ABD Başkanı Donald Trump ister demokrasi olsun ister olmasın, uluslar tarihinde eşi benzeri görülmemiş yetkileri kendi kendine tanıdı. Bunun son örneği Kanada’daki Ontario Gölü’nün adını ‘Amerika Gölü’, Hürmüz Boğazı’nın adını ise ‘Trump Boğazı’ olarak değiştirmesi oldu. Mesele, hatırlayacağınız üzere Trump’ın seçilmesinden kısa bir süre sonra başladı; Panama Kanalı’na bakıp şöyle demişti: “Bu bir Amerikan kanalıdır. İşte belgeleri.”
Tabi ki yeni dünya haritasına dahil edilen mülklerin sahipleri bu duruma itiraz etti.
Bu itirazların birçoğu bizzat Amerika’nın kalbinden; bu el koyma ve gasp işlemlerini tüm demokratik teamüllere düşmanca bir tutum olarak gören düşünürlerden, yazarlardan ve elit kesimden geldi. İsviçre’de -veya Fransa’da- bir caddenin ya da meydanın adını değiştirmek isterseniz referanduma gitmeniz gerekir. ABD’de ise soyadınızı düzeltmek veya değiştirmek isterseniz mahkeme kararına ihtiyacınız vardır.
İsimler ve unvanlar, I. veya III. Napolyon gibi duygusal semboller taşır. Ontario Gölü de Amerika’nın değil, Kanada tarihinin bir parçasıdır. Bizim ülkelerimiz ve diğer uluslar, aile onurunun bir parçası kabul edilerek mirasçıları tarafından korunan komik isimlerle doludur. Atasözlerini bir kenara bırakın.
Şüphe yok ki Başkan Trump, isimler ve haritalar oyunundan ayrı bir keyif alıyor. Bu oyuna ‘Amerika Körfezi’ haline gelen Meksika Körfezi ile başladı. Fakat şimdi Hürmüz’de Amerika’nın adını değil, kendi kişisel adını kullanıyor. Bu durum; boğazlar, göller, tatlı ve tuzlu su geçitleri için bir emsal haline gelebilir. Sürprizler dünyası... Bazısı göl, bazısı boğaz, bazısı ise karayla denizin birleştiği yerler.