Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Körfez ruhu için

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) neden kuruldu?

Temel amaç, bağları güçlendirmek, çıkarları en üst düzeye çıkarmak ve bu devletlerin halklarının güvenliğini, refahını ve geleceğini güvence altına almaktır.

Kuruluş tüzüklerine ve belgelerine bakmama gerek yok; bunlar KİK Sekreterliğinin resmî web sitelerinde mevcuttur ve 25 Mayıs 1981'de Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de düzenlenen ilk zirvedeki kuruluşundan bu yana Konseyin oturumlarında yer almıştır.

Evet, Körfez ülkeleri şiddetli fırtınalarla karşılaştı, ancak Körfez gemisi, tıpkı Kuveyt'ten el-Ukayr, el-Cübeyl, ed-Dammam, Katif, Bahreyn, Katar, Abu Dabi, Dubai, Res el-Hayme, Musandam ve Suhar'a kadar Körfez kıyılarının sakinlerinin atalarının yaptığı gibi, güvenle yolculuğuna devam etti.

Bugün, Körfez gemisi İranlı, Amerikan ve İsrailli çalkantılı dalgalar arasında yol almaya çalışırken, medya sansasyonculuğu ve anlamsız, boş tartışmaların uydurulması tehlikesi bulunuyor.

Bu nasıl bir zihniyet ki, anlaşmazlık alevlerini canlı tutmaya programlanmış ve ne zaman söndürülse veya neredeyse söndürülse, yeniden alevlendirilmeye çalışılıyor?!

Körfez halkları arasında bu fitneleri kışkırtanlar kimler?!

Onların varlığını sadece varsaymıyoruz; ne yazık ki, sosyal medya platformlarında ve hatta geleneksel medyada bile her gün gözlerimize çarpan günlük bir gerçekliktirler.

Bu nedenle, KİK ülkeleri enformasyon bakanları dün, çarşamba günü, Bahreyn'in başkenti Manama'da bir toplantı gerçekleştirdiler. Yayınladıkları bildiride, Körfez saflarının birliğini hedef alan veya KİK devletlerini, sembollerini ve halklarını kötüleyen her şeye kesin bir şekilde karşı olduklarını açıkladılar.

Bildiride, bu ihlallerin faillerinden hesap sormanın, ulusal yasaların ve ilgili onaylanmış KİK kararlarının uygulanması yoluyla, her ülkede izlenen prosedürlere uygun olarak ülkelerin yetkili makamlarının sorumluluğunda olduğu belirtildi.

Bakanlar, KİK devletleri, liderleri ve halkları arasındaki birlik ve dayanışmanın, güvenlik ve istikrarın korunması ve Körfez kazanımlarının sürdürülmesi için temel bir unsur olduğunu ifade ettiler.

Önemli olan, bu sözlerin gerçek ve sürekli bir pratik uygulamaya dönüştürülmesidir. Zira, bilge Emevi şairi Nasr bin Seyyar'ın dediği gibi:

“Ateş iki çubukla yakılır, savaş ise sözlerle başlar!”

Farklı görüşler ve çeşitli yorumlar insan doğasının bir parçasıdır. Farklı zevkler olmasaydı, mallar satılmazdı ve farklı olmaya devam etmezlerdi.

Ancak bu bir şey, çekişme çıkarmak ve anlaşmazlık tohumları ekmek ise bambaşka bir şeydir.

Dahası, kaba ve kötüleyen bir dil kullanmak ve başkalarını -ırklarını, halklarını, tarihlerini, hatta yemeklerini, giysilerini, lehçelerini ve müziklerini- didik didik etmek ve kötülemek en tehlikeli şeylerden ve ahlaksızlığın en çirkin biçimlerinden biridir. Ahlaksızlık ise tümüyle çirkindir.

Bu, farklılıkları ortadan kaldırmaya, çeşitliliği engellemeye veya eleştiriyi yok etmeye yönelik bir çağrı değildir. Aksine, bunları boş konuşmalardan ve kötü niyetli eylemlerden ayırmaya yönelik bir çağrıdır.

Bu kötü davranışta bulunanlara gelince, bunlar içerideki akılsız bireyler ile dışarıdaki kötü niyetli bireylerin ve belki de onların içerideki bazı takipçilerinin bir karışımıdır.