Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Bab’ul Mendeb: Keder kapısı!

Olanlar, Husi grubu ile merkez İran arasındaki derin bağlantıyı bilen herkes için bir sürpriz değildi. Meşru Yemen hükümeti, Suudi Arabistan, “Koalisyon” veya Birleşmiş Milletler ile yaptığı “geçici” anlaşmalara rağmen, Sada’ki Husi lideri ve maiyetine talimatların ve direktiflerin yalnızca oradan geldiğini bilenler yaşananlara şaşırmadı. Bütün bu anlaşmalar Husiler için temel olan İran'ı kapsamayan ikincil önemde eylemlerdir.

Bu nedenle, Husilerin Bab’ul Mendeb ve Kızıldeniz'de seyrüsefere yönelik saldırısı sadece bir zaman ve bekleme meselesiydi. Bekleme sona erdi ve İranlılar “istediğinde” Husi pençesi harekete geçti. Dahası İran rejiminin analistleri, açıkça barış içinde olduklarını iddia ettikleri Suudi Arabistan'ı hedef almadaki kurnazlıklarıyla övünüyorlar. Bu saldırı sebebiyle hiçbir yaptırım ile karşılaşmayacaklarını söyleyerek övünüyorlar. Zira onlara göre bu, Husiler ve Suudi Arabistan arasında özel bir meseledir. Bunu bazı programlarında hiç utanmadan söylediler ve Al-Hadath kanalı bu kaydı yayınladı.

Hürmüz Boğazı'na yapılan saldırının ardından Bab’ul Mendeb'e yapılan saldırı neden çatışma ve ihtilafın kaçınılmaz olduğu anlamına geliyor? Ama bundan önce, bu kapının bazı özelliklerini inceleyelim.

Bab’ul Mendeb, insanların ona verdiği isimdir ve İngilizcede de ismi aynıdır. Ayrıca başka bir ismi veya tanımı daha vardır: Keder Kapısı anlamına gelen “Gate of Grief”.

Hem Arapça hem de İngilizce en yaygın olan isminin, annelerin, eşlerin, kızların ve kız kardeşlerin bu tehlikeli boğazı geçerken çoğu denizde boğulmuş veya unutulmuşluğun ve kaybın sisinde kaybolmuş erkekleri için döktükleri gözyaşı nedeniyle bu şekilde adlandırıldığı iddiası gibi çeşitli açıklamaları vardır.

Çok eski bir olaydan kaynaklanan bol miktarda ağıt, feryat ve gözyaşı sebebiyle böyle adlandırıldığı da söylenir. Bu olay, insanlığın varlığından çok önce, Afrika ve Asya kıtalarının ayrılmasından sonra bu suyun gözyaşı gibi fışkırmasıdır. Bu durumda kaybolanlar ve var olmayanlar, hiç görmedikleri bir şey için nasıl ağladılar?

Önemi, 1869'da Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla açıkça ortaya çıktı ve en kısa deniz yolu için hayati bir bağlantı oluşturdu. Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin çoğu, küresel deniz trafiğinin yaklaşık yüzde 10'uyla birlikte buradan geçmektedir. Sada'nın lideri ve onu yönlendiren Devrim Muhafızları subayları, Suudi Arabistan ve ABD başta olmak üzere dünyanın, boğazın kapatılmasını öylece kabul edeceğini mi sanıyorlar?

Bab’ul Mendeb Boğazı, bu ilahi coğrafi armağanı değerlendirerek, küresel ticaret ve kalkınmaya katılarak Yemen halkı ve çevresindeki tüm ülkeler için keder değil, sevinç kapısı olabilirdi. Ancak tarihin bazı dönemlerinde Yemen için gerçekten de keder kapısı oldu.

Bu yerin enerjisi, büyüsü ve sırrı, belki de laneti veya gazabı, büyük Yemenli şair Abdullah el-Barduni'nin şu sözleriyle dile getirildi:

Acı çekeceğiz, başka bir suçtan değil,

Sadece evimizin köşesi Bab’ul Mendeb’te olduğu için

Oradan gelen bir lanet

Ailemize, arkadaşlarımıza ve akrabalarımıza zarar veriyor!