Memun Fendi
TT

Doğal afet diplomasisi

Fas'ta yaşanan yıkıcı depremin etkisiyle insanlarımızın başına gelenler tüm Arap dünyasında yüreklerimizi parçaladı. Libya’nın Derne kentinde meydana gelen fırtına felaketi de gözlerimizi yaşarttı. Ancak üzülmek yetmez. Harekete geçmek, kolektif becerilerimizin yoksunluğunu ya da kriz diplomasisindeki yetersizliğimizi kabul etmek ve gelecekte olabilecek şeylere hazır olmak için felaketlerden ders çıkarmak gerek. Felaket ister ülke içinde ister dışında olsun, her ülkenin tek tek yardım edebileceğine inandığından hiç şüphem yok. Kral Selman Yardım Merkezi gibi büyük kapasiteli kurumlar var. Ancak burada mesele, farklı ülkelerin kurumlarının tek başına değil de organize ve kolektif bir biçimde eyleme geçmek için koordine olma yeteneğinde yatıyor.

Fas’taki deprem ve Libya’daki fırtınayla ilgili soruların temel bir sorudan başlaması gerekiyor: Arap dünyasında neden afet diplomasisi yok? Yani, bu tür felaketlere hızla müdahale etmek için Arap ülkeleri arasında kolektif koordinasyon düzeyi neden azalıyor?

Bu kolektif müdahalenin sağlanma olasılığını konuşmak için birçok Arap toplantısı yapıldığını biliyorum. Bu meseleyi birçok faal ve emekli diplomatla konuştum. Genelde cevap şu şekildeydi: Geçmişte yapılan diyalogların çoğu ya Arap Birliği’nde çalışanların mevkilerini aklamak ya da sadece raflarda kalıp üzerlerinde tozların biriktiği çalışma kağıtları üretmekle sınırlıydı.

Ortaya bir eylem planı (action plan) çıkarılamıyordu. Ancak makalenin tonunda görüldüğü kadar kötümser değilim. Tam tersine birçok Arap ülkemizde, özellikle de Arap Körfezi bölgesinde, ciddi işler yapma arzusu ve becerisine sahip liderlerin bulunduğunu görüyorum. Ancak şu ana kadar kolektif eylem için net bir fikir belirmedi. Belki de bu kolektif eylemin yeni ve genç bir çalışma sistemi aracılığıyla, yani Arap Birliği ve hatta Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi eski kurumların dışında gerçekleşmesi daha iyi olabilir. Fas’taki deprem ve Libya’daki kasırga mağdurlarının kurtarılması gibi önemli görevleri eş zamanlı olarak yerine getirebilecek, hızlı müdahale ve esnekliğe dayanan, farklı yönetişim ve yönetime sahip sınır ötesi bir kurum gerek. Bu model, devletler düzeyinde iki savaşa birden girebilme yeteneği olarak adlandırılabilir. Burada istenen şey aynı anda iki veya üç felaket ile uğraşmaktır.

Önemli olduğunu düşündüğüm ikinci mesele; Libya ve Fas gibi ülkelerin altyapı ve bina konusunda çıkardıkları dersler, bunların bağımsız kuruluşlar aracılığıyla bilimsel testlerden geçirilmesi ve evlerimiz ile binalarımızın geleceğine ışık tutulmasıdır.

Libya’nın Derne kentinde gençlerin, kasırgalara ve depremlere dayanıklı temeller üzerine inşa edildiğini düşündükleri yüksek binalarından manzarayı çektiklerini gördük. Ancak bir anda, dışarıdan dayanıklı gibi görünen evlerin temelinden çöktüğüne ve dayanıklılık açısından kerpiç evlerden bir farkı olmadıklarına şahit olduk! Öyleyse hem toplumun hem de devletin yapım standartlarına uyması gerekir. Toplum, bürokratik bir karmaşıklık olduğu bahanesiyle bina yapım yönetmeliğinden kaçmamalıdır. Denetim kurumlarının yalnızca bürokratik karmaşıklığı istediğini sanarak bu şekilde kaçan pek çok insan tanıyorum. Bu konuda daimi bir farkındalık oluşturulması gerek.

Üçüncü mesele karşılaştırmadır. Felaketler sadece Arapların başına gelen bir şey değil. Türkiye ve Yunanistan gibi başka ülkelerde de depremler meydana geliyor. Florida, Louisiana, Atlanta ve başka ABD eyaletlerinde de kasırgalar ve fırtınalar yaşanıyor. Örneğin ABD’de büyük felaketlerle mücadeleden sorumlu Federal Acil Durum Yönetim Kurumu (FEMA) var. ABD’nin yönetim sistemi federal olduğundan, federal kurum ile her eyaletin kurumları arasında bir koordinasyon olması gerekiyor. Bu, yanıtın rastgele değil organize verilmesi için askeri manevra tatbikatlarına yakın bir şeydir. Libya ve Fas’ta yaşananları Türkiye, Yunanistan ve ABD’de meydana gelenlerle ve bu ülkelerin benzer felaketlere verdikleri tepkilerle karşılaştırmak, gelecekteki felaketlerle nasıl başa çıkacağımızı daha iyi öğrenmemize yardımcı olur.

Felaket sadece yaşananlar değil, asgari düzeyde koordinasyon sağlama ve tepki verme noktasında yapılmayanlardır da... Allah ülkelerimizi afetlerden korusun. Ancak felaketlerin gerçekleşmesini beklemeliyiz ve bunlarla hızlı ve esnek bir şekilde başa çıkmaya ve aynı anda birden fazla felakete karşılık vermeye hazır olmalıyız. Doğa bizi Fas ve Libya örneğiyle sınadı. Eğer hazır olmazsak bu daha büyük bir felaket olur!