General Hüseyin Selami’nin süpriz bir şekilde Muhammed Ali Caferi yerine İran Devrim Muhafzıları komutanlığına getirlmesinin arkasında yattığı söylenen bütün nedenler; çelişkili, sağlam temellere dayanmayan ve inandırıcılıktan uzak nedenler gibi görünüyorlar. Aynı şekilde İran’ın Dini Lideri Hamaney tarafından onaylanmasından bu yana yapılan geniş çaplı proragandaya rağmen akıl dışıdır ve mantıksal bir tutarlılığı yoktur.
Bu nedenler arasında örneğin; yeni komutanın hayatı boyunca Suriye’de ya da Lübnan’da olsun ülkesi ile İsrail arasındaki ön cephelerden biri olan Ensar-ı Halk’ın başında olduğu, Devrim Muhafızları Ordusu’nda General Caferi’den sonra ikinci adam olmasının kendisine bu fırsatı vermediğini ama kendisini Devrim Muhafızları’nın başına getiren süpriz kararı her zaman hayal ettiği ve umduğu fırsatı ona vereceği gibi nedenler sayıldı.
Teorik açıdan bunlar doğru olabilir. Çünkü İran Cumhuriyeti’nde yönetim, özellikle ekonomik düzeyde 1979 yılının şubat ayında gerçekleşen devrimden bu yana hiç yüzleşmediği kadar zor koşullar ile karşı karşıya. Bu zor koşullar da büyük ölçüde ABD tarafından kendisine uygulanan yaptırımlardan kaynaklanıyor. Dolayısıyla böyle bir ortamda Tahran’daki mollalar rejiminin; içeride üzerinde var olan kamuoyu baskısını azaltmak için Suriye’de ya da Lübnan’da bir savaş başlatarak kaçmaya çalışması doğaldır.
Ancak 40 yıllık deneyim –ki bu devrimin de yaşıdır- Tel Aviv ile yüzleşmenin hiçbir zaman ne eski Dini Lider Humeyni ne de mevcut Dini Lider Hamaney yönetiminin öncelikleri arasında yer almadığını göstermiş ve göstermeye de devam etmektedir. Böyle bir şey gerçekleşip onların öncelikleri arasında yer alsa bile bu tamamen teorik olacaktır. Bunu birçok resimde gördük ve takip ettik. Bu resimlerin tamamı sözlü olurdu ve gerektiğinde İran’ın İsrail’e şunları şunları yapacağı ile başlar, düşman İsrail’i ortadan kaldırma ve varlığına son vermek gibi hayali sözlerle sona ererdi. Dolayısıyla her iki halde de durum; Mısırlıların günlük hayatlarında şaka olarak kullandıkları: ‘Konuşmak bedava’ sözünde olduğu gibi salt konuşmanın ötesine geçmezdi.
Bu söz aynı zamanda; söylenen sözün sadece vakit harcamak, öldürmek, yok etmek, iyi niyetli ve bu çerçevede söylenecek her söze inanabilecek birçok kimsenin duygularını okşamak için sarf edildiği anlamına da gelir.
40 yıl boyunca bu tür bir yüzleşme ve gerçekleşme olasılığı hakkında yapılan bütün bu göndermelerden ne gibi bir sonuç elde edildi ki? Herkesin gördüğü gibi bir hiç. Bu 40 yıl boyunca Filistin toprakları işgal altında iken, İsrail geçmişte olduğu gibi hala her gün kendisinden bir parça daha koparırken ve bunlar, İsrail ile herhangi bir savaşa girmekten bahsedenleri kimseden izin beklemeden gerçekten de savaşmaya teşvik etmesi gerekirken böyle bir şey yaşanmadı. Büyük olasılıkla bundan sonra da yaşanmayacak.
Çünkü yüzleşme doğası gereği; sahibi tarafından pratik olarak sahada gerçekten hayata geçirilmeden önce gerçek bir niyete, sürekli kendisinin propagandasını yapan tarafın niyetinin samimi olduğunu hissetmemizi ve görmemizi sağlayacak eyleme ihtiyaç duyar. Dolayısıyla; Selami’nin bu göreve getirilmesinin kendi nedenleri olduğu kesindir. Ama yaşadığımız ve gördüğümüz gerçeği okuduğumuzda, İsrail ile bir savaş başlatmanın bu nedenlerin arasında yer almadığı bizce açıkça görülmektedir.
Buradan yola çıkarak sormamız gereken soru ise şudur; kendisini haber veren ve işaret eden girizgahlar olmadan Devrim Muhafızları komutanlığında gerçekleşen bu değişimi açıklamaya yarayacak başka bir neden var mıdır? Bu süpriz değişim ile ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Devrim Muhafızları’nı terör örgütleri listesine dahil etme kararı arasında bir çeşit ilişki olduğunu söylemek mümkün mü? Yoksa bu değişimin ardında Hamaney’in, Caferi’nin kendisine bağlılığının hayatı boyunca beklediği ve istediği gibi bir bağlılık olmadığı hissi mi yatmaktadır?
Bütün bunlar açık bir cevabı olmayan sorulardır. Çünkü İranlılar geçen hafta bir gün uyandılar ve kendilerini, Selami’nin Devrim Muhafızları’nın başına getirildiğini ve ileriye dönük bir adım attığını, uzaklaştırılmasından birkaç saat öncesine kadar Dini Lider’in esiri olan eski komutanın hiçbir ipucu olmadan halkanın dışında kaldığını söyleyen bir gerçek karşısında buldular.
Devrim Muhafızları’nın başına yeni komutan getirilmesi kararı ile Trump yönetiminin bu ayın başından itibaren İran’ın petrol gelirlerini tamamen sıfırlama kararını birbirine bağlayan açık bir zamanlama olduğu, uluslararası sahne ile İran sahnesini takip eden hiç kimse için gizli değildir.
Trump’ın kararı ile Selami’nin bu göreve getirilmesi kararı arasında bir bağlantı olabilir. Selami; İran’ın sürekli bir şekilde tekrarladığı Hürmüz Boğazını, dünyanın her yerine petrol taşıyan tankerlere kapatma tehdidini hayata geçirme sorumluluğunun önemli bir bölümünü üstlenebilir.
Ancak Hamaney hükümetinin böyle bir önlem alması, bölgeye gelen ve bölgeden yapılan petrol ve mal akışı haritasında en önemli ekonomik arterlerin başında gelen Hürmüz Boğazını kapatması gerçekten de mümkün mü? Üç nedenden dolayı büyük olasılıkla bunu yapamaz.
Birincisi; İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinin ilk olmaması. İran daha önce birçok kez böyle bir tehditte bulunmuş ama her zaman sınırda durmuş ve onu aşmamıştır.
İkincisi; eğer boğazı kapatırsa sadece birinci siyasi düşmanı olan ABD’ye değil, dünyadaki diğer büyük devletlerin başına da büyük sorunlar açacak olmasıdır. İran’ın şu an içinde bulunduğu durumda, Tahran’daki hükümetin böyle bir şey yapması ve dünya başkentlerindeki dostlarını yanına çekmek yerine yeni düşmanlar kazanması ise hiç de akıllıca olmayacaktır.
Üçüncüsü ise Tahran’ın; Hürmüz Boğazı’nın kendi tarafından kapatılmasının onu, başkasına zarar verdiğini düşünürken kendisini cezalandıran birisinin durumuna düşüreceğini iyi biliyor olmasıdır. Çünkü kendisi de petrolünü müşterilerine bu yolla ihraç etmektedir.
Selami’nin bu göreve getirilmesinin nedeni düşmanlarına güç gösterisi yapmak ise, İran hükümeti yanlış kapıyı çalıyor ve mesajını yanlış adrese gönderiyor demektir. Çünkü böyle bir güç gösterisinin, ne çevresindeki ülkelerle ilişkilerine ne de kendisine bir faydası vardır. Zira çevre ülkelerin kendisinden tek isteği; çevresi ile ilişkilerinde normal bir devlete dönmesi, komşu ülkelerinin güvenliğine müdahale etmekten vazgeçmesi, Tahran’da devrim döneminin artık sona ermesi gerektiği ve yerine sorumlu bir devlet döneminin başlama zamanının geldiğinin ayrımına varmasıdır.
TT
İran devriminin Rehberi yanlış kapıyı çalıyor
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة