, İran-Amerikan fay hattındaki sarsıntıların tehlikelerini açıkça gösteriyor. Şüphesiz ki, mevcut çatışma sona erdikten sonra, çıkarılan dersler ışığında gözden geçirmeler ve yeniden değerlendirmeler yapılacaktır.
Bütün Ortadoğu birden fazla fay hattı üzerinde yaşıyor. Hürmüz Boğazı ile Güney Lübnan arasına yerleştirilen mayınların yerini tespit etmek için öncelikle Amerikan-İran çatışmasının sonuçlarının açıklığa kavuşması gerekiyor.