ABD güçleri, 20 gündür Husi füze sistemlerini, İHA'ları, hava savunma sistemlerini, silah depolarını, komuta merkezlerini ve eğitim tesislerini, Sana'nın yanı sıra birçok şehirdeki liderlerinin evlerini yoğun bir şekilde bombalıyor.
Eğer operasyonlar bu yoğunlukla devam eder ve Husilerin askeri kapasitesinin geri kalanını da ortadan kaldırırsa milis gücünün varlığı sona erer mi ve bundan sonra ne olur?
Suriye'de Esed'in gücünün zayıflamasının ardından Heyet Tahrir eş-Şam, Suriye ve bölgedeki durumdan yararlanarak İdlib ve Halep'ten yaklaşık 400 kilometre uzaklıktaki Şam'a kadar ilerleyerek rejimi devirdi.
İsrail Lübnan'da Hizbullah'ın askeri kapasitesini yok etti ve liderlerini tasfiye etti. Lübnan ordusu boşluğu doldurdu, otoyolları, havaalanını ve tüm hayati tesisleri kontrol altına aldı. Bir cumhurbaşkanı seçildi ve bir hükümet kuruldu.
Şimdi Yemen'de Husilerin gücü yok ediliyor, hatta çöküyor ama biz bir alternatifin belirdiğini görmüyoruz. Askeri harekâtın etkili olduğu görülüyor ve Husiler kalan güç ve kapasitesini kurtarmak için Washington ile bir anlaşmaya varmaya çalışacaktır. Ancak denizden ve havadan yapılacak saldırılar ondan kurtulmaya yetmeyecek, zira herkes silahlı bir Yemenli grubun başkent Sana'nın kontrolünü ele geçirmesini bekliyor. Bu gerçekleşmeden, çatışmalar sona erdikten sonra İranlı milis grubu başkentte toparlanıp kuzey Yemen'i kendi yönetimi altında tutmaya devam edebilir.
Husiler, Hizbullah, Taliban ve diğer bölgesel dini milis gruplar askeri olarak yenildiklerinde sona ermezler, bölgesel ve dış çelişkilerden yararlanarak geri dönebilir, gençleri örgüte katabilir, para toplayabilir, ittifaklar kurabilirler.
ABD'nin bu askerî harekâtının önemi, Husilerin eylemlerinin suç sayılması yönündeki uluslararası mutabakatın ardından gelmesinde yatıyor. Gelgelelim Amerikalılar savaş ile sadece iki hedefi gerçekleştirmek istiyorlar: Uluslararası seyrüseferi tehdit eden Husi askeri kapasitesini ortadan kaldırmak, ikincisi, milis grubunu geçen gemileri tehdit etmekten vazgeçirmek. Bu durumda dünyanın sorunu olarak Husiler bitecek ama Yemen halkının ve bölgenin sorunu olmaya devam edecek.
Husiler askeri olarak kuşatıldığında, fırsatı kaçırmamak için sadece uluslararası seyrüsefer sorununu çözmek değil, Yemen iç savaşının bütününe son vermek için tamamlayıcı bir siyasi çözüm aranmalı. Herhangi bir siyasi çözüm yeni olacak ve Husilerin gücüne son verilmeden önceki taleplerini içermeyecektir. Husiler güvenlik güçleri ile silahlı kuvvetlerin kontrolü de dahil, hükümeti ve önemli bakanlıklarını yönetme konusunda hırslıydı. Ama eski koşullar artık mevcut gerçekliğe uymuyor.
Husilerin beyaz bayrak çekip Babul Mendeb Boğazı'ndan geçen Amerikan gemilerinin yanı sıra diğer gemileri tehdit etmeyeceklerine dair söz vermelerini bekleyen Washington, geçen ayın ortalarından beri askeri saldırılarını sürdürüyor. Bu hedeften çok da uzak olmadığımızı ve Husilerin Gazze krizinin çözümü doğrultusunda saldırılarını durdurduğunu iddia edeceğini düşünüyorum. Gerçekte ise Yemen'deki gücünün yok edilmesinin sonucu olarak saldırılarını durdurmuş olacak.
Husiler, Sana'da iktidarda kalmaya devam ederse bu onun için bir zafer olacaktır. Zira Esed rejimi devrildi, Hizbullah çöküşün eşiğinde ve Hamas da Gazze'deki iktidarını sona erdirecek müzakereleri sürdürüyor.
Askerî harekât, Husileri tamamen ortadan kaldırarak veya gücünün önemli bir bölümünden vazgeçmeye zorlayarak durumu değiştirmeye katkıda bulunabilir ama bu, sahada askeri bir ekip olmadan başarılamaz. Husilerin zayıflığından faydalanmak ve beraberinde getireceği yeni tehlikelerle olası bir boşluğu önlemek amacıyla, merkeze doğru harekete geçecek ve hem Yemen’de hem de uluslararası alanda kabul gören bir Yemenli silahlı güç var mı?
Bu durumda Husilere alternatif, bir askeri darbe veya bir başka milis gücünün kontrolü ele geçirmesi değil, Husileri kovacak ve daha önce müzakere edilen çerçevede siyasi çözümü destekleyecek bir güçtür. Husiler 2014 sonlarında iktidarı ele geçirip siyasi süreci aksatmasaydı Yemenliler uzlaşı yönünde iyi bir ilerleme kaydetmişlerdi. Bu tarihten önce Yemen'de büyük bir çaba vardı; Yemenliler diyalog yoluyla anayasa ve kurumları içeren bir yol haritası üzerinde mutabakata varmış ve geçiş süreci konusunda uzlaşmışlardı.
Husilerin iktidarı ele geçirmesinden sonra bile bir oluşum olarak meşru yönetimin varlığı korundu ve bu durum milislerin uluslararası alanda tanınmasını engelledi. Meşru yönetim bugün hâlâ Yemen'in uluslararası hukuki varlığını koruyor ve kendi hükümeti, bakanlıkları, büyükelçilikleri, ulusal para birimi ve merkez bankası bulunuyor. Herkes için bir şemsiye olarak kalabilir, savaş ve kaos halini sona erdirebilir, şemsiyesi altında sorunları çözebilir.
ABD'nin bugün Husi milislerine yönelik düzenlediği saldırılar, Yemen'de önümüzdeki yıllarda tekrarlanmayacak bir değişim fırsatını temsil ediyor.