İmil Emin
Mısırlı yazar
TT

BM Antlaşması: Değişim zamanı mı?

8 Eylül'de başlayacak olan BM Genel Kurulu'nun 81. oturumuna üç gün kala şu düşünce güçlü bir şekilde sorgulanıyor: BM Antlaşması, 26 Haziran 1945'te San Francisco Opera Binası'nda açıklanan başlangıç metnindeki yeminde belirtildiği gibi, “gelecek nesilleri savaş felaketinden kurtarma” konusunda hâlâ etkili ve kudretli mi?

Geçtiğimiz yıl (2025) uluslararası barışın durumuna baktığımızda, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en yüksek sayıda silahlı çatışmaya sahne olduğunu görüyoruz. Bu arada, Kaliningrad'dan gelen haberler, NATO'nun Rusya ile potansiyel olarak üçüncü bir dünya savaşına yol açabilecek bir çatışmayla karşı karşıya olabileceğini gösteriyor.

Milyonlarca insan yoksulluktan muzdaripken, küresel askeri harcamalar 2,9 trilyon dolara ulaştı.

BM Antlaşması'na göre uluslararası barış ve güvenliği korumakla görevli olan Güvenlik Konseyi'nin ise verdiği ancak yerine getirmediği bir söz açısından sicili yetersiz.

BM'nin kuruluşunun başlangıcında ve Şartnamenin hazırlanması sırasında herhangi bir sorun mu vardı?

Elbette, veto yetkisi kavramı, 80 yıldır Birleşmiş Milletler tarihinde bir kusur, beş ülkeye tanınırken dünyanın geri kalanının mahrum edildiği bir ayrıcalık oldu.

Ancak, Antlaşmanın, on yıl içinde bir gözden geçirme konferansı yoluyla değişiklik yapılmasına olanak tanıyan 109. Maddedeki bir fıkra üzerinde anlaşmaya varılana kadar kabul edilmediğini belirtmekte de fayda var.

Söz konusu madde şöyle der: “İşbu Antlaşmanın gözden geçirilmesi amacıyla, Genel Kurulun üçte iki çoğunluğunun ve Güvenlik Konseyi’nin herhangi dokuz üyesinin oylarıyla saptanacak yer ve tarihte Birleşmiş Milletler üyelerinin bir Genel Konferans’ı düzenlenebilecektir. Konferansta Birleşmiş Milletler’in üyesinin bir oyu olacaktır.”

1945 BM Antlaşması, selefi Milletler Cemiyeti'nin Avrupa'daki çatışmaların ağırlığı altında 20 yıldan kısa sürede çökmesinin ardından, zamanı için çığır açan bir yenilikti.

Ancak tarih ve anlaşmaları kendi görüş ve emellerine göre, yenilenlerin kaderini umursamadan kendi çıkarları doğrultusunda yazan galiplerin de kendi özgün bakış açılarına sahipti.

Ne var ki, konferansı toplama konusundaki siyasi irade 10 yıl bir yana 81 yıl boyunca ortaya çıkmadı. Başlangıçta geçici seçenek olarak kabul edilen husus, daha sonra kalıcı bir hiyerarşik sisteme dönüştü.

80 yıldan fazla bir süre boyunca, veto yetkisine sahip beş daimî üye, Güvenlik Konseyi'nin kınamasından en ufak bir endişe duymadan, savaşları kendi uygun gördükleri şekilde gözlemlemeye veya yönetmeye devam etti. Veto, onlara veya müttefiklerine yaklaşma girişimlerine karşı dokunulmazlık sağlarken, diğerleri ekonomik ve askeri olmak üzere ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldı. Bugün, 80 yıldır ertelenen taahhüdü yerine getirmenin zamanı gelmiş gibi görünüyor.

2024 Gelecek Zirvesi'nin reform taahhütleri ve 109. Madde İttifakı'nın kurulmasıyla güçlenen bir grup gelişmekte olan ülke, San Francisco'nun bozulmamış ruhunu yeniden canlandırmak için çalışmaya hazırlanıyor.

Mayıs ve haziran aylarında Romanya, yaklaşan Genel Kurul aracılığıyla Antlaşmanın değişim maddesinin etkinleştirilmesini talep ederken, Hindistan Güvenlik Konseyi'nde Antlaşmanın gözden geçirilmesi konusunu görüştü. Almanya ise “Dikkate almamız gereken 109. Madde ile ilgili ilginç bir girişim var” yorumunu yaptı. Bu arada, Kırgızistan Cumhurbaşkanı diplomatlarına potansiyel değişiklikleri ve önerileri incelemeye başlamaları ve bunları eylül ayında sunmaya hazırlanmaları talimatını verdi.

Aynı zamanda, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika, 109. Madde kapsamında bir gözden geçirme konferansı düzenlenmesini ortaklaşa talep etti.

Ancak veto yetkisine sahip beş daimî üye, ayaklarının altındaki karşı gelinemeyecek güç ve koruma halısını çekecek bir değişikliği kabul edebilir mi?

Büyük güçlerin dünya çapındaki çıkarlarını koruma arzusuna rağmen, Antlaşmanın değiştirilmesi artık sadece yasal olarak zorunlu bir yükümlülük değil. Aynı zamanda, örgütün yapısındaki ve özellikle de Güvenlik Konseyi'nin genişlemesi konusundaki dengesizlikleri gidermek için birçok ülke tarafından talep edilen acil ve tekrarlanan bir ihtiyaçtır. Bu, yeni dünya düzenini yeniden şekillendirmede önemli rol oynayan orta güçlerin artan rolü göz önüne alındığında özellikle önemli. Bir diğer talep ise yeni uluslararası güç dengesini yansıtmak için beş daimî üyenin veto yetkisinin değiştirilmesi ve hatta kaldırılmasıdır.

Antlaşma geçmişte birkaç kez –1963, 1965 ve 1973 yıllarında– Güvenlik Konseyi ve Ekonomik ve Sosyal Konsey’in üye sayısını artırmak için değiştirilmişti.

Bugün dünya, kotalardan veya emperyalist hiyerarşilerden arınmış, etkili kolektif uluslararası meşruiyet sağlayacak bir reform için istekli görünüyor.

İstenen değişikliğe tanık olacak mıyız? Bekleyip görelim.