İnsanın ırkçılığa karşı savaşı

İnsanın ırkçılığa karşı savaşı

Salı, 2 Haziran, 2020 - 13:15
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni

Modern bir insan için en zor imtihanlardan biri kendi türüyle bir arada yaşamasıdır. Yüce değerlerin ve anlamların dolaşıma girmesinin ve dünya çapında yayılmasının üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa da hala içimizde zalimane ırkçılığın tezahürlerini görüyoruz. Bilim, gelişmişlik, dindarlık ve kanunlar insanların ‘hayvanlardaki vahşeti geride bıraktıracak’ kötü eğilimlerinden kurtulmalarını sağlayamadı. Zengin ve gelişmiş toplumlar, bu kronik sosyal hastalıkları ortadan kaldırmada iptidai toplumlardan daha iyi bir durumda değiller.

Siyahi bir Amerikalı olan George Floyd'u diziyle boynuna bastırarak öldüren beyaz polisin işlediği suç, son suç olamayacak. İster ırkçılıktan kaynaklansın isterse de yasanın kendisine büyük güç verdiği bir erkeğin zorbalığı olsun yaşanan bu olay, eski sosyal hastalığın ve nefret dolu ırkçılığın bir devamıdır.

Kör öfke, kınama yahut nefret söylemleri adaletsizlik ve eşitsizlik hissini söndüremez. Kundaklama ve kaos maktulü geri getiremeyeceği gibi yapılan yanlışları düzeltmeyecek ve bunu destekleyen kimseleri caydırmayacaktır. Benzer bir olay yaşanıp yeni videolar ortaya çıkana kadar, daha önce olduğu gibi bu olay da unutulacaktır. Fakat insanların yaşamlarında hiçbir şey değişmeyecek.

İntikam almak isteyenler sadece altı ay sonra sandıklara gidebilir ve başkandan eyalet valisine, belediye başkanına ve bazı eyaletlerdeki emniyet müdürlerine kadar seçim için tüm ilgili pozisyonlar karşısında öfkesini gösterebilir. Amerikalı siyahiler politik bir güce sahip olmakla birlikte pasiftirler. Başkanlık ya da yasama meclisleri adayları gibi herhangi bir adayı mağlup edebilecek ve hezimete uğratabilecek 40 milyon civarında bir nüfus var.

ABD’de, dünyadaki diğer birçok devletten farklı olarak öfke ve kınamaya neden olan şeylerin yanı sıra hayran kalınacak ve takdir edilecek şeyler bulursunuz. Topraklarında çeşitli ırklardan ve dinlerden olan en büyük beşeri terkibe sahiptir. Burası çeşitlilik ve çoğulculuk açısından benzersizdir. Çin'de 55 etnik unsurun bulunduğu doğrudur fakat burada baskın olan tek bir unsur vardır. Zira nüfusun yüzde 90'ından fazlasını baskın unsur oluşturur ve geri kalan unsurlar küçük azınlıklardan ibarettir.

Afrikalıların maruz kaldığı kölelik, temelde onların tarımsal devletlerde bir emek gücü olarak görülmesi gibi çeşitli ekonomik hedeflerden kaynaklanmaktaydı. Kölelik, bu kimseleri hayvan derecesine getiren medeni kanunlarla yürürlüğe girdi. Bu yalnızca Amerikalıların ve Batılıların bir günahı değil, bununla birlikte toprak, kaynaklar ve nüfuz temelindeki mücadelelerin bir parçasıydı. Çatışmalar insanları din, ırk, cinsiyet ve kabile adına köleleştirir. Bu, insanlık tarihinin uzun bir dönemi için tüm dünyanın genel durumunu resmeder.

Amerikan ırkçılık yasalarının 230 yıllık bir hikayesi var. Uzun ve ıstıraplarla dolu bir hikaye. Irkçılığın ve insanların temel haklarından yoksunluğunun geride bırakılıp adil yasalara geçilmesi uzun bir süreçte gerçekleşti. Bu dönüşüm yolculuğu çiçeklerle değil, kan ve fedakarlıkla döşendi.

Yasaların kontrol edemediği şey, kötü arzular ve dürtülerdir. Her mekanda ve zamanda erdemli insanın bir savaşı vardır. Irkçılık ABD’deki bazı beyazlarla sınırlı değil, dünyanın her yerindedir. Ayrıca ırkçılık sadece siyahlara ve Afrikalılara karşı değil, bilakis ırklara, dinlere, mezheplere, kadınlara ve aşağı seviye olarak görülen gruplara ve topluluklara karşı dünyanın dört bir yanında mevcut olan bir kültürdür.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya