Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Tel Aviv’de büyük bir nimet!

Tel Aviv’de büyük bir nimet!

Perşembe, 7 Temmuz, 2022 - 11:30
Süleyman Cevdet
Mısırlı araştırmacı yazar

Son iki yıldır gün geçmiyor ki insanın gözü aramızda dolaşan bir ibareye denk gelmesin. Bu ibare bölgede olağan bir şekilde dolaşıma sokuldu ve bir dilden diğer dile, gezinmeye başladı. Belki de çoğumuz bu ibare karşısında bir an durup tam olarak ne anlama geldiği üzerinde kafa yormadı.  

Hangi ibareden mi söz ediyorum; ‘İbrahim Barış Anlaşmaları’. Bu ibare ilk kez önceki sene ortaya çıktı. O zamanlar Donald Trump bir dönem daha seçilerek, bahsi geçen ibarenin bölgede pekiştirilmesini umuyordu. Eğer Donald Trump’ın şansı yaver gitse ve bir kez daha seçilseydi, sabah İbrahim Anlaşmaları’yla uyanır, gece İbrahim Anlaşmaları iye uyuyor olurduk. Ancak Trump seçilemedi, dolayısıyla bahsi geçen ibare de daha az anılır oldu ve yansımaları sınırlı hale geldi. Artık sadece bazı münasebetlerde İbrahim Anlaşması hatırlatılıyor ve canlandırılmaya çalışılıyor.

Eylül 2020'de Beyaz Saray'da imzalanan İbrahim Anlaşmaları, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan’ın normalleşmesinin ön adımını oluşturmuştu. Eğer Donald Trump pozisyonunu koruyabilseydi, diğer birçok Arap ülkesi de İsrail ile benzer normalleşme adımları atacaktı. Ancak beklenilenin aksine Trump kaybetti ve yerine Joe Biden geldi. Biden söz konusu projede çok istekli görünmüyordu, üstelik bölgemizi de ilgilendiren başka konulara öncelik verme niyetinde olduğu yönünde işaretler vardı.  Trump bir daha seçilmedi seçilmemesine ama içinde ‘İbrahim Anlaşmalarının’ tamamlanamamasına dair bir hasret kaldı. Tıpkı Arap dilinin nahiv (gramer) uzmanlarından birinin, hayatını ‘hatta’ kelimesinin özelliklerine adamış olması gibi, bu nahiv alimi, gönlünü ferahlatacak bir sonuca ulaşmadan dünyamızdan göçmek zorunda kalmış ve içinde bir ‘hatta hasretiyle’ toprağa tevdi edilmişti. Trump gittikten sonra, onun yönetimiyle bağdaştırılan ‘Yüzyılın Anlaşması’yla’ ilgili sözler de buharlaştı. Farkındaysanız artık nadiren bu kelimeleri işitiyoruz. İbrahim Anlaşmaları da Yüzyılın Anlaşması gibi ortadan kaybolabilirdi, eğer anlaşmanın birinci tarafı onu sadece kendisiyle ilgiliymiş ve diğer tarafı eşit bir şekilde ilgilendirmiyormuş gibi ele alsaydı.

Burada birinci taraf dediğimiz elbette her ne kadar sponsor ve hevesli olsa da Washington değil Tel Aviv’dir. Nitekim İsrail dört Arap başkentiyle ilişki başlatarak somut adımlar atmıştır. İbrahim Anlaşmalarının tamama ermesi için bu dört ülke yeterli olmayacaktır, aynı formülün diğer Arap ülkeleriyle olan ilişkilerde de normalleşme adımları atılmasında kullanılması gerekecektir.  

İbrahim Anlaşmaları taraflar arasında bir sözleşme yapılması anlamındadır, yani her iki tarafın da sözleşmeye uygun bir biçimde yükümlülüklerini yerine getirmesi beklenir. Taraflar imzaladıkları sözleşmenin pratikte gerekliliklerini yerine getirmekle mükelleftir. Yüzyılın Anlaşması tamamen ortadan kalkmış olsa ve artık herhangi bir genel siyasi söylemde kendine yer bulamıyor olsa da İbrahim Anlaşmaları hala canlıdır ve kaybolmamak için direnmektedir.

Tel Aviv'de yakın zamanda gerçekleşen bir olay sırasında İbrahim Anlaşmasının hala yürürlükte olduğu yönünde işaretler ortaya çıktı. İsrail Başbakanı Naftali Bennett, üç yılda beşinci kez düzenlenecek olan seçimlere kadar geçici hükümete başkanlık edecek Yair Lapid’e görevi devrederken bir konuşma yaptı. Bennett bu konuşmasında İbrahim Anlaşmalarını ‘büyük bir nimet’ olarak nitelendirdi. İbrahim Anlaşmaları Binyamin Netanyahu döneminde başlatılmıştı, Netanyahu her ne kadar Arap ülkeleriyle normalleşmenin ateşli bir savunucu olsa da o bile İbrahim Anlaşmaları için böylesi bir ifade kullanmamıştı. Bennet ‘büyük bir nimet’ sözünü açarken bir sürü ‘hoş cümleler’ sarf etti, ancak bu sözler arasında işte bu yüzden ‘büyük bir nimettir’ diye bir anlam çıkarmamız mümkün görünmüyordu. Ancak Tel Aviv'deki İbrahimi Barış Enstitüsü müdürü Asher Friedman'ın tweet'i, Lapid'in büyük nimetten bahsettiğinde ne demek istediğini anlamada faydalı olabilir. Friedman, İsrail ile Abu Dabi ve Manama arasındaki ticari ilişkilerin haziran ayında rekor kırdığını söyledi. Enstitü müdürünün verdiği rakamlardan anlıyoruz ki, üç ülke arasındaki bu tür ilişkiler, geçen yıl aralarında diplomatik ilişkilerin başlamasından bu yana tırmanışa tanık oldu.

İbrahim Anlaşmalarının özellikle Tel Aviv için ekonomik boyutu en başından beri zaten sır değildi. Anlaşmanın biri siyasi diğeri ekonomik iki boyutu olduğu söylenebilir, tıpkı bir madalyonun iki yüzü gibi. Ancak meselenin siyasi boyutu şüphesiz bölge meseleleri arasında en fazla öne çıkanıdır. İsrail’in geçici başbakanı Lapid, Trump ayrılsa bile ‘İbrahim barış treninin’ yerinde durmasının, ancak İsrail’deki karar vericilerin meselenin ekonomik boyutunun, siyasi boyutunun yerine alabileceği tasavvuruyla mümkün olabileceğini kavramış olmalıdır. Meselenin ekonomik boyutu bir süreliğine yeterli gibi görünebilir, ancak uzun vadede kesinlikle yeterli olmayacaktır. Çünkü bu durumda İbrahim Anlaşmaları tek ayak üstünde durmaya çalışan biri gibi olur ki ne denge sağlayabilir ne de sonuç alabilir. Lapid İbrahim Anlaşmaları’ndan ‘büyük bir nimet’ olarak söz ederken mutlu görünmekteydi. Eğer durup biraz derin bir şekilde düşünseydi, kültürümüze göre eğer hakkı verilmez ve şükrü ifa edilmezse ‘nimetin her an nikmete (felaket ve lanete)’ dönüşebileceğini görürdü. İbrahim Anlaşmaları, siyasi boyut olmadan tamamlanamaz, madalyonun iki yüzü arasında, sonucu öncül ile ilişkilendiren bir tür ilişki kurulmalıdır.  


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya