Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Fransa’da İslam ve paralel toplum

Fransa’da İslam ve paralel toplum

Çarşamba, 21 Ekim, 2020 - 09:45

Fransız Charlie Hebdo dergisi, karikatürler yayınlama, tartışmalı iç ve dış politik, kültürel meseleleri gündeme getirme konusunda uzman bir dergi.

Ancak, son yıllarda Peygamberimiz’i (s.a.v) zaman zaman üzerinde durduğu bir hiciv ve karikatür konusuna dönüştürdü. Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde ifade özgürlüğü anayasa ve yasalarla korumaya alınmıştır fakat bu ülkelerde ele alınmasına izin verilmeyen konu ve meselelere yönelik kısıtlamalar ve kontroller de vardır.

Antisemitizm meselesi ve Holokostu inkar etmek ya da gerçekliğini sorgulamak kanunlar nezdinde suçtur. Nitekim Fransız düşünür Roger Graudy, Holokost kurbanlarının sayısını sorguladığı için ceza almıştı. Almanya’da Adolf Hitler’in “Kavgam” kitabı ile diğer Nazi eserlerinin yayınlanmasıyla ilgili tartışmalar sürüyor.

Birçok Fransız, Fransa'nın içindeki ve dışındaki Müslümanların duygularını inciten karikatürlerin ne gibi bir entelektüel katkı ve ekleme de bulunduğunu sorgulamıştır.

Son günlerde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'da “paralel toplum” olarak adlandırdığı bir olguyu gündeme getirdi. Fransa'daki 6 milyon Müslüman Fransız vatandaşından ve Fransa toplumu içindeki Müslümanların ya da kendi deyimiyle “sözde Müslümanların” oluşturduğu paralel toplum olgusunun ülkesinde yayılması hakkında uzun uzadıya konuştu.

Fransa, din ile devleti işlerini ayıran laik devlete bağlılığından her zaman gurur duydu ve bunu 1905’de çıkarılan yasalarla yasallaştırdı. Ancak din ile toplumu ayırmak bundan farklı bir şeydir. Fransa’da İslam’ın varlığının, Kuzey Afrika’daki Fransız sömürgeciliği döneminde Fransa’ya göç edenlerin çocuklarına eşlik eden bir özelliği vardır. Bu dönemde binlerce Faslı, Cezayirli ve Tunuslu iş fırsatları için Fransa’ya yöneldi. Binlercesi Fransa ordusunda görev yaptı, Nazi ve faşist Mihver kuvvetlerine karşı yürütülen kanlı savaşlara katıldı. Uzun konuşmasında Cumhurbaşkanı Macron’un paralel toplum adını verdiği olgu, erken bir dönemde ve Fransız sömürgeciliği döneminin ortalarında başlamıştır. O dönemde Müslüman göçmenlere üzerinde (Fransız Müslüman) yazılı özel kimlikler verilmişti. Diğer bir deyişle, onların diğer Fransız vatandaşlarından  farklı oldukları yazıyordu. Bu nedenle, Mağrip (Kuzeybatı Afrika) ülkelerinde Fransız sömürgeciliğine karşı direniş başlayıp, savaşçılar cihat sloganını kullandıklarından bunun Fransa’da yaşayan Müslüman topluluklarında bir yankısı ve etkisi oldu.

Fransa’daki Müslümanlar, Fransa vatandaşı olsalar da kendilerini kanlı mezalimler işleyen işgalci “öteki Fransızlardan” ayırmaya önem veriyorlardı. Müslüman göçmenlerin kimliklerinde yazılı “Fransız Müslüman” ifadesi, Müslümanların akıl ve vicdanlarına derin duygularla kazındı ve  İslami kimliğe bağlılık, direnişin silahı haline geldi.

Macron’un bahsettiği paralel Fransa, göçmenlerin nereye giderlerse gitsinler taşıdıkları resmi belgelerle farklı olduklarına karar verilen ilk Mağripli göçmen grubunun Fransa’ya ulaştığı erken dönemde doğdu. Söylendiği gibi, kültür ve uygarlık şoku, değer sistemi yetiştiği, bilincine aşılanan ve erken dönemlerde davranışlarını şekillendiren sistemden farklı olan bir topluma giren herkesi etkileyen bir olgudur.

Peki, asıl Fransız vatandaşı ile Fransız Müslüman vatandaşı arasındaki farklılıkları bugün hangi çizgiler belirliyor?

İkisinin farklı sosyal davranışları, aynı ulusun insanları arasında bir ayrılık duvarı oluşturmaktadır.

Nitekim kamusal alanlarda ve işyerlerinde kıyafet sorunu, özellikle de Müslüman kadınların kıyafeti, erken bir dönemde gündeme gelmiş bir sorundur.

Laik Fransız devletinin gözünde, farklı giyinmek, yasalarla korunan laik devlet kurallarına aykırıdır.

Cumhurbaşkanı Macron, yüzme havuzlarında kız ve erkeklerin zorla birbirinden ayrılması olgusuna da değinerek bunu reddettiğini vurguladı.

Fransız Müslümanlar arasındaki dini radikalizm ile camilerin bu konudaki rolü üzerinde durdu. Cami imamlarını Fransa içerisinde yetiştirme veya eğitme, ülke dışından gelecekler için de standartlar belirlemeyi amaçlayan planını açıkladı.

Bazı imamların söylemleriyle gençleri radikalizm ve şiddete yönlendirmesine karşı önlem olarak camilere yapılan bağış ve destekler için kurallar belirleneceğini belirtti.

Bu yaklaşım gerçekle oldukça çelişmektedir. Zira Müslüman gençlerin çoğu, camilerde değil radikal unsurların onları ağlarına düşürdüğü cezaevlerinde aşırılık ve radikalizme sürüklenmişlerdir.

Müslümanlar işsizliğin yaygın olduğu yoksul mahallelerde yaşıyorlar. Bu durum, gençlerde aşağılanma ve dışlanma duygularını körükleyerek onları, radikal ideoloji sahipleri için kolay bir ava dönüştürüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı, iki yıl sonra gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimleri için şimdiden hazırlık yapıyor.

Zira bu seçimlerdeki en büyük rakibi, bazı Müslüman gençlerin düzenlediği şiddet ve terör eylemlerini, özellikle de Charlie Hebdo’yu hedef alan saldırıyı seçim kampanyasında kullanacak olan aşırı sağdır.

Paralel Fransa meselesini birçok göstergesi ve çağrışımı olan bir yerde ve zamanda gündeme getirmesine neden olan ana faktörlerden biri de budur.

Cumhurbaşkanı, sadece Fransa'daki Müslümanlar değil, genel olarak İslam hakkında konuştu ve her yerde İslam’ın kriz yaşadığını belirtti.

Dini sloganlar altında terör eylemlerinin eksik olmadığı krizlere tanık olan birçok İslam ülkesi olduğu doğrudur. Ancak İslam’ın bütün dünyada kriz yaşadığı ifadesi, doğru entelektüel, bilimsel analiz ve değerlendirmeye dayanmaktan ziyade siyasi bir amaç taşıyor.

Cumhurbaşkanı, uzun konuşmasında, dış faktörlerle örtüşmesine rağmen, siyasi olarak öncelikle Fransız olan bir olguyu ele alıyordu.

Fransa’daki Müslümanlar meselesi, sadece cami imamları için kurallar ve standartlar belirleyerek ele alınamaz, aksine kültürel, entelektüel ve antropolojik çözümlere ihtiyacı vardır.

Fas, Cezayir, Tunus gibi Mağrip ülkelerinde, ebeveynler ve çocuklarla diyalog ve tartışmalar yoluyla bu konuyu ele almak, böylece Müslümanlar ile Fransız toplumu arasında köprü kurmak, Cumhurbaşkanı’nın paralel Fransa adını verdiği olgunun ötesine geçebilecek gerçekçi bir sosyal vizyon sunmak için bilimsel niteliklere ve yeteneklere sahip düşünürler vardır. Kendileri buna bahsettiğimiz gibi kültürel, entelektüel ve antropolojik çözümler bulunmasında yardımcı olabilirler.

Üzerinde durulmayı ve kendisine dikkat edilmeyi hak eden bir nokta daha var, o da şiddet ve terör sarmalına düşen birçok genç Fransız Müslüman genç, Arap kökenli değildir. Aksine Afrika ve Asya ülkelerinden gelen, Kur’an okumamış, işsizlikten mustarip, İslami sloganlarda aldatıcı ve alternatif bir kaçış bulan, başkalarının masumları hedef alan eylemlerinde kullanmak için kandırıp onlardan faydalandıkları gençlerdir.

Fransa'da Müslümanların neden oldukları söylenen sosyal uçurumun ele alınması; devletin eğitim, ekonomi ve hatta politik programları içeren bir plan çerçevesinde seferber olmasını hak ediyor.

Elbette, bunu yaparken ilk göçmen grupların kimliklerine “Fransız Müslüman” yazılarak toplumdan ayrıştırılmaları nedeniyle dinin Müslümanların hayatlarında kazandığı etkinin gücü görmezden gelinmemeli. 


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya