Meşhur haham, köylü ve domuz hikâyesi, genelde Filistin-İsrail durumunu özelde ise tarafların birkaç gün önce Gazze’de karşılıklı yaptıkları saldırı sahnesini anlatan en doğru hikâyelerden birisidir. En nihayetinde sahne, daha genel sahnenin bir parçasıdır. İki durumda da sanki İsrail tarafı, toprak sahipleriyle yeni çatışma bölümünü yazmaya davet edildiğini gördükçe eski hikâye kitabını açmaya devam ediyor.
Hikâyeye göre bir köylü, iki odalı ev inşa etmiş. Köylü, evin bir odasında otururken diğer odasına da sahip olduğu domuzu koymuş. Sahibi, yan odada bulunan domuzdan oldukça rahatsız olmuş. Köylü, buna bir çözüm aramış; ama herhangi bir çözüme ulaşamamış. En sonunda köylü, yan odadaki domuzun rahatsız edici durumuna bir çözüm bulma ümidiyle çareyi mahallenin hahamına danışmakta bulmuş.
Köylü, hikâyesini hahama anlatıp ondan çözüm istemiş. Haham, köylüyü dinleyip durum hakkında düşünmeye başlamış. Sonra aklına bir çözüm gelmiş gibi birden miskin köylüye dönmüş. Haham, köylüye domuzu da yanına alıp aynı odada yaşamayı salık vermiş. Bu tuhaf çözüme bir anlam veremeyen köylü, “zor durumdan kurtulabilirim” ümidiyle hahamın nasihati karşısında susmuş ve çözümü kabullenmiş.
Zavallı köylü, evine dönüp duyduklarını harfiyen uygulamış. Talimatlar böyle. Zira haham, sonucu bir hafta sonra görecek olmasından dolayı köylüyü nasihati dinlemeye, uygulamaya, uzun uzadıya tartışmamaya, tartışmayı daha sonraya bırakmaya ve acele etmemeye ikna etmiş.
Bir hafta, bir asır gibi geçmiş. Bir hafta geçer geçmez köylü, hahama gidip kapısını çalmış ve yardım istemiş. Köylü, bir hafta önce zorlu ve sıkıcı ancak katlanılabilir bir hayat yaşıyormuş. Fakat , nasihati uygulayıp domuzu yanına alır almaz hayatı cehenneme dönmüş. Hayatı öyle bir hale gelmiş ki ölmeyi temenni etmeye başlamış. Zira yaşadığı sıkıntıdan kurtulacak başka bir alternatif yokmuş.
Haham, köylüyü sakin bir şekilde gülümseyerek ve karşılamış, kendisini sessizce dinlemiş. Haham, köylünün hayatında meydana gelen sıkıntılarda herhangi bir sebep olmadığını düşünmüş. Köylü, öncekiyle çelişen başka bir nasihati dinlerken hayretini gizlemeye başlamış. Yeni nasihate göre köylünün, eve dönüp domuzu eski yerine koyması ve bir hafta sonra geri gelmesi gerekiyormuş. Haham, bu defa köylüye durumun eskiye göre ne kadar farklı olduğunu göreceğini söylemiş.
Köylü, evine dönüp denileni yapmış. Bir hafta sonra mutlu ve sevinçli bir şekilde hahama gelerek durumu anlatmış. Köylü, sonunda odasındaki havayı teneffüs etmiş, gönlü ve kafası rahatlamış. Hiçbir şeyin kendisini rahatsız etmediği odasında tek başına uyumuş ya da bu şekilde hayal etmiş. Acı durumdan kurtulma isteğinden dolayı, şu anki hayatının önceden yaşadığı aynı hayat olduğuna dikkat etmemiş. Sıkıntıdan şikâyet etmeye başladığında çareyi kötü yaşamla daha kötü yaşam arasında bir seçim yapmakta bulmuş. Şikâyet ettiğinde acı çelişkilere bakmadan ilk önceki kötü yaşamı tercih etmiş.
Felsefe ve mantıkçıların bildiği kıyaslamayla yukarıdaki hikâye, Filistin ve Arap dünyasında meydana gelen birçok gelişmeyi analiz etmemize yardım edebilir. Filistinliler de hikâyedeki köylünün daha sıkıntısız bir yaşam arayarak, kendi eviyle hahamın evi arasında şaşkın bir şekilde gidip geldiği tarzda yaşamayı sürdürüyor. İşgalci, toprak sahiplerini iki seçenek (kötü ve daha kötü) arasında bırakarak eğlenmeye devam ediyor. İnsan, seçim yaparken pek düşünmüyor. Zira insanın doğası böyle.
Taraflar arasında 3 gün devam eden çatışmayı durdurmak için bu hafta imzalanan ateşkes anlaşmasının detaylarını okuduğunuz zaman Gazze Şeridi’nde haham, domuz ve köylü hikâyesinin yaşandığını göreceksiniz. Bu anlaşmanın tüm yönleriyle yaşanan ve havayı dolduran bir hikâye olduğunu anlayacaksınız. Yine bu anlaşmanın önceki baskıların bir kopyası olduğunu göreceksiniz. Gelişmeleri incelediğinizde hahamın gerektiğinde favori hikâyesine başvurmaktan bıkmadığını ve köylünün de tek alternatifi “daha kötü” olduğu sürece, kötü durumu seçmekten başka bir çaresi olmadığını göreceksiniz.
İsrail’in farklı şehirlerine yüzlerce füze fırlatan çeşitli Filistinli gruplarla Tel Aviv hükümeti arasında Mısır’ın arabuluculuğuyla imzalanan anlaşma, Gazze’ye yönelik ambargoyu azaltmayı, elektriği, yakıtı, ithalat ve ihracatı iyileştirmeyi amaçlıyor.
Anlaşmada yer alan elektriği, yakıtı, ithalat ve ihracatı iyileştirme ifadesinin çatışmadan önceki duruma ait olduğunu ve anlaşmaya yeni bir şey katmadığını keşfedeceksiniz. Yine anlaşmada yer alan Gazze ambargosunu hafifletme ifadesinin çatışma öncesi duruma ait olup, bunun ötesine geçmediğini göreceksiniz. Şu an bu noktadaydık ve saldırı, yıkım, tahribat ve çocukları öldürme nedeniyle diğer noktaya gittik.
Bu ve diğer nokta arasındaki mesafede insanlar şehit düştü, evler yıkıldı ve aileler evinden-yurdundan edildi. Haber ajansları ise moloz yığınına dönüşen evlerin fotoğraflarını yayınladı.
Ateşkes anlaşmasından sonraki süreçte Hamas Hareketi’nin temel hedefi, ambargoyu bitirmek değil, sadece ambargoyu azaltmayı garantilemek olacaktır. Yine Hamas’ın temel hedefi, yakıtı, elektriği, ithalat ve ihracatı tedarik etmek değil, sadece bunları iyileştirmeyi garantilemek olacaktır. Sonuçta ilk kareye geri dönülecektir. Filistin meselesi, bu çatı altında hareket ediyor gibi. Sanki Filistin halkı, bu çatının üzerinde başka bir çatı istemiyor.
Fakat bu çatı, elbette kaza ve kader değildir. Kul isterse Allah verir. Bu çerçevede irade, dizginlerin köylünün elinde olmasıdır. Filistinlilerin tutumu konusunda hikâyeyi sembolik bakımdan yeniden hatırladığımızda haham, her defasında sıfır noktasına yaklaşmıyor.
Köylü, dizginleri eline almalı. Aksi takdirde hayatındaki bu tecrübe, dengesiz bir tecrübe olacaktır.
TT
Filistin meselesini yönlendiren haham mantığı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة