​Özel hayatında ve siyasette iki ayrı Sanders var

​Özel hayatında ve siyasette iki ayrı Sanders var

Pazar, 29 Mart, 2020 - 10:45

ABD Başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin adayı olmak için yarışan ve muhtemelen başarısız olacak Bernie Sanders, birçokları için “ABD’li değil” gibi görünüyor. Bunun nedeni sadece politikaları ve kendisini sosyalist olarak tanımlaması değil. Bir nedeni de kişiliğindeki kişisel gizem. Aile, eş, ev ve özel tarihin sunumunda son derece hatta gösteri ve şovmenlik derecesine varacak kadar kamuya açık bir siyasi kültürde Sanders, özel hayatı ile ilgili bilgi vermekte oldukça ketum ve cimri biri.

İrlandalı yazar ve eleştirmen Fintan O'Toole, yazdıkları ve başkalarının hakkında yazdıkları aracılığıyla Sanders’ın özel dünyasına sızdı ve “The New York Review of Books” dergisinde, birey olarak Bernie Sanders’ın siyasetçi Bernie Sanders ile bağlantısına ilişkin ender yazılardan birini yayınladı.

Sanders’ın kitabının başlığına dayanarak yazı, bir birey olarak Bernie’ye ya da yalnızlığına odaklandı. Sanders, 40 yıl sonra 1991 yılında ilk kez iki büyük parti üyesi olmayan ilk bağımsız Temsilciler Meclisi üyesi oldu.

Buna rağmen ironiktir ki, ABD muhafazakarlığının  övündüğü “kendi kendini yetiştirmeyi” babadan zengin olan Trump’ın temsil ettiğinden çok daha fazla temsil etmekte.

1976 yılında, Vermont eyaleti Valisi olmak için yaptığı üç başarısız girişimden sonra Sanders, siyaseti bırakmaya karar verdi. Üniversitelere ABD’li politikacılar ve sosyalist liderlerle ilgili kendi yapımı olan belgeselleri satan küçük bir şirket kurdu. Böylece küçük bir servet edindi. Küçük, saygın, düzenli, politik açıdan federal harcamaların genişlemesinin şiddetli savunucularından olsa da kişisel olarak israftan nefret eden bir iş insanı oldu. Gerçekten de Burlington Valisi seçildiğinde tasarruf ve etkinliği ile tanındı. Keza, sıkıcı bir biçimde tutumlarını tekrarlamakla da...

1997 yılında “Outsider in the House” (Temsilciler Meclisi Dışında) adlı kitabını yayınladı. Daha sonra “iyimserlikle” adını değiştirerek “Outsider in the White House” (Beyaz Sarayın Dışında) başlığı ile yeniden yayınladı.

Kitabında yine -ABD’li değilmiş gibi- iki kimliğini gizlemeye çalıştı. Gizlediği birinci kimliği, Brooklynli bir Yahudi olmasıydı. Bunu inkar etmediği doğru ama doğrulamadı da.

Sanders genellikle sadece siyasi ve ideolojik yönünden bahsederek ailesine, çocukluğuna, gençliğine ve dinine nadiren değiniyor.

Sanders’ın ailesi, Başkan Roosevelt’ın New Deal efsanesine kapılan mütevazi bir aile.

Roosevelt, 1933’te “Relief, Recovery ve Reform” (rahatlama, iyileşme, reform). Yani işsiz ve yoksullar için rahatlama; normal seviyelere gelerek ekonominin toparlanması; ve tekrar çöküşü önlemek için finansal sistemin reform stratejisi ilan etmişti.

Babası 1921 yılında Polonya’dan ABD’ye göç etmiş bir Yahudi. Annesi, Nazilerin ellerinden kurtularak ABD’ye göç etmiş Rus ve Polonyalı Yahudi göçmenlerden bir ailenin kızı olarak New York’ta doğmuş. Sanders’ın eşi ise İrlandalı.

2018 yılında J Street Grubunun düzenlediği bir konferansta, gençliğinde birkaç ay İsrail’de yaşadığı ve Yahudi mirası ile “son derece gurur duyduğunu” belirtse de kitabında Yiddiş dilini konuştuğu çocukluğundan, İbraniceyi öğrenmesinden ya da neden İsrail’e gittiğinden hiç bahsetmiyor. Kibutz’daki deneyimine değinse de kendisini dini ve etnik dayanışmadan ziyade sosyalizmin bir örneği olarak sunuyor. Birkaç yıl öncesine kadar ailesinin Holokost ile ilişkisinden de hiç bahsetmedi. Yahudilerin tutulduğu bir kampa ev sahipliği yapan Polonya’nın güneyindeki bir köyü ilk kez 2013 yılında ziyaret eden Sanders, Holokostun kendisini en çok etkileyen olaylardan biri olduğunu belirtti. Genel olarak Sanders etnik ve dini kökleri ile özdeşleşmedi.

Kişileri ve grupları tanımlayan kaynak olarak önceliği hep sosyal sınıf oldu. Antisemitizm ile İslamofobiyi aynı madalyonun iki yüzü saydı.

Sakladığı ikinci kimliği ise, hippi kimliği. 1964 yılında üniversitesinin Siyaset Bilimi bölümünden mezun olduğu Chicago’da yaşadığı dört yılın ardından bir hippi grubuna katıldı. Komün hayatı yaşamadığını, sakal bırakmadığını ve marihuana dışında uyuşturucu kullanmadığını bilmemize rağmen Sanders, özellikle psikolojik-cinsel baskının kötülüklerin kaynağı olduğu inancı ile altmışların ve düşünsel olarak karşıt kültürünün çocuğuydu. 1969 yılında William Reich’den alıntılarla süslenmiş ve kadınların hastalıkları ile cinsel ve duygusal sağlıklarının bağlantılı olduğu görüşünü savunan, kadınlara yönelik cinsel baskı hakkında bir makale yayınladı. 1972 yılında yayınladığı bir başka makalede ise cinsel fantezilerde cinsiyet eşitsizliğini eleştirdi. Baskıcı olmayan eğitim metodunun öncüsü Dr. Spock, Sanders’ın Vermont Valiliği için yürüttüğü seçim kampanyasına katılmıştı.

Ne var ki Sanders bu düşüncelerden vazgeçti. Yahut bir politikacı olarak edindiği görüntü, söz konusu düşünceleri ve onlarla birlikte kişisel olan her şeyi dışladı.

Disiplinli ve dengeli birisi olduğunun altını çizdi. Hatıralarında, oyların yüzde 1’ni aldığı Vermont seçimlerinden bahsederken, davranışlarını ve kendisini ne kadar kontrol altında tuttuğunu vurguluyor.

Seçmenlere karşı duygularını ifade etmekte başarısız olduğu için kendisine duyduğu öfkeyi dile getiriyor. Bir başka yerde, katıldığı bir televizyon programında yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Çok gergindim. Dizlerim öyle titremeye başladı ki tam anlamıyla kontrolümden çıkıp masaya çarpıp ses çıkarmaya başladılar.”

Anlattığına göre ses mühendisi bile dizlerinin sesini duymuş ve onu uyarmış.

Görünüşe bakılırsa siyasi aşırılığı bu utangaç ve kendisini kontrol altında tutan yönünü gizlemiş. Sanders, valilikten, Temsilciler Meclisi üyeliği, senatörlük ve Başkanlık adaylığına yükseldiği sırada yavaş yavaş merkeze kaymaya önem verdi.

ABD’nin geleceği için modelinin Küba değil demokratik sosyalist Danimarka olduğunu söylemeye başladı. Yine de kendisini Roosevelt’in değil politikacı, sendikacı ve radikal Eugene Debs’in mirasçısı yaparak, genel olarak Demokratların eğitim ve sağlık konusundaki düşüncelerini benimsemesini sağlayarak siyasi konulara az da olsa solcu bir boyut da kazandırdı. Halihazırda ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin adayı olmak için yürüttüğü kampanyaya gelince bu da bir başka konu.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya