Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Abdunnasır’ın Temmuz devrimini yargılamak

Abdunnasır’ın Temmuz devrimini yargılamak

Cumartesi, 25 Temmuz, 2020 - 13:30

20’inci yüzyılın ikinci yarısının başlangıcından itibaren Araplar sıcak yıllar yaşadılar. Darbeler, devrimler, savaşlar, birlikler ve ayrılıklar, tütsünün kokusu gibi bir anda ortaya çıkıp kaybolan sloganlara tanık oldular.

Mısır, Suriye, Irak, Libya, Cezayir, Yemen, Sudan ve Moritanya’da ordular iktidara el koydular. Her darbe hareketinden sonra, sabahın erken saatlerinde ülkenin resmi radyosu tarafından bir bildiri okundu. Bu bildiriyi her zaman devrilen rejime yönelik eleştiriler ve yerine getirilmeyen sözlerle dolu konuşmalar dizisi takip etti. Hareket, Mısır ordusunun 23 Temmuz 1952’de iktidara el koyup krallık rejimini sona erdirme girişimine o zaman devrim veya darbe değil, bu ad verilmişti. Daha sonra devrim özelliği ve adını kazanan bu hareket, Arapların hafızasına kazınmıştır. Her daim oradadır ve durmadan yargılanır. Kimisi kendisini göklere çıkarırken kimisi yerin altına sokar. Bazıları da Arapların başına gelen hezimetler ve başarısızlıklardan onu sorumlu tutarlar. Hatta daha da ileri giderler. Onlara göre bu devrim, orduların iktidarı ele geçirme iştahını kabartmış, diktatör ve tek adam rejimlerini dikte etmelerini sağlamıştır. Bütün bunlara ilaveten, Süveyş Kanalı Savaşı’nda alınan yenilgiler dizisi ile Altı Gün Savaşı’nda İsrail ordusu karşısında Arap ordularının uğradığı korkunç çöküşün sorumlusu da bu devrimdir. Cemal Abdunnasır, ardı arkası kesilmeyen suçlamalar ateşinin değişmez hedefidir. Geçen yıllar bile bu çeşitli kalibreli suçlama ve kınamaları susturamadı. Aynı İmam Şafii’nin dediği gibi: Memnun olan gözler bütün ayıplara karşı kördür. Ancak kızgın gözler sadece hata ve kötülükleri görür.

Bahsi geçen hareket, devrim ya da darbenin üzerinden 68 yıl geçti. Bunca yıldan sonra aklımızın artık hiçbir şahıs ya da hareketin tarafını tutmayan nesnel değerlendirme gözlüğünü takıp olayları bu gözlükle değerlendirmesi gerekiyor. Eleştiri ve değerlendirme, yaşamın dönüşümlerinin ve tehlikeli olayların dayattığı bir husustur. Tarihi, geçmişteki saflaşmaların, kendimize uyan intiba ve yargıların kırbacı ile kırbaçladığımızda hiçbir şey elde edemeyiz. Eskisi ve yenisi ile halkların yaşamlarındaki her aşama, geleceğin yolunu aydınlatabilecek ışığını ortaya çıkarmak için parçalarına ayrılmalı ve üzerindeki toprak kazınmalıdır. Dolayısıyla o dönemde yani 1952’de var olan gerçekler de belirli vakaların doğmasına yol açtı.

Temmuz Devriminden önce Mısır, karışık bir dönemden geçiyordu. Siyasi partiler sarsılmış ve Şubat hadisesi ile birlikte İngilizlerin Mısır’ın kararlarına yönelik müdahaleleri artmıştı. İngiliz Yüksek Komiserinin, Kral Faruk’a kendi istediği kabineyi dayatması ve İngiliz askeri üslerinin ülkede konuşlanmasını kabul etmeye zorlaması, Kral’a karşı bir halk hareketini başlatmıştı. 1948 Arap-İsrail savaşında cephedeki askerlere bozuk silah gönderildiği iddiası, Kahire yangını, feodalizm ve burjuvazinin derinleşmesi, Kral’ın davranışları ve İtalyanlardan oluşan maiyetinin kendisini kontrol ettiğine yönelik söylentiler, kısaca tüm bunlar, başta Mısır ordusundaki genç subaylar olmak üzere Mısırlılar arasında bir öfke ve isyan duygusu doğurmuştu. Siyasi partilerin gerçek bir reform gerçekleştirebileceklerine dair umutlar sönmüştü. Devrimi gerçekleştiren Hür Subaylar, bu işe kalkışmadan önce sağdan sola bütün parti ve oluşumlarla temasa geçmişlerdi. Partilerle gerçekleştirdikleri bu görüşmeler sonucunda, hiçbirinin sahada gerçek bir değişim gerçekleştiremeyeceği kanaatine varmışlardı. Temmuz Devrimi başarılı olduktan sonra Binbaşı Cemal Abdunnasır, liderlik ettiği bu hareketin halktan da destek alması için bir Devrim Komutanlığı Konseyi kurdu ve başına yüksek rütbesi ve askeri itibarı nedeniyle Muhammed Necib’i getirdi. Konsey içinde ve devrimin gidişatını kendi istedikleri gibi belirlemek isteyen askeri oluşumlara karşı üstün manevraları ve taktikleri göz önüne alındığında, Abdunnasır’a karşı olanlar dahi onun siyasi yeteneklerini inkâr edemezler. Abdunnasır en başından beri ve hiçbir zaman iktidarı ele geçirmek istediğini gizlemedi. İktidarı tek başına ele geçirmek istediğini söyleyen bir arkadaşına, “Evet, ele geçirmek istiyorum. Benim gerçekleştirmekte kararlı olduğum hedefler var ve ancak iktidar ve güç benim elimde olduğunda bunları gerçekleştirebilirim.” Devrimi ilk düşünen, subayları gizlice örgütleyen de oydu. Hareketin içinde liderliği ve liderlik yetenekleri konusunda neredeyse bir oy birliği vardı.

