Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Ateşsiz Hmeymim

Rusya ve Suriye’de Hmeymim Üssü’nün askeri niteliğini kaybettiği ve iki ülke arasında bir tür sivil iş birliği alanına dönüştüğü duyuruldu. Olay, iki ülke arasında 1950’li yıllardan bu yana devam eden zorlu ilişkilerde sanki rutin bir gelişmeymiş gibi göründü.

Rusya ve Suriye gazeteleri haberi sosyal medya sayfalarında yayımlamaya başladı. Bir süre önce, eski Devlet Başkanı Beşşar Esed’in üsse yaptığı ziyaret, Moskova’daki yeni ikametgâhına yaptığı yolculuk gibi haberleştiriliyordu.

Lazkiye Üssü’nün yeni ‘sivil kimliği’, aslında yeni Suriye’deki temel değişimlerin bir yansıması. Değişim yavaş fakat kararlı bir şekilde gerçekleşiyor; rejimin mirasını tasfiye etmekle kalmayıp Suriye’nin imajına, rolüne ve konumuna kadar uzanıyor. Geçmişte Rus üslerinden bahsetmek bile ihanet sayılırken, değişen haritalarla birlikte söylem de değişti; ve görünen o ki haritalar değişmeye devam ediyor.

Vladimir Putin’in yanında Beşşar Esed ile Hmeymim’i ziyaret ettiği görüntü ile Hmeymim’in mahcup bir şekilde eski bir üsse, kayıp bir sembole dönüşme görüntüsü arasında sadece değişen bir bölge değil, bütün bir dünya var. Geçmişte Rusların Doğu limanlarına ulaşması ya da bu limanlardan ayrılması her yerdeki dengeleri sarsardı. Şimdi ise hiçbir şey ve hiç kimse sarsılmadı. Ahmed eş-Şera Beyaz Saray’ı ziyaret ediyor, Türkiye’de ağırlanıyor ve Donald Trump kendisine Lübnan’a müdahale etmesi ricasında bulunarak hitap ediyor.

Sayın Başkan Trump, Lübnan’ın, Suriye’nin ya da ABD’nin eksik olduğu şey gerçekten bu mu?

Hmeymim’in asli rolünden, yani Rus gücünü ve nüfuzunu sergilemekten ve Akdeniz havzasındaki Rus varlığını pekiştirmekten ‘vazgeçmesi’ çok da önemli bir konu değil. Artık asıl önemli olan Moskova’nın durumu ve Moskova’daki durum: Putin’in halefi kim olacak ve ondan ne miras alacak? Hmeymim meselesi, tıpkı bugünlerin gerçeği gibi bir zayıflık işareti.