İnsanlar doğal olarak kendilerine benzeyenlere çekilirler. İlgi alanlarını, düşüncelerini ve özlemlerini paylaşanların yanında huzur bulurlar ve sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşanlara yönelirler. Araştırmacılar bu olguyu bir akşam yemeği etkinliğinde gözlemlediler; salona girenlerin gözlerinin, kendilerine benzeyen birine takılana kadar etrafı kontrol ettiğini ve sonra kendiliğinden ona yöneldiklerini kaydettiler.
Araplar uzun bir zaman önce bunu “Kuşlar benzerleriyle uçar” sözüyle ifade etmişlerdir. Sosyoloji daha sonra bu eğilimi tanımlamak için Yunancadan türetilen ve insanların kendilerine benzeyenler ile bir araya gelmeye meyilli olduğunu ifade eden “homofili” terimini ortaya atmıştır. Araştırmacılar bu olguyu şu şekilde özetlediler: “Benzerlik bağ kurar.” Benzerlik, arkadaşlar, meslektaşlar, eşler ve hatta kardeşler arasında bağlar kurar.
İnsanlar doğal olarak homojen ortamlara çekilirler. Ancak homojenlik iki ucu keskin bir bıçaktır. Çözülemeyen sorunlara çözüm arayanlar, farklı geçmişlere ve bakış açılarına sahip heterojen gruplarda aradıklarını sıklıkla bulurlar. Çeşitli kültürel geçmişlerden on binden fazla ekibi takip eden bir çalışmanın gösterdiği gibi, heterojenliğin yaratıcılığı teşvik ettiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu durum, doğal olarak ortaya çıkan ve ekip anlaşmazlıklarını etkili bir şekilde yönetirse hızla ortadan kalkan bazı çekişmelere de yol açar.
Benzer kişiler genellikle benzer fikirler üretse de, bazı yöneticiler kendilerine benzeyen kişilerden oluşan komiteler kurarak kendi yönelimlerini destekleyen kararlar alırlar. Yönetimde şöyle bir söz vardır: “Eğer astlarım bana benziyorsa, o zaman birimiz gereksizdir.” Bu nedenle, her homojenlik faydalı değildir.
Homojenliğin en tehlikeli yönü, benzerliğimizin kendisi değil, benzerliğin bizi haklı olduğumuza inandırmasıdır. Dolayısıyla, bir kişi hayatının büyük bir bölümünü akranları arasında geçirdiğinde, hayata dair dar bir bakış açısı geliştirebilir.
Bu nedenle, sadece şu soruyu sormak yeterli değil: Kimlerle vakit geçirmekten veya çalışmaktan keyif alıyoruz? Aksine şunu sormamız gerekiyor: Kimlerle aynı fikirde olmamamız gerekiyor? Benzerler bir araya gelir, ancak yeni ve yaratıcı fikirler genellikle benzerler arasında doğmaz ve nihayetinde farklılıklar ve anlaşmazlıklar dostluğu bozmaz.