Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

Niye eğri oturup doğru konuşmuyoruz?

Mısır ve Ürdün dışişleri bakanları, ‘Kızıldeniz’de seyir güvenliğinin, iki ülkenin ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu’ belirttiler. Aslında bu, tüm bölgenin güvenliğinin ve aynı zamanda uluslararası deniz trafiğinin ve dolayısıyla küresel ekonominin güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ekonomi uzmanları, Husi grubunun Yemen’de yaptıklarının İsrail için bir şey ifade etmekten ziyade bölge genelinde, uluslararası toplumda ve en çok da ülkelerimiz üzerinde zarara yol açtığını biliyor. Aynı şekilde politikacılar da bölgemizde meydana gelen olayların herkes için zararlı olduğunun farkında.

Başka bir ifadeyle anlatacak olursak olup biten şu:

İsrail Gazze, Suriye ve Güney Lübnan’ı vuruyor. İran da Husiler gibi milislerini kullanarak güvenliğimizi etkilemek suretiyle karşılık veriyor. Bu sırada İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) de başta Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere ılımlı Arap ülkelerini şeytanlaştırıyor.

Dolayısıyla milislerin destekçilerinin bölge ülkelerini ve istikrarlarını hedef almaya yönelik gerçek bir girişimiyle karşı karşıyayız. Diğer bir ifadeyle, İran, milisleri üzerinden sahada kaybettiğini, bölge ülkelerinin ve tabi ki dünyanın ekonomilerini hedef alarak geri almaya çalışıyor.

Bu nedenle, bugün Mısır ve Ürdün dışişleri bakanlarının yaptığı gibi, eğri oturup doğru konuşmamız gerekiyor. Bugün sahadaki gerçekliği ve risklerini iyi betimleyen ve içeride adım atmayı, hatta uluslararası kararları harekete geçirmeyi kolaylaştıracak bir konuşmaya ihtiyacımız var.

Evet, Gazze’deki savaş ölümcül, yıkıcı ve kabul edilemez. Ancak bunu, onu çıkaran kişi yaptı. Sırf bazı grupların güvenliği ve bekası için Gazze’nin ve halkının kaderi kumar meselesi haline getirilemez.

Herkesin kafası karışmışken Filistin Yönetimi’nin şimdiye kadar sahne ve tehlikelerine uygun bir şekilde davranmaması doğru değil. Bütün Lübnan’ın, savaş sesinden daha yüksek bir ses olamayacağı bahanesiyle, Hizbullah gibi bir terör örgütünün eline bırakılması yanlış.

Bu yüzden Gazze halkını korumak ve bazı gruplara sorumluluk yüklemek için eğri oturup doğru konuşmalıyız. Bu grupların amacı Gazze halkını mı kurtarmak yoksa İran projesine mi hizmet etmek? Arap kamuoyunun bölgeyi ve ülkelerini çevreleyen tehlikelerin boyutlarını bilmesi için açık açık konuşmalıyız.

Araplar uluslararası çözümler arayarak her şeyi yapmışlar ve tüm kınamaları sunmuşlardır. Şimdi aynı şeyi, ancak bu sefer bölgede ve burayı oyuncağa çevirenler için yapma zamanı geldi. Bölge, İsrail ve İran milisleri arasında böyle tutsak edilemez.

Bu yüzden soruyorum; Gazze halkının akan kanının dindirilmesi ve savaşın durdurulması konusunda aslında ne kadar ciddi olunduğunu gösteren inisiyatif niteliğinde bir konuşmanın zamanı geldi mi gelmedi mi? Bölgenin güvenliği konusunda gerçekten ciddi olup olmadığının anlaşılması için İran’ı sorumlu tutan bir konuşma yapmanın zamanı geldi mi gelmedi mi?

Bu bir oyalama değil, aksine sorumluluk yüklemedir. Tıpkı 2006 savaşında Hizbullah ile olduğu gibi... O yıl Hizbullah girdiği savaş macerasıyla Lübnan’a şu ana kadar bedel ödeten kan ve kurban kapılarını açmış ve ülkeyi halen kurtulamadığı bu savaşın etkilerine hapsetmişti.

Bugün Türkler sessizken, İran’ın açıklamalarının slogandan başka bir şey olmadığı, hedefin bölgenin güvenliği ve ekonomisi olduğu ve savaş uzayıp bölgede yayıldıkça siyasi olarak biten Netanyahu’nun çılgınlığına hizmet etmek olduğu ispatlanmıştır. Bu nedenle artık eğri oturup doğru konuşalım diyoruz.