Araç kiralama sektörü 1960'larda Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıktı ve gelişti. Sektörün bir numaralı şirketi bir yıl muazzam bir kâr elde etti ve bunun üzerine “Bir Numara Kim?” başlıklı ulusal bir reklam kampanyası başlattı. Rakibi ise ona şöyle yanıt verdi: “Tahmin etmeyin. Biz İki Numarayız!”
Böylesine rekabetçi ve karmaşık bir yarışmada ikinci sırada olmak hiç de küçük bir başarı değil. Henüz ikinci olamamış olanları düşünün. Ya da kaybetmiş olanları. Mısır ve Fas Dünya Kupası'nda takdire şayan bir performans sergiledi. Yine de elendikleri için üzülenler komploları ve komplocuları kınamak için açık bir davette bulundular. Milyonlarca insanın önünde oynanan bir maçta ne tür bir komplo olabilir ki?!
Diğer takımlar hakkında hiçbir komplo teorisinden bahsedilmedi: Fransızlar, İspanyollar, Brezilyalılar ve Afrikalılar. Bu, hile yapmanın imkânsız olduğu tek oyun; milyonlarca seyirci, en iyi hakemler, en yeni kameralar ve hassas zamanlamalar var. Bu bilgisizce yakınmalar, Arap takımlarının sergilediği ilerleme ve gelişmeye yakışmıyor. Hiçbir etkinlik, futbol festivalleri kadar insanlığı küreselleştirmiyor. Bu, batıl inançlı bir dile tahammül edemez. Önünde milyonlarca insanın oluşturduğu bir insan sahnesi var; kimisi mutlu, kimisi üzgün ve hepsi de tezahürat yapıyor.
Küçük şeyler, büyük meseleler karşısında önemsiz görünür. Ama dünya böylesine önemli bir olayla dolup taşarken, önemsiz şeylere takılıp kalmak doğru mudur? Bunlar önemsiz şeyler değil; bunlar, daha büyük toplumun tamamını tehdit eden anormal belirtilerdir. Ve biz sadece yazdıklarımız ile sıradan tanıklarız. Ancak en büyük tehlike, bilginlerimizin, güvenilir otoritelerimizin ve Muhammed Ebu el-Gar gibi önde gelen entelektüellerimizim yazdıklarında yatıyor. İsmi, sahibine ne kadar da yakışıyor! Üstadımız, istatistiklerini, bilgisini ve kararlılığını yüzümüze vurduğunda bazen bizi korkutuyor. Dehası sergilediğinde sevindiriyor. Ve asla yorulmuyor. Allah ona sağlık ve afiyet versin.