Cuma Bukleyb
TT

İki Kore ve Ukrayna savaşının gidişatı?

Sonunda Kuzey Kore Devlet Başkanı'nın Moskova ziyareti sona erdi. Ancak Batı medyasındaki sızlanmalar ve korkutmalar henüz sona ermiş değil ve daha da zaman alabilir.

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-Un, geçtiğimiz Pazar günü zırhlı trenine bindi ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin'in ev sahipliğinde geçirdiği 6 günden sonra ülkesinin başkenti Pyongyang'a döndü. Yorumculara göre bu, 2011 yılında iktidara gelmesinden bu yana ülkesi dışında geçirdiği en uzun dönemdi.

Ziyaret, Batılı başkentlerin devam ettiği sürece gerginlikle diken üstünde beklemesine neden oldu. Batı medyası, iki başkan arasında kapalı kapılar arkasında yaşananları araştırıp incelemek için evirip çevirmediği tek bir bilgi kırıntısı bırakmadı.

Yorumcular ve analistler olası tüm olasılıkları ele aldılar, ancak gerçek, demir bir perdenin arkasında gizlenerek hepsinin gözünden uzak kaldı. Kuzey Kore'nin komşusu ve tarihi müttefiki Çin ise sessiz kaldı. Elbette bu ziyaret, Washington ve diğer Avrupa başkentlerinin, üst düzey yetkililer aracılığıyla Kuzey Kore Devlet Başkanı'na yönelttiği ve onu Moskova'ya savaş mühimmatı, özellikle de ağır kalibreli top mermileri tedarik etmeyi kabul etmesinin sonuçları konusunda uyaran açık tehditler yapılmadan da geçmedi.

Batı medyasında çıkan haberlere göre, Kuzey Kore Başkanına tanklar, savaş uçakları, uzun menzilli füzeler ve diğerleri de dahil olmak üzere Rus askeri silah cephaneliğindeki en son gelişmeler hakkında bilgi verildi. Ayrıca Vladivostok Limanını da ziyaret eden Kim Jong-Un, Mareşal Shaposhnikov olarak bilinen Rus firkateynini ziyaret etti.

Kuşkusuz, özellikle Ukrayna’ya karşı savaşta Rus stoklarının büyük miktarda tüketilmesi ve Rus fabrikaların bu açığı hızlı bir şekilde telafi edememesi nedeniyle Rus depolarındaki açığı kapatmak için, Kuzey Kore hükümetinin Rus ordusuna top mermisi tedarik etmesi konusunda askeri iş birliği olasılığı, beklentiler dahilinde. Batılı analistler, mühimmat sevkiyatının Moskova'ya ulaşmasının Ukrayna'da yaşanan savaşın gidişatını etkileyebileceğini ve dengeyi Moskova'nın lehine çevirebileceğini düşünüyor.

Öte yandan Batılı analistler Moskova'nın Kuzey Kore'ye sağlayabileceği yardım konusunda ise fikir ayrılığına düştüler. Bazı analistler listede buğday ve gıda sevkiyatlarının da yer alacağını düşünürken, diğerleri Pyongyang hükümetinin çabalarının daha çok uzun menzilli füze ve casus uydu teknolojisi elde etmeye odaklandığına inanıyor.

Ziyaret, Batılı başkentlerde gerginliğe neden olduysa, komşu Güney Kore'nin başkenti Seul için bir kabustu. Bunun nedeni iki ülkenin hâlâ resmi olarak savaş halinde olması. İki Kore arasındaki savaş 1953'te durdu ancak ateşkes iki tarafın savaşı sona erdirecek bir anlaşma imzalamasıyla sonuçlanmadı. Ukrayna savaşının son aylarında, Güney Kore mühimmat fabrikaları Kiev hükümetine ağır top mermileri tedarik etti ama bu dolaylı olarak yapıldı. Yani sevkiyatlar ABD’ye gönderildi, oradan da hızla Ukrayna’ya aktarıldı. Seul hükümetinden yardım istemek, Amerikan mühimmat depolarındaki ciddi sıkıntı nedeniyle ABD'nin isteği üzerine gerçekleşti.

Batı'daki analistler, Pyongyang hükümetinin Moskova'ya mühimmat sevki etmesi durumunda Seul hükümetinin de muhtemelen doğrudan Kiev'e mühimmat sevk edeceğini tahmin ediyor. Kore Savaşı sırasında Sovyetler Birliği, Çin ile iş birliği ve koordinasyon içinde, Pyongyang'ın komünist hükümetine silah ve mühimmat tedarik etmişti. Artık durum değişti. Muhtemelen yakında Pyongyang'dan Moskova'ya mühimmat sevkiyatı göreceğiz.

Güney Kore Devlet Başkanı, Pyongyang'ın Moskova ile iş birliğini "yasadışı" olarak nitelendirerek kınadı. Bu hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bir konuşma yapmak üzere New York'a gidecek olan Güney Kore Devlet Başkanı’nın konuşmasının önemli bir kısmını kuşkusuz Kuzey Kore Liderinin ziyaretinin kınanması oluşturacak.

Bu bağlamda, üst düzey bir Amerikalı generalin son iki gün içinde ziyarete ilişkin yaptığı bir açıklamaya işaret etmekte fayda var.

General, Pyongyang'dan Moskova'ya olası mühimmat sevkiyatının Ukrayna'daki savaşın seyri üzerinde çok az etkisi olacağını vurguladı.

Peki biz kime inanalım?