Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Puanlarla

Donald Trump, bulunduğu her yerde korku saldı. İki unsurdan oluşan kudretli bir figür: heybetli boy pos ve korkunç bir makam. Bu baskın varlığı hep bir adım öndeydi; başkanlık uçağından inişinde, basın mensuplarının karşısında, dünya siyasetçilerine fikir dikte ederken ve dünyada kendisinden başka kimse yokmuş gibi hareket ederken hep hissedildi.

Resmi fotoğraflarında Vladimir Putin’in yanında, Şi Cinping’i karşılarken ya da kısa boyu ve mahkûm kıyafetlerini andıran hâkî üniformasıyla Vladimir Zelenskiy ile alay ederken hep böyle görünüyordu. Bütün bu dış görünüşlerin yanı sıra, sürekli neşeyle vurguladığı makamından kaynaklanan içeriden bir büyüklük hissi de buna eşlik ediyordu.

Hatırı sayılır bir süre boyunca bu imaj yenilmez ve rakipsiz gibi göründü. Fransa Cumhurbaşkanı ve eşiyle gülerek alay etti. Bir keresinde Fransız mevkidaşına, işinde hata yapmış bir çalışana hitap eder gibi seslendi; Birleşik Krallık Başbakanı’nı azarladı ve her fırsatta Avrupa kıtasını emekliye ayrılması gereken yaşlı bir kadın olarak aşağıladı. Güç gösterisinin zirvesi ise özel bir birlik göndererek Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu tutuklatması ve elleri kelepçeli bir şekilde New York hapishanesine getirtmesi oldu. Bütün dünya bu sahneyi derin bir sessizlik içinde izledi. Çünkü dünya, Trump’ın azarlamasından, gümrük vergilerinden, tutuklamasından ya da paylamasından korkuyordu. Trump, devletler arası ilişkilerde dünyayı değiştirdi; liderler artık nasıl davranacaklarını bilemez hale geldi. İşte şimdi Venezuela Devlet Başkanı’nın kaçırılmasını övüyor ve dost Venezuela devletiyle kârlı bir petrol ortaklığı kurduğunu ilan ediyor.

Bütün bu sahnelerde saldıran bu devden hiç korkmayan biri yok mu? Elbette var. Donald Trump’a, hiçbir itirazda bulunmaksızın, hiçbir açıklama ya da gerekçe sunmaksızın ‘yenilgisini’ kabul ettiren Amerikan seçmeni. Amerikalı, kendi başkanını alt etti.