Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Hırsız mısınız?!

Mısırlı bir kadının videosu viral oldu. Geleneksel bir mahallede yaşayan kadın, pencereden mahalleye ve komşusunun balkonuna bakarken, bir adamın borulara tırmandığını görüyor. Şaşıran kadın, alçak sesle ve oldukça kibarca, “Hırsız mısınız?!” diye soruyor.

Borulara tutunan adam, “Hayır, bir şey yok” diyerek inkâr etmeye çalışmadan önce gözle görülür şekilde telaşlanıyor. Ardından binanın altındaki bir arabanın üstüne atlayıp kaçıyor.

Videonun gerçekliği ve konuşulanların gerçek mi yoksa yapay zekâ ile mi eklendiği henüz doğrulanmadı.

Ama bunların hepsi benim için önemsiz. Asıl mesele kaos, kötülük, tüm normların çöküşü ve kuralsızlık dünyasından bir sahne ile kadının ilkelerine ve üslubuna olan sarsılmaz bağlılığı arasındaki açık zıtlıktır. Bahsettiğimiz sahne bir adamın başkalarının özeline ve mahremiyetine pervasızca ve utanmazca tecavüz etmesi, açıkça hırsızlık niyetiyle hareket etmesidir.

Bu, kendi üslubunu bırakıp diğerinin üslubunu benimsemeyen, disiplinli ve incelikli bir kadının imajıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Kadın diğerinin kaotik, dizginsiz ve kaba dünyasının üslubuyla değil, kendi bakış açısı ve dünyasının diliyle ona hitap etmeyi seçiyor. İşte gerçek zafer ve gerçek güç budur.

O, geleneksel mahallede yaşayan Mısırlı bir kadın ve Mısır kültüründe sıkça söylendiği gibi, erdemin temel ve standart bir yere sahip olduğu bu ülkenin insanlarının ahlak anlayışını benimsiyor. Bu sebeple ahlaki mirasımızdan aşağıdaki meyveleri sunmak istiyoruz:

Sahih Buhari'de Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Aişe'ye şöyle buyurmaktadır: “Ey Aişe, insanların en kötüsü, dünyadayken şerrinden korunmak için diğer insanların kendisinden uzaklaştığı kimsedir.” Tirmizi'nin naklettiği bir hadiste şöyle buyurulmaktadır: “Mümin; insanları kötüleyen, lanetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.”

Yine Tirmizi'de yer alan bir başka hadiste ise şöyle buyurulmaktadır: “Kaba söz, ayıptan başka bir şey getirmez! Hayâ ve edep ise, girdiği yeri süsler.”

Sahabe Ebu’d Derda'nın sivri dilli bir kadın gördüğünde, “Keşke dilsiz olsaydı, onun için daha hayırlı olurdu” dediği rivayet edilir.

Bu tür öğütleri hatırlamak ve ahlaki bir sınav anında Mısırlı kadının örneğine odaklanmak sürekli gerekliliktir. Zira sosyal medya ve geleneksel medya pazarında, tartışmalarda, hatta sırf kabalık olsun diye, bayağılığın ve müstehcenliğin normalleştiğini görüyoruz.

Gerçek güç, hakaretlerin cazibesi ve bayağılığın verdiği arzu ne kadar çekici olursa olsun, yetiştirilme tarzınıza ve ahlak kurallarınıza sadık kalmanızdır.