Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Libya romanı

Libya'nın hafızalardan silindiğini ve unutulduğunu düşündüğümüz her an, durumu düzeltmeye çalışan etkileyici bir eser ortaya çıkar. Libyalılar genellikle doğuştan yazardır ve zamanlarının geri kalanını okumaya adarlar. Başka her şey anlamsızdır. Ne yazık ki, çok sayıda Libyalı yazar zamanın sislerinde kaybolmuştur. Yetenekli, zeki ve dahi insanların izlerini kırk yıl boyunca tek bir adamın defterlerinde kaybettik. Bu güzel edebi mirasın koruyucularından biri de ülkesinin edebi ve siyasi hayatı hakkında her yıl zengin bir eser sunan Sayın Salim el-Kabti'dir. Bazen Libyalılar tek bir kalemle, tek bir üslupla ve tek bir tutkuyla yazdıkları izlenimini veriyorlar. Böylece, “Libya'da Askeri ve Siyasi Örgütler 1952-1969” adlı eser, araştırma başlığı verilmiş, anlatısal, şiirsel, ansiklopedik bir kurgu eseri olarak karşımıza çıkıyor. Bir de Sadık el-Nihom var ki yazıları, Bingazi'deki “Haşiş Pazarı”nın zorluklarını Helsinki Üniversitesi'ndeki karşılaştırmalı edebiyatla harmanlayan o okuldaki birçok genç yazarı etkilemiştir.

Doğrusu, kitabın başlığı biraz yanıltıcı. Askeri ve siyasi örgütler sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Bu bölüm de 1 Eylül darbesinin arifesinde Libya'daki durumun kısa bir özeti. Ancak bu anlatının en önemli kısmı, Teğmen Muammer Kaddafi ve yoldaşları tarafından gizlice yönetilen Subaylar Hareketinin ilk günlerinin öyküsüdür. Bir kargaşa ve kaos vardı. Darbeciler bir başbakan arıyorlardı ve Mahmud el-Mağribi'yi seçtiler, ancak iki hafta sonra onun Filistin'de doğmuş bir Libyalı olduğu ortaya çıktı.

Kabti, tam bir objektiflikle, hikâye anlatıcılarının yaptığı şeyi yapıyor. Olaya, ayrıntılara ve insanların ve ülkenin koşullarına geri dönüyor. Hiçbir sıfat yok. Hiçbir betimleme yok. Hiçbir yargı yok. Bir ülkenin değil, bir bireyin öyküsü gibi okunan bir anlatı. Ancak Kabti, anlatıyı isimlerle zenginleştiriyor. Onlarca isim. Onlarca olay. Sanki olayı dışarıdan, sadece tarih adına gözlemleyen araştırmacılar tarafından sakin ve tarafsız bir şekilde hazırlanmış bir iddianameye benziyor. Ancak Libyalı yazar, üslubundan kurtulamıyor gibi görünüyor. Sadık Nihom'un cübbesinden de. Ve o cübbe ne kadar güzel.