Bilmiyorum, bazıları neden Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus’un bu hafta Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yaptığı ziyareti eleştirip tuhaf karşıladı?
Arap Yarımadası’ndan bir ülkesinin papa tarafından ilk kez ziyaret edilmesine rağmen elbette bu ziyaret, Arap dünyasına yönelik ilk papa ziyareti değildir. Şöyle ki 1960’ların ortasından 2017’ye kadar 11 ziyaret gerçekleştirildi. Ürdün, Filistin, Mısır, Suriye, Fas ve Tunus ziyaret edilen ülkeler arasında yer alıyor.
Ayrıca Papa Franciscus, 2014 yılında Türkiye’yi ziyaret etti. Yine Papa, bu hafta BAE’ye düzenlediği ziyaretinin ardından önümüzdeki Mart ayı sonunda da Fas’a bir ziyaret düzenleyecek. Böylece Vatikan Katolik Kilise’nin 4 liderinin yapmış olduğu ziyaretlerin sayısı 14’e ulaşmış olacak.
Tüm bu ziyaretler, özellikle de dünyada en büyük iki din arasındaki dinlerarası diyaloğu destekleme, açılım ve hoşgörü politikası çerçevesinde yapıldı. Bu kapsamda pek çok Arap lider de Vatikan’ı ziyaret etti. Aynı zamanda Suudi Arabistan, Mısır, Fas, Ürdün ve Bahreyn gibi ülkeler; dinlerarası diyalog, aşırılık ve radikalizmle mücadele, ılımlılığa, açılıma ve hoşgörüye teşvik çerçevesinde görüşmelere ve girişimlere ev sahipliği yaptı.
BAE, Papa Franciscus’un ziyaretinin 2019 yılında olmasını tercih etti. Zira BAE, 2019 yılını hoşgörü yılı olarak belirleyerek, hoşgörüye önem verilmesi kapsamında bir dizi girişimler ve politikalar başlattı. İnsan, hoşgörü yılının farklı devletlere özellikle de etnik savaşlardan, radikallerden ve terör şeyhlerinden sıkıntı çeken bölgemizde de yayılmasını ümit ediyor.
Bugün BAE’de yaşayan yaklaşık 1 milyon Hıristiyan işçi bulunuyor. (Bugün bu sayı, Irak, Suriye ve Ürdün’deki Hıristiyanların sayısından daha fazla.) BAE’deki yabancı işçi sayısı ise çeşitli uyruklara sahip farklı dil ve lehçeler konuşan aile bireyleri hariç yaklaşık 3 milyon kişiye ulaşıyor. BAE, sadece insani değerler olduğu için değil, aynı zamanda istikrarı pekiştirip güvenliği sağlamada önemli kriterler olduğu için açılımın, hoşgörünün ve birlikte yaşamın önemli olduğunu düşünüyor.
Bu çerçevede Papa Franciscus, Abu Dabi’yi ziyaret etti ve ‘İnsani Kardeşlik’ konferansına katıldı. Papa ve Ezher Şeyhi Dr. Ahmed el-Tayyib, dinler, kültürler ve halklar arasında köprüler kurmaya, dinlerarası diyaloğa teşvik etmeye, diyalog, açılım, hoşgörü ve ortak yaşam kültürünü benimsemeye çağıran ‘İnsani Kardeşlik’ belgesini imzaladı. Yine ‘İnsani Kardeşlik’ belgesi, dinlerin nefreti, şiddeti, radikalizmi ve bağnazlığı körüklemek amacıyla kullanılmasının durdurulmasına çağrı yapıyor.
Ezher Şeyhi ve Papa, konuşmalarında, söz konusu değerlerin pekiştirilmesinin önemine vurgu yaptı. Papa Franciscus, terör ve şiddet eylemlerini haklı göstermek için ‘Allah’ isminin kullanılmasının büyük bir saygısızlık olduğunu dile getirdi. Dr. Ahmed el-Tayyib ise dinlerin kan dökmeyi yasakladığını vurguladı.
Ezher Şeyhi’nin konuşmasında, üzerinde durulması gereken iki önemli mesaj bulunuyor. İlki, ülkelerine ortak olmalarından dolayı Ortadoğu’daki Hıristiyanları korumaya yönelik çağrı, diğeri ise Batı’daki Müslümanları içinde yaşadıkları toplumlarla olumlu yönde entegre olmaya teşviktir.
İlk mesaj, bölgedeki Hıristiyanların özellikle son 30 yılda şiddet, ayrımcılık ve tehcir olgusuyla karşı karşıya kaldıklarına dair pek çok konuşmanın yapıldığı bir zamanda gündeme geldi. Şiddet, ayrımcılık ve tehcirden dolayı Irak gibi çeşitli ülkelerde Hıristiyanların sayısı dikkat çekici bir şekilde azaldı.
Irak’ta 2003 işgalinden önce -ki 2003 işgalinin ardından radikal örgütler yükselişe geçti- Hıristiyanların sayısı, yaklaşık 1 milyon 500 bin kişi olduğu tahmin edilirken, bugün 300 bin kişi olduğu varsayılıyor. Suriye’de ise 2011 yılından önce Hıristiyanların sayısı yaklaşık 2 milyon kişiyken bugün ise 900 bin civarına düştü. Buna göre Suriye ve Irak gibi şiddetli savaşlara sahne olmayan diğer bölge ülkelerindeki Hıristiyanların sayısında meydana gelen gerilemeyi de karşılaştırabilirsiniz.
İkinci mesaj ise İslam’a ve Müslümanlara yönelik nefret ve düşmanlık duygularının artmasıyla birlikte İslamofobi’nin kaygı verici bir olguya dönüştüğü bir zamanda gündeme geldi. Avrupa’da İslam ve göçmen karşıtı söylemle siyaset sahnesine nüfuz etmeye çalışan ırkçı aşırı sağ hareketlerin istismarı, terör ve radikalizm nedeniyle İslam’a ve Müslümanlara yönelik nefret duyguları arttı. Müslüman topluluklar, bu saldırıya karşı koymak için kendi içlerine kapanmaları gerekmiyor. Aksine Müslümanların silahı, daha fazla açılım göstermek ve radikallerin beslendiği ortamı kurutmaktır. Zira radikaller, ötekini reddederek aşırılık ve nefret söylemini yayıyor ve bazıları da gençleri terör hareketlerine çekmeye çalışıyor.
Bölgede ve bölge dışında Papa’nın BAE ziyaretine büyük bir ilgi gösterildi. Bunun için Papa’nın BAE ziyaretini sembolik bir ziyaret olarak görenlere katılmıyorum. Ziyaret sırasında verilen mesajlar, ortak yaşam konusunda herhangi bir sorun yaşamayan BAE için değil, aynı zamanda bölge ve bölge dışı için de hassas olan bir dönemde son derece önemliydi. Ilımlı ve ölçülü İslam’ın yüzünü göstermek, hoşgörü ve ortak yaşam mesajı vermek, anti-radikalizm ve anti-teröre vurgu yapmak hepsi de gerekli mesajlar ve yapıcı adımlardır.
Terörün, İslam’ın yüzü olmasına izin verilemez. Yine radikallerin İslam dinine egemen olup İslam’ın hoşgörü yönünü ve mesajını karalamalarına müsaade edilemez. Öyle ki İslam, tüm semavi dinleri, peygamberleri tanıyor, ötekini kabul ediyor, barışa ve insani kardeşliğe önem veriyor.
Aynı zamanda Arap dünyasının pek çok etnik savaş ve mezhepsel çekişme yaşadığını unutmamalıyız. Bu konuda Lübnan, Irak, Yemen, Suriye, Sudan ve Mısır’a bakmak yeterli. Sudan, ortak yaşamda başarısız olduğu için bölündü. Bazıları, Mısır’da Kıptiler ile Müslümanlar arasında fitne çıkartmaya çalışıyor. İnsan, bu sayfaların tarih kitaplarında kapatılmasını ya da çatlakların ve yaraların iyileşmesini ne kadar da çok temenni ediyor.
Fakat gerçekler farklı. Birlikte yaşam, diyalog, kardeşlik ve hoşgörü kültürü konusunda halen kat edilmesi gereken uzun bir yol var. Bu önemli insani ve dini değerleri yaymak için yapılan her pozitif girişim, desteklenmeli ve takdir edilmelidir.
TT
Papa’nın BAE’yi ziyaret etmesinde ne tuhaflık var?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة