2019'da DEAŞ yenilgiye uğratıldığında ve lideri Bağdadi öldürüldüğünde, bazıları bunun DEAŞ'ın sonsuza dek ortadan kalktığı anlamına geldiğini sandı. Ancak gerçek şu ki, örgüt büyüdü, yayıldı ve modern dijital platformlarla “evrimleşti”. Dahası DEAŞ'ın bu platformlardaki söylemi, tüm köktenci hareketler arasında en modern olanıdır.
O dönemde zaman içinde ele alınacak askıda kalmış sorunlardan biri de DEAŞ savaşçılarının ailelerinin ve çocuklarının kaderiydi. Ancak on binlerce insan, erkek ve kadın, genç ve yaşlı, tahta sandalyeler veya kaplar gibi, etkilemeden veya etkilenmeden yaşayan ne büyüyen ne de küçülen varlıklar değiller. Onlar, zihinleri ve duyguları büyüyen ve bunlarla birlikte hayalleri ve nefretleri de büyüyen insanlardır.
Şam hükümeti ile Rakka ve Deyrizor'daki eski DEAŞ kontrolündeki bölgeleri kontrol eden SDG güçleri arasında son zamanlarda yaşanan çatışmaların ardından, özellikle toplu gözaltı kampları ve hapishanelerin dışında bulunan destek tabanları göz önüne alındığında hem genç hem de yaşlı DEAŞ savaşçılarının kaçma tehlikesi yeniden gündeme geldi.
Agence France-Presse'e (AFP) konuşan iki Iraklı güvenlik yetkilisine göre, ABD ordusu yaklaşık 7 bin savaşçıyı transfer etmeye karar verdi.
Tahminler, hapishaneler ve toplu gözaltı kamplarının dışında Suriye'de halen yaklaşık 5 bin DEAŞ savaşçısının bulunduğunu gösterirken, Irak'ın engebeli Hemrin Dağları'nda yaklaşık 500 DEAŞ savaşçısının bulunduğundan bahseden bilgiler de var.
Bu nedenle, hapishaneler ve kampların dışındaki DEAŞ savaşçıları ve ailelerinin (çocuklar dahil) değil, içinde bulunanların durumu küresel bir endişe kaynağıdır. İronik bir şekilde, bunların büyük bir kısmı Avrupa ve Batı ülkelerinden geliyor.
Irak geçici Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, “dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin, Suriye'den Irak'a transfer edildikten sonra DEAŞ üyesi olduğu için tutuklu bulunan vatandaşlarını geri almaları” gerektiğinin altını çizdi.
Sudani, DEAŞ’lı mahkumların Irak hapishanelerine “geçici olarak” transfer edilmesinin hem Irak ulusal güvenliğini hem de bölgenin güvenliğini korumayı amaçladığını belirtti.
Bu arada, Başbakanın danışmanı Hüseyin Allavi, Batılı ülkelere DEAŞ’lı vatandaşlarını geri almaları çağrısında bulundu. Allavi, Al-Arabiya'ya yaptığı açıklamalarda, Iraklı yetkililerin bu sorunu çözmek için Fransa ve Avrupa Birliği ile temas halinde olduğunu açıkladı. “Avrupa Birliği'nden DEAŞ üyesi olan vatandaşlarının sorumluluğunu üstlenmesini istedik” dedi.
Bu, her iki tarafın da diğerinin kucağına atmaya çalıştığı bir bomba gibi. Ancak 2017'de çocuk olan DEAŞ’lılar şimdi güçlü ve sert genç erkekler. Fransa, Belçika ve terörizmle mücadele hakkında gece gündüz ders veren diğer Batı ülkeleri, DEAŞ’a katılan oğullarını ve kızlarını geri almalılar.
Batılı DEAŞ’lılar Batı'nın sorunudur, Arapların ve Müslümanların sorunu değil.