İç ve dış olayları da bazı gerçekler belirler ve onlara hâkim olur. Hür Subaylar iktidara el koyduklarında, dünya büyük dönüşümler yaşıyordu. Komünist ve kapitalist bloklar arasındaki Soğuk Savaş gittikçe kızışıyor ve alanı gittikçe genişliyordu. İttifaklar ve sert siyasi kutuplaşmalar ışığında bu savaşın sahnelerinden biri de Ortadoğu idi. Nitekim İsrail, devrimden sonra Mısır’da olup bitenleri kaygıyla gözlemlemeye, askeri ve siyasi olarak haritalarını yeniden düzenlemeye başlamıştı. Ekonomik ve sosyal kalkınma, gelişmiş eğitim, bu hareketin kurucu hedeflerindendi. Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için de Mısır, Büyük Asvan Barajını inşa etmeye karar verdi ama bunun için dış finansmana ihtiyacı vardı. ABD, ancak şartlarını yerine getirmesi durumunda kendisine yardım etmeyi kabul edeceğini söylediğinde, Cemal Abdunnasır Süveyş Kanalını millileştirme kararı almak zorunda kaldı. Bu, Mısır’ın ve bölgenin siyasi gidişatını değiştiren bir dönüm noktası oldu. Süveyş Kanalı Savaşı, Arap hatta bölgesel lider Abdunnasır’ı ortaya çıkardı.

Arapların kendisine bu kadar büyük bir destek vermesini Abdunnasır’ın kendisi de beklemiyordu. Bu nedenle, savaştan sonra Arapçılık silahını kuşandı, bağımsızlık ve kurtuluş hareketlerini desteklemeye başladı. Bu, ona ek bir vurucu güç verdi ama aynı zamanda kendisine yönelik geniş düşmanlıkların kapısını da araladı. Suriye ile kurulan ve çok geçmeden yıkılan birlik ve Yemen’e gerçekleştirdiği askeri müdahale, Batı ve İsrail’e karşı mücadelenin tüm kurallarını değiştirdi. Tek adamlılığa dayanan liderliği, peşi sıra ölümcül bedeller ödemeye başladı. İlk olarak Devrim Komuta Konseyi dağıldı ve üyeleri devletin farklı kilit noktalarına yerleşti. Millileştirme kararlarının, Mısır ekonomisinin etkinliği üzerinde geniş yansımaları oldu. Kahire, medya kampanyaları ile birçok Arap rejimini hedef almaya başladı. İsrail’in tehditlerine ve ABD’nin politikalarına karşı koyabilmek için Abdunnasır, Sovyetler Birliği ile ittifak yapmak zorunda kaldı.

Abdunnasır’ın gerçekleştirdiği devrimin üzerinden neredeyse 70 yıl geçmiş olmasına rağmen kendisini yargılayan mahkemenin oturumları devam ediyor. Ama kendi döneminin gerçekleri ve tarihin yasaları ile. 1967’de alınan yenilginin her ölçüde bir felaket olduğu, bugün etkilerinin hala toprağın, Arap zihni ve vicdanının derinlerinde yer aldığı da doğru. Keza Cemal Abdunnasır’ın birçok başarısını gölgeleyen kara bulut olduğu bir gerçek. Büyük kararların bedeli, sonucu yenilgi ya da zafer olsun genelde muazzamdır.

Abdunnasır, Süveyş savaşını kazandı, Asvan Barajını inşa etti ve feodalizmi ortadan kaldırdı ama bu başarılardan elde ettiği kazanımların büyük bir bölümünü, İsrail karşısında aldığı yenilgi ile kaybetti. Arap şair Muhammed Mehdi Cevahiri’nin Abdunnasır’a yazdığı mersiye belki de Arap vicdanının kafiyeli, dürüst ve tarafsız kelimelerle yapılmış nesnel bir savunmasıdır. Cevahiri bu mersiyede şöyle der:

Acele hareket ettiği için avını elinden kaçırdı

Yavaş hareket edebilseydi kaçırmazdı

Büyük adamların ödedikleri bedel, iki kötülüğe maruz kalmaktır

Değerlerinin bilinmeyip küçük görülmek

Birçok kötülemelere maruz kalmak

Şan ve şeref büyük adamları

Ne hataya düşmekten

Ne de eleştirilerden korumaz


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya