ABD’nin savaş hazırlıklarının hız kazandığı bir dönemde, ABD istihbarat birimlerinin edindiği bilgilere göre İran, Washington ve müttefiklerinin çıkarlarına yönelik saldırı gerçekleştirmeye hazırlanıyor. İran şimdilik iki saldırı gerçekleştirdi: İlki, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Füceyre Limanı’ndaki dört gemiye sabotaj saldırısıydı. İkincisi de iki Suudi petrol pompa istasyonuna gerçekleştirdiği saldırıydı…
Bu saldırılar, Arap devletleri ve ABD için büyük bir tehdittir. İranlı yetkililer en başından beri saldırı niyetlerini gizlemedi ve şunu söyledi: İran petrolünü ihraç edemezse olacakların önüne kimse geçemez!
Amerikalılar, Hürmüz Boğazı'ndaki ve dışındaki petrol taşımacılığına karşı denizde, doğrudan veya dolaylı olarak İran saldırılarının gerçekleşmesini bekledikleri gibi İranlıların roketlerle donattıkları Haşdi Şabi milislerinin de tehdit oluşturabileceğini tahmin ediyorlardı. Artık ABD’li bir yetkilinin Hizbullah tehdidi konusunda uyarıda bulunmak için Lübnan'a gideceği beklentisi oluştu. Bu arada Pompeo da aynı amaç için Irak'a gitti.
Amerikalılar, İran rejiminin silahlı eylemlerle cevap vermesinden şüpheleniyor, tedbiri elden bırakmak istemiyor. Bu nedenle İran’a yönelik ablukayı sıkılaştırmaya çalışıyorlar. İran rejiminin Irak’taki ve belki de Lübnan’daki varlıklarına ve Körfez limanları üzerinden gerçekleşen petrol taşımacılığına saldırılmasından endişe ediyorlar. Ancak şu ana kadar gerçekleşenler, Arap tarafına yapılan iki saldırıyla sınırlı.
İran’ın 21’inci yüzyılın başından bu yana egemenlik, güvenlik ve toprak bütünlüğünü ihlal etme veya operasyonlarda bulunma konusunda hiçbir Arap tarafını diğerinden ayırmadığı çok iyi biliniyor. Doğu ve Körfez'deki yıkımı daha korkunç ve görünür olmasına rağmen İran, Doğu-Batı ayrımı yapmaz, herkese zarar verebilir.
Zarar verirken üç yola kullanır… Bunlardan ilki ülkelerde, hatta Şiilerin neredeyse olmadığı ülkelerde bile Şii azınlıktan cemaatler oluşturmaktır. Bu cemaatlere verilen görevler oldukça çeşitlidir. Muhaliflere suikast, iktidar aleyhinde çalışmalar yapmak, mümkün olduğuna inanıldığında iktidarı ele geçirmek de bunlardan bazılarıdır. ABD istihbarat birimleri iki gün önce, Lübnan ve yurt dışından gelen, Hizbullah ve Devrim Muhafızları tarafından sabotaj eylemleri yapmak üzere eğitilmiş unsurların Lübnan'daki bir eğitim kampından çekilmiş fotoğraflarını yayınladılar. Bu türden eylemleri Bahreyn, Kuveyt, Lübnan, Yemen ve Mısır'da da gereçleştirmişlerdi ve belki de BAE deniz sularındaki gemilere yapılan saldırı, İran'dan veya etkili olduğu ülkelerden gelenler tarafından gerçekleştirilen bir sabotaj eylemiydi.
İran’ın kullandığı ikinci yol, Sünni cemaatleri saldırı ya da suikast yaptırmak veya kara para aklamak, uyuşturucu kaçakçılığı ya da sabotaj eylemleri gibi yasa dışı eylemler için ideolojik ya da ticari amaçlarla silâhaltına almak. Bunlardan en önemlileri “Hamas” ve “İslami Cihad” gibi siyasi hareketlerdir. Ancak Suriye ve Lübnan'da İslami hassasiyetler taşımasa da yıkıcı eylemler gerçekleştirmeye hazır başka Filistinli unsurlar da var.
Ancak İran istihbarat birimlerinin neler yapabileceğini kavramak için son 20 yıldaki eylemlerine bakmak gerekir. Zira El Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütlerini defalarca yönlendirebilmişlerdir. El Kaide uzunca bir süredir sahnedeydi ancak son iki yılda, Türk ve İranlı istihbarat servisleri arasındaki iş birliği arttı. Bir süre sonra DEAŞ sahneye çıktı. Gördüğüm kadarıyla -ki böylesi bir sonuca varmak zor değil-; Suudi Arabistan’daki son saldırıların bir kısmı DEAŞ ve El Kaide, diğer bazıları ise Şii terör örgütleri tarafından gerçekleştirildi. Ancak tümü İran tarafından yönlendirildi. Husiler de aynı şekilde yönlendiriliyor (Hudeyde ve Ürdün'deki müzakerelerde meşru hükümetle müzakereler yapmalarına ve gerginliğin tırmanması aleyhlerine olmasına rağmen.) Aynı şekilde savaşçı unsurları da (bu defa İslami Cihad) yönlendirebiliyorlar. Son dönemde İsrail’e ateş açtırdılar, 100’den fazla insan öldürüldü, büyük kayıplar yaşandı. “İslami Cihad” destekçilerinden birine “Buna sizi İran sürükledi, birçok insan öldü, peki ne elde ettiniz?” diye soruduğumda şu cevabı aldım:
“Fakat altı İsrailli öldürüldü ve diğer bazıları da yaralandı. Uzun zamandır İran'ın müttefikiyiz ve yalnızca Filistin'de savaşıp Filistin'de öldürüyoruz!”
Suudi Arabistan’daki patlamaların ve sabotaj eylemlerinin, Yemen’de tırmanan gerginliğin ve İsrail’in rahatsız edilmesinin, İran’ın ABD’nin yaptırımlarına verdiği tepkiler olduğu çok açık. Bu gerginlikler Kızıldeniz’e, Babü’l Mendeb’e ve diğer yerlere kadar uzanabilir.
İran’ın izlediği üçüncü yol ise siyasidir... Şiilerin yaşadığı Arap ve Müslüman ülkelerde İran'ın fon sağladığı silahlı ve silahsız mezhep temelli partiler vardır. Sünnilerin ve Hıristiyanların bir arada yaşadığı Arap ülkelerinde de benzer oyunlar sahnelenir. Bir yandan sıkıştırma ve zayıflatma taktiği (örneğin Irak ve Suriye'de olduğu gibi), diğer yandan fırsatçılık (örneğin Lübnan) taktiği göz önüne alındığında tüm bu partiler, direnişi destekleme veya Amerikan ve İsrail karşıtlığı bahanesi ile –bazen de hiçbir bahane ortaya koymadan- tabi oldukları devletin politikalarını sarsan bir unsura dönüşebiliyor. Irak'ta ve Lübnan'da seçimlerde ve hükümetlerin oluşumunda yaşananlar tam da budur. Birleşik Arap Emirlikleri ve Krallık’a yapılan saldırının akabinde birçok Arap ve İslam ülkelerinin tutumlarında yaşanan pasiflik ve tutarsızlık da bu duruma işaret etmektedir.
İslam Cumhuriyeti’nin 1979’da kurulmasından bu yana İran, inanç ve nüfuz etmeye dair özlemleri, kini, geçmiş ve gelecek tarihsel kodlara önem atfetmesi gibi nedenlerle Arap ve İslam ülkelerinin güvenliği için büyük bir tehdit haline geldi. Irak’ın İran’la savaşı bazı şeyleri daha da körükledi. Kendi içindeki başarısızlıkları saldırgan dış politikalarla telafi etmek, güvenliği önceleyen dini ve askeri rejimlerin en temel özelliğidir. İran’a komşu tüm ülkeler, İran'ın devrimci birimlerinden, toplumsal uzantılarından ve tüm bu mekanizmalardan kaynaklı müdahalelerinden dolayı birçok acı çekti. Bazı ülkelerdeki iktidar boşluğu (Lübnan’da ve ABD'nin işgalinden sonra Irak’ta olduğu gibi), Arap dünyasındaki Şiilerle başa çıkma konusunda yaşanan zaaflar, Filistin davasına yeterince sahip çıkılamaması ve Arapların ABD ile olan ittifaklarını zayıflaması İran’ın iştahını kabarttı. Bu nedenle söz konusu üç yola da başvurmuş, birçok yerde ve Arap ülkesinde etkin hale gelebilmiştir.
Elbette ki bu nüfuz, özendirmeden ziyade korkutma yöntemi ile elde edilmiştir. Bu büyük bir sorundur ve ne yazık ki bizler bunun Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'deki korkunç sonuçlarını her şey olup bittikten sonra fark ettik. Obama'nın İran'a yönelik esnek tutumu bu türden korkunç sonuçlara zemin hazırladı. Ancak tüm bu yıllar boyunca, diğer “partiler", "El Kaide" ve "DEAŞ" kullanılmasına rağmen, Körfez devletleri, istikrarlarını korumayı başardı. İran tehditleri onlara işlemedi ve Yemen dışında gidişatı olumsuz yönde etkileyebilecek herhangi bir gelişme yaşanmadı.
Şu anda ABD-İran gerilim dalgasının zirve yaptığı bir aşamadayız. İran’ın İsrail’e odaklanmayacağı ve hayati Amerikan çıkarlarına veya savaş makinelerine saldırmaya (hatta dolaylı olarak) cüret etmeyeceği en başından itibaren çok açıktı. Bilakis çabalarını çeşitli şekillerde Körfez'in güvenliğini istikrarsızlaştırmaya yoğunlaştıracak, petrol üretimini ve ihracatını baltalamaya çalışacaktır.
Şimdi Körfez etrafında güçlü bir Arap dayanışmasına ve Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi zirvesinde bir başka İslami dayanışmaya ihtiyacımız var. Krallık bu gerçekleri yıllar önce fark etti. İslam ve Arap koalisyonu yönünde projelere girişti. İyi ilişkiler yalnızca ABD ile değil, Rusya ve Çin ile de kuruldu. Bu nedenle savunma, siyasi ve diplomatik yeteneklerin daha açık bir şekilde gösterilmesine ihtiyaç var. Aksi takdirde zayıflık ya da dengesizlik duygusunun baskısı altında bölünme ve istikrarsızlık riski giderek artacaktır. ABD politikası ne yazık ki değişkendir. İran üzerimize geliyor. Sadece Amerikan kırmızı kartını değil, kendi kırmızı kartımızı da kendisine göstermeliyiz.
TT
İran’ın Araplara saldırı yaklaşımı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة