Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Tunus'ta pandemi ve çöken ekonomi karşısında kırılgan demokrasi

Tunus'ta pandemi ve çöken ekonomi karşısında kırılgan demokrasi

Salı, 27 Temmuz, 2021 - 07:45

Arap halk isyanlarının ilki Tunus’ta yaşanmış, "tek adam" Zeynel Abidin Bin Ali devrilmiş, dayandığı silahlı bürokrasi bu "devrilmeye/devrim"e göz yummuştu.

Burgiba, kendisine karşı yapılabilecek olası bir darbe riskine karşı ordudaki asker sayısını sınırlandırmış, orduyu siyasetin dışında konumlandırmıştı.

Çünkü Mısır'da rejim Nasır döneminde askerler eliyle kurulmuşken Tunus, Lübnan'da olduğu gibi Fransa ile müzakereler yoluyla barışçıl biçimde bağımsızlığını elde etmişti.

Bu sebeple Tunus Ordusu pasif bir yapı olarak kaldı. Tunus'ta devrim sonrası ordu politik sahneye doğrudan karışmamış ve geçiş süreci siviller aracılığıyla yürütülmüştü.

Tunus'taki siyasal denklemin taraflarına bakalım:

1-Ordu / Polis silahlı bürokrasi

2-Devlet sivil bürokrasisi

3-İslamcı Nahda

4-Laik seküler sağ ve sol partiler

5-Devrimin öncüsü gençler, sivil toplum hareketleri

6-Selefi İslamcılar

Nahda, ülke devrim sonrası yönetim biçimini değişime uğrattı.

Yönetimin Tek Adam sistemine tekrar dönmemesi için güçlendirilmiş parlamanter sisteme geçildi ve Cumhurbaşkanlığı hakemlik makamına dönüştürüldü. Bu da Nahda'nın elini güçlendirdi. Eski rejimde tek elde toplanan güç paylaştırıldı. Tüm bu güç dağıtımına rağmen Cumhurbaşkanlığı Nahda’nın uzlaşı bağlamında onay verdiği bir dizi acil durum müdahale yetkileri ile donatıldı.

Sendikaların rolü

1946 yılında kurulan ve Tunuslu işçileri temsil eden Tunus Genel İşçi Sendikası (Union Générale Tunisienne du Travail / UGTT), rejimin konsolidasyonunda ve 'sosyalist' bir ekonomi politikasının takip edilmesinde Burgiba'nın kritik müttefiklerinden biriydi.

UGTT Bin Ali döneminde sosyalist çizgideki Cebhetu'ş Şa'biyye (Halk Cephesi) ile birlikte ülkenin en örgütlü muhalefetini oluşturdu.

Nahda, Tunus'ta Şeriat kanunlarının anayasanın temeli olmayacağını açıklayarak atmosferi yumuşattı. Ekim 2011'deki ilk demokratik devlet başkanlığı seçimleri için parti içerisinden aday çıkarılmadı; liberal bir insan hakları aktivisti olan Munsif Merzuki desteklendi.

Aynı şekilde 2. Cumhurbaşkanı da Kays Said desteklendi. Nahda hükümetlerde de benzer tutum sergilerken Said’in son müdahalesine kadar Meclis Başkanlığı gibi konumlarda yer alıyordu.

Nahda "siyasal cemaat" evresinden "siyasi parti" evresine geçti.

Nahda Genel Başkanı ve çağdaş İslami hareketin önde gelen fikri ve siyasi önderlerinden Raşid Gannuşi, 2016'da "davet ve siyaset" faaliyetlerini birbirinden kesin çizgilerle ayrıştıracaklarını ilan etti.

Gannuşi, Nahda'nın "kimliğin savunulmasından demokratik geçişin teminine, bugün itibarıyla da ekonomik geçişe yönelecek doğrultuda evrildiği" tespitini dile getirerek, "Modern bir devlet, ideolojilerle, büyük sloganlarla ve siyasi çekişmelerle değil, pratik programlarla idare edilir" değerlendirmesinde bulundu.

Kongrede de benimsenen bu yaklaşıma göre, partide aktif siyaset yapan figürler dini alanlarda faaliyet göstermeyecek, mesela bir camide hutbe okumayacak, vaaz veremeyecek.

- Karar alma mekanizmalarında dış etkiyi minimize etti

Nahda özellikle Türkiye ve Katar'la yakın dursa da Türkiye'nin ya da Lübnan'da ve Cezayir'de olduğu kadar Fransa'nın Tunus içerisinde müdahil olduğunu söyleyemeyiz.

Sonuç itibarıyla Gannuşi önderliğindeki Nahda'nın Tunus dengelerini iyi okuduğunu yönetişimde başarılı olduğunu ve böylelikle gücü dağıtarak Tunus'ta uzlaşıyı sağlamaya çalışıyordu.

Ancak Tunus’ta tüm bu ince hesaplara ve uzlaşı çabalarına karşın çok parçalı bir siyasal zemin var. Birbirine tahammül etmek zorunda kalan ancak birbirinden nefret eden bu siyasi kesimlerin demokrasi tecrübesinin en büyük imtihanı Kovid-19 salgını ile büyük bir krize dönüştü.

Ülkede yoğun bakım ve acil servisler tüm hastanelerde maksimum kapasiteye ulaştı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), Tunus’ta kaydedilen Kovid-19 kaynaklı ölüm oranının, şu anda, Afrika ve Arap dünyasında kaydedilen en yüksek oran olduğunu söylediğini aktardı. Salgının başlangıcından bu yana Tunus’ta kaydedilen toplam vaka sayısı 560 bine ulaştı. 11,6 milyonluk nüfusa sahip Tunus’ta kaydedilen toplam ölüm sayısının ise 18 bin 300’den fazla olduğu belirtildi.

Tunus Başbakanı Hişam Meşişi, 20 Temmuz’da Kovid-19 salgınıyla mücadeledeki performansı ve aşılamanın yavaş ilerlemesi ile ilgili eleştiriler üzerine, Sağlık Bakanı Fevzi el-Mehdi'yi, görevden aldı.

Nahda Hareketi Başkanı Imad Hamiri 20 Temmuz’da mevcut koalisyon hükümetinin performansının sadece yüzde 50’lerde olduğuna dikkat çekerek, Nahda hareketinin hükümeti öncelikle siyasi yollarla değiştirmek için bir teklif sunduğunu söyledi. Hükümetin performasn düşüklüğünü ise esas olarak, Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında büyük bir siyasi krize neden olan kabine değişikliğindeki gecikmeye bağladı.

El-Hamiri Şems Fm radyo kanalındaki röportajda, sağlık sektöründe yapılanları yetersiz bularak Sağlık Bakanı'nın performansını “çok kötü” olarak nitelendirdi. El-Hamiri, “Ülkede büyük bir sorun var. Siyasi krizin yanı sıra, başta sağlık sorunu olmak üzere ekonomik olduğu kadar toplumsal ve ulusal  birçok şeyi tehdit eden bir sorun. Krizi karmaşık yapan da bu. Bu nedenle, bunların çözümünde önceliklerin belirlenmesi gerekiyor” açıklamasını yaptı.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said 25 Temmuz’da, ülkesinin salgınla mücadelesindeki başarısızlığın ardından, bir takım önlemlerin yeniden gözden geçirilmesi yönünde emir verdi.

Tunus, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Fas, Cezayir ve Moritanya’dan acil yardım aldı.

Suudi Arabistan, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmedeki talebine cevaben Kral Selman bin Abdulaziz'in direktiflerini uygulamak amacıyla Tunus ile Kral Selman Yardım ve İnsani Eylem Merkezi tarafından işletilen bir hava köprüsü kurdu.

Perşembe günü Tunus’a, tıbbi ekipman, bakım ve tedavi cihazlarının yanı sıra önleyici ve diğer tıbbi malzemeler içeren üçüncü yardım uçağı ulaştı.

Tunus Diktatörlükten kurtulduktan sonra yukarıda da dinamiklerini anlattığımız faktörler sayesinde demokratik geçiş sürecini en az hasarla başarmış ülkedir. Bu sürecin kazanımlarını özgürlükleri korumak için karşı-devrim hamlelerinden biri de 25 Temmuz akşamı yaşanan 28 Şubat benzeri darbedir.

Said’in mevcut işleyişe yetkilerini kullandığını belirtip müdahale etmesinin ardında ise koronavirüs pandemisi ile gittikçe kötüleşen ekonomi ve bazı bölgelerde yaşanan güvenlik sorunları yer alıyor. 

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, çeşitli şehirlerde meydana gelen şiddetli protestoların arka planında Parlamentonun çalışmalarını dondurmaya, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını askıya almaya ve Başbakan Hişam el-Meşişi'yi görevden almaya karar verdiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Said, Kartaca Sarayı'nda yaptığı olağanüstü toplantının ardından, Anayasa'nın 80. maddesi uyarınca bu önlemlerin alındığın ve yeni atayacağı yeni bir başbakanın yardımıyla yürütme organını devralacağını açıkladı.

Said bu kararı, Anayasa'nın 80'inci maddesinde cumhurbaşkanına olağanüstü koşullarda tanınan yetkilere dayandırıyor.

Tunus Anayasası'nın 80. maddesinde cumhurbaşkanı, ülkenin bütünlüğünü, güvenliğini ve bağımsızlığını tehdit eden ve devletin çarklarının normal işleyişini sürdürmesinin imkansız olduğu durumlarda bu maddeyi kullanabiliyor.

80. maddenin ayrıca devletin işleyişinin mümkün olan en kısa sürede normal çalışmasına geri dönmesini sağlamayı amaçladığı belirtiyor.

Tunus Cumhurbaşkanı, ordu ve güvenlik liderleriyle dün akşam yaptığı acil toplantının ardından, parlamentonun çalışmasını dondurmak, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak ve görevden almak da dahil olmak üzere ‘devleti kurtarmak için durumun gerektirdiği bir dizi istisnai önlem aldıklarını’ açıkladı. Said ayrıca, savcılığın çalışmaları denetleyeceğini ve hakkında suçlama bulunan milletvekillerini yargılayacağını ifade etti.

Said, güvenlik yetkilileri ve askeri liderlerle yaptığı toplantının ardından, “Cumhuriyetin ilanının yıl dönümünde kader, Tunus'taki durum bir dizi istisnai önlem almamızı gerektiriyor. Şüphesiz birçok kamu kuruluşunun çöktüğünü, kundaklama ve yağma operasyonlarının olduğunu ve bazı mahallelerde iç çatışmalar için para ödemeye hazırlananlar olduğunu fark etmişsinizdir. Üzerimizde taşıdığınız sorumluluk, Anayasa hükümlerine uygun olarak, Tunus'u kurtarmak, Tunus devletini ve Tunus toplumunu korumak için bu durumun gerektirdiği önlemleri almamızı gerektiriyor. Tunus tarihinin en hassas ama daha çok en tehlikeli anlarından geçiyoruz. Kimsenin devleti ve onun yeteneklerini tahrif etmesine, insanların hayatları ve mal varlıklarıyla oynamasına ve Tunus devleti özel mülkleriymiş gibi hareket etmesine izin veremeyiz” açıklamasında bulundu.

Parlamento Başkanı olan Nahda Hareketi lideri Raşid Gannuşi ise, cumhurbaşkanını ‘devrime ve anayasaya karşı devrim yapmakla’ suçladı. Reuters'e verdiği demeçte Gannuşi, "Kurumların hala ayakta olduğunu düşünüyoruz. Nahda Hareketi’nin destekçileri ve Tunus halkı devrimi savunacaktır" dedi.

Yani özetlemek gerekirse

Son 1 aydır Tunus’ta Nahda’nın da destek verdiği bir koalisyon hükümetinin başarısızlığına sahne oluyor. Hükümetin pandemiyi yönetmememesi ülkenin dış güçlerin nüfuzuna çok daha açık hale getiriyor. Avrupa ve Arap ülkelerinin yardımına muhtaç hale düşen ve ekonomisi zor bir darboğaza giren ülkede sivil siyasetin gittikçe zayıflaması bürokratik müdahaleyi ortaya çıkarttı.  

Tunus’ta tipik bir “Juristokratik darbe" yaşanıyor yani demokrasiyi silahsız biçimde ama silahların gölgesinde yetki aşımı ile kesintiye uğratmak. Çok acil bir durum varsa erken seçime gidersiniz halkın seçtiği Meclis’i kapatmazsınız.

80. maddeyi ülkedeki ilk ciddi krizde kullanmak yetki aşımı olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu gibi maddeler deprem, büyük bir savaş ya da iç savaş hali gibi olağan üstü durumlarda kullanılmalıdır. Şayet ülkede bir kriz varsa bunun çözümü ilk anda kırmızı düğmeye basmak değil Hükümet yetkilileriyle istişareler yapmak bu istişarelerin sonucu da gelmiyorsa ülkeyi erken seçime götürmektir. Erken seçim sürecinde de mevcut hükümet görevine devam eder. Ancak bu yolların hiçbirine başvurmadan doğrudan silahlı bürokrasiyi de arkasına alarak tüm demokratik işleyişi askıya almanın tek bir adı vardır o da silah vesayetinde sivil darbe.

Juristokratik darbeler Mısır'daki askeri darbeler gibi kanlı olmazlar. Libya gibi iç savaş da çıkartmazlar ancak Türkiye'deki gibi siyaset sahnesini yeniden dizayn ederler.

Şiddet içermese de demokrasiye her müdahale toplumun doğal dinamiklerini bozar. Tunus umarım bu krizden kısa sürede en az hasarla çıkar.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya