Hamad Macid
TT

Radikallerin bedava reklamını yapmayın

İslam, kuralları ve sembollerine ilişkin Doğu veya Batı’da ne zaman bir sorun patlak verse, kartlar ve saflar birbirine karışıp görüşler çatışıyor. Tıpkı, katilin, Peygamber Efendimize hakaret eden karikatürleri öğrencilerine gösterip tartışan Fransız öğretmenin başını kestiği veya Charlie Hebdo dergisine düzenlenen ve çalışanlarından birkaçının öldürüldüğü terör saldırılarından sonra   farklı ve uyumsuz ideolojilere sahip insanlar arasında meydana gelen tartışmalar gibi.
Taraflardan biri bir konuda görüş belirtir belirtmez rakip veya düşman taraf doğruluğunu, argümanlarını veya güvenirliğini sorgulamadan karşıt bir görüşü benimsiyor. Bu, rakibe puan kazandıracak bir hatadır. Eğilimlerine bakılmaksızın Arap dünyası genelindeki ideolojik akımların çoğu, Fransız öğretmenin öldürüldüğü barbarca yola benzer biçimlerde itiraz ediyor ve kınıyorlar. Nitekim muhafazakar akımlar, nefret kültürünü, Kuran ve peygamber gibi dini sembollere hakaret şeklindeki sonuçlarını kınayıp, Batı hükümetlerine de nefret kültürünü ve dini sembollere hakareti suç sayan yasaları çıkarma çağrısında bulunduklarında, rakip akımlar hemen bu makul taleplere karşı olumsuz bir tutum benimsediler. Bunların Batı’nın özgürlüklerini ve yasalarını ilgilendirdiğini, biz Doğuluların onlara ne yapacaklarını öğretemeyeceğimizi öne sürdüler. Oysa herkes, Almanya Şansölyesi ve Kanada Başbakanı gibi bir dizi Batılı liderin, Batı ülkelerinde nefret yayan kültürü ve bunun sosyal barışa yönelik tehlikesini kınayan olumlu tutumlarını çok iyi biliyor. Keza ifade özgürlüğünün sınırsız veya denetimsiz olamayacağını açıkça onaylayan Batılı yetkililerin olduğunu da.
Charlie Hebdo’nun hakaret içeren karikatürleri yayınlama hakkını savunan Fransız hükümeti bile, bir başka hadisede farklı bir pozisyon benimsedi. Paris’teki Zafer Takı’nın altında Kuran’ı Kerim’i yakmaya hazırlanan aşırı sağcı bir Fransız vatandaşını tutukladı.
Muhafazakar akımlara rakip akımlar, kendilerini dünyanın her yerinde İslam’ı savunmada daha gayretli, Hz. Muhammed’e hakaret eden karikatürleri kınayan protesto, gösteri ve toplantıların organizatörleri sadece onlarmış gibi göstererek kimi zaman başkalarına bedava reklam fırsatları veriyorlar. Oysa bu, tamamen doğru değil. Bir dizi büyük Arap ve İslam ülkesi, bir yandan halkları ve resmi kurumları ile benzer tepkiler verirken, diğer yandan nefret kültürünü kınayan tepkilerin eşlik ettiği sözler ve eylemlerle şiddetin her türünü kınadılar. Kötü söz ve eylemlerin karşılığı, kendisi gibi kötü söz ve eylemler olmamalıdır.
Aynı şey muhafazakar akımın tutum, yönelim ve düşünceleri için de geçerlidir. Bunları eleştirmek, değerlendirmek ve hatalarını ortaya çıkarmak gereklilik olsa da, sadece bu akımın literatüründe yer aldığı için bu eleştirilerin doğru ve açık dini hükümlere de yöneltilmesi büyük bir hatadır. Dini gerçekler ve şeri meseleler, hizipçi kavgalar ve ideolojik rekabetten uzak olmalıdır. Bazılarının sloganlarında kullanmaları onlara zarar vermemeli, muhafazakar akımların sembolleri tarafından propaganda aracı olarak kullanılmaları onların kutsallığını azaltmamalı veya çarpıtmamalı. Bu nedenle Hz. Muhammed, bu aşırılık yanlılarının kusursuz namazlarını, çokça tuttukları oruçlarını, uzun sakallarını, herkes uyurken gece kalkıp kıldıkları namazları ve döktükleri gözyaşlarını umursamamakla kalmayıp onları en sert ifadelerle tarif etti: “Sizden çok namaz kılacaklar ve sizden çok Kur’an okuyacaklardır. Ama imanları köprücük kemiğinden ileri geçmeyecektir. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır”