Bekir Uveyda
TT

Filistin’in ‘taş atan çocukları’ nerede?

Öncelikle, burada kastedilenin “taş atan çocuklar intifadası” isminin doğum belgesini taşıyan 1978’nin sonlarında direnen çocuklar olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu isimle dünya çapında tanındılar ve bu nedenle tarihsel olarak anılıyorlar. Makalenin başlığında yer alan sorunun cevabına gelince, onlardan şehit olanların “Onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar” ayetine mazhar olduğu söylenebilir. Onların mekanları mübarek olsun. Peki ya otuz beş yıl sonra hala yaşayan insanlar arasında dünyanın çeşitli yerlerinde ilim veya rızık arayışında olan ve belki de her ikisini birden arayan diğerleri? Üzgünüm, soru içinde cevabı barındırıyor. Evrenin, eşyanın tabiatının ve hayatın kanunlarından biri de insanın yarının bir önceki günden daha iyi olacağı ümidiyle uyuması, ardından uyandığında bu ümidi gerçekleştirmek için çabalamasıdır. Tabii ki bu, Gazze Şeridi'ndeki “taş atan çocukların” sapmayacağı bir idealdir. Onlar büyüdü ve gençlik aşamasından, (Birleşmiş Milletler bunu 15 ila 24 yaş arasındaki yaş grubuna atfeder) ondan sonraki emek ve çalışma aşamalarına geçtiler. Bu insanların çoğu hayatlarının 55-60 yıllını geride bırakmış durumda ve gerek ülke içinde gerekse ülke dışında zor bir gerçeğin zorluklarını aşarak geleceğe giden yolu güçlükle adımlıyorlar.
Bununla birlikte, tabloda endişelenecek bir neden yok değil. Genç yaş grupları (Filistin tanımına göre 19-29 yaş) arasındaki işsizlik oranları sürekli artıyor. Filistin Merkezