Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist
TT

İran kayıplardan kaçınmak için Ukrayna savaşı kartını oynuyor!

Ukrayna'da devam eden savaşın ortasında, Batı'daki birçok kişi bu çatışmayı askeri gücün sınırlarına dair açık bir ders ve askeri maceraların ters tepebileceğinin kanıtı olarak görüyor. Ancak gerçekte, bu yorum bir yönüyle eksik, çünkü İran gibi rejimlerin yakından gözlemlediği, bir uyarı olarak değil, derslerle dolu deneyim olarak gördüğü daha karmaşık bir açı da var. Bu, görüşünü aldığım muhatabımın, emekli bir subayın vardığı sonuçtur; kendisi yaşananların savaşın geleneksel yorumunun çok ötesine geçtiğine inanıyor.

Savaşın başlangıcından bu yana geçen yıllar içinde Rusya, bazılarının tahmin ettiği gibi çökmedi, aksine açık bir uyum yeteneği gösterdi. Kapsamlı ekonomik yaptırımlara ve siyasi izolasyona rağmen, Moskova önceliklerini yeniden düzenlemeyi, iç üretimini artırmayı ve başta Çin olmak üzere yeni ortaklarla ilişkilerini genişletmeyi başardı. Bu uyum sadece ekonomik değildi; askeri ve güvenlik altyapısına da uzandı. Rusya, muharebe yöntemlerini geliştirdi ve uzun süreli bir savaşın gerçeklerine uyacak şekilde kapasitesini yeniden düzenledi.

Emekli subaya göre bu deneyim, kendisi de yaptırımlar ve uluslararası baskı ile uzun süredir mücadele eden İran için özellikle ilgi çekici görünüyor. Kısıtlayıcı bir ortamda faaliyet göstermek Tahran için alışılmadık bir durum değil. Dahası alışılmadık ticaret ağları yoluyla veya eksiklikleri telafi etmek için yerli sanayiyi geliştirerek alternatifler bulmaya alışmış durumda. Bu nedenle, Rusya deneyiminde gözlemledikleri, dış baskının ne kadar yoğun olursa olsun, rejimin mutlaka çökeceği anlamına gelmediği yönündeki inancını pekiştirebilir.

Askeri cephede ise dersler daha da açık görünüyor. Ukrayna'daki savaş, savaş operasyonlarında temel bir unsur haline gelen insansız hava araçlarının kullanımında dikkat çekici bir gelişmeye tanık oldu. İran, Ukrayna altyapısını hedef almak için kullanılan insansız hava araçlarını Rusya'ya tedarik ederek bu alanda savaşın daha erken bir döneminde rol oynadı. Ancak bu iş birliği sadece tedarikle sınırlı kalmadı; uzmanlık paylaşımını ve performans konusunda iyileştirmeleri de içerecek şekilde gelişmiş gibi görünüyor.

Emekli subay, Rusya'nın bu insansız hava araçlarını modifiye ettiğini ve hem menzil hem de hassasiyet açısından etkinliklerini artırdığını, yerli üretimlerini genişleterek daha yaygın kullanımlarını sağladığını belirtiyor. Buna karşılık İran, teknolojilerini gerçek bir savaş meydanı koşullarında test etme ve gelişmiş savunma sistemleriyle yüzleşme konusunda nadir bir fırsat elde etti. Bu pratik deneyim, Tahran'ın sistemlerinin güçlü ve zayıf yönlerini anlamasına ve gelişimlerini hızlandırmasına olanak tanıdı.

İş sadece insansız hava araçlarıyla sınırlı kalmadı; savaş, Rusya'yı elektronik savaştan füze üretimi ve hatta komuta ve kontrol yöntemlerinin değiştirilmesine kadar birçok alanda yenilik yapmaya teşvik etti. Bu dönüşümler, savaş baskısı altında gerçekleştirilmiş olsa da öğrenme ve uyum sağlama konusunda açık bir yeteneği yansıtıyor. Bilhassa yıllarca rakiplerine karşı alışılmadık stratejilere güvendiği göz önüne alındığında İran, bu yeteneği büyük bir ilgiyle gözlüyor.

Buna ilave olarak Rus deneyimi, rejimlerin dayanıklılığı konusunda değerli bir ders sunuyor. Bazıları yaptırımların ve askeri kayıpların nihayetinde siyasi değişime yol açacağına bahis oynarken, Rusya, güçlü, merkezi rejimlerin şokları absorbe edebildiğini ve bütünlüğünü kaybetmeden yüklerini içe doğru kaydırabildiğini gösteriyor. Dahası bazı göstergeler Rus ekonomisinin içe doğru yeniden yönlendiğini ve minimum düzeyde istikrarı korumayı başardığını gösteriyor.

Emekli subay, bu durumun, İran'ı zamanın kendi lehine olduğuna ve uzun süre baskıya dayanabileceğine dair düşünceye dayalı benzer bir yaklaşım benimsemeye teşvik edebileceğini belirtti. Böyle bir algı, maliyetin ne kadar yüksek olursa olsun yönetilebilir kaldığı inancından kaynaklanan daha sert pozisyonlara doğru kendisini itebilir.

Söylediğine göre en hassas nokta ise güvenlik aygıtının rolünde yatıyor. Rusya'daki savaş, çatışmanın devletin toplum üzerindeki kontrolünü nasıl güçlendirebileceğini gösterdi. Çatışmalar devam ederken, bağımsız medya kuruluşları susturuldu, sansür sıkılaştırıldı ve güvenlik servislerinin yetkileri genişletildi; bu da muhalefet alanının önemli ölçüde daralmasına yol açtı.

Bu model, rejimin istikrarını korumak için zaten güçlü güvenlik birimlerine güvenen İran için yabancı değil. Ancak Rus deneyiminin sunduğu şey, savaşın ve hatta sürekli savaş tehdidinin, daha fazla iç baskıyı haklı çıkarmak için nasıl kullanılabileceğine dair bir modeldir. Bu gibi durumlarda güvenlik mutlak bir öncelik haline gelir ve baskıcı önlemler devleti korumak için zorunluluk olarak sunulur.

Böylece hassas bir denklem oluşuyor: Dışarıdaki bir savaş, içeride daha sıkı bir kontrolle karşılanıyor ve rejime daha fazla direnç kazandırıyor. Ancak bunun açık bir iç bedeli de var.

Bu veriler ışığında, Ukrayna'daki savaşa dair ilk okumanın canlandırdığından daha karmaşık bir tablo ortaya çıkıyor. Benzer çatışmalara girişmeyi düşünen rejimleri caydırmak yerine, bu savaş, baskıya nasıl uyum sağlanacağına ve zorluklara rağmen nasıl direnileceğine dair bir model sunarak ilham kaynağı olabilir.

Amerika Birleşik Devletleri açısından bu gerçeklik, yaptırımlar ve ekonomik baskı gibi geleneksel araçlarının etkinliği hakkında ciddi soruları gündeme getiriyor. Hedef alınan rejimler uyum sağlayabiliyorsa ve hatta krizleri kendi yeteneklerini güçlendirmek için fırsatlara dönüştürebiliyorsa, bu araçlar istenen sonuçları vermeyebilir.

Sonuç olarak, asıl tehlike, İran’ın Ukrayna'da olanları yanlış anlaması değil, tam olarak anlamasında yatıyor. Eğer Rusya'nın deneyimi direnç ve gücün kanıtı olarak yorumlanırsa, daha deneyimli, uyumlu ve istekli bir rakiple karşı karşıya kalındığında, bir sonraki aşama daha da büyük zorluklar sunabilir.

Emekli subay, bu deneyimdeki askeri, ekonomik ve güvenlik boyutlarının etkileşiminin, kendisine göz ardı edilmesi zor olan kapsamlı bir karakter kazandırdığını belirterek sözlerini tamamlıyor. Ona göre savaş artık sadece sahadaki bir çatışma değil, devleti içeriden yeniden şekillendirmek ve dış ilişkilerini yeniden tanımlamak için bir çerçeveye dönüştü. Eğer İran başkalarının deneyimlerinden ders çıkararak bu yönde ilerliyorsa, gelecekteki herhangi bir çatışma sadece geleneksel güç dengesiyle değil, aynı zamanda sabır, uyum ve uzun vadeli çatışma yönetimi kapasitesiyle de ölçülür olacak. Bu ise durumu daha da karmaşık ve hassas hale getiriyor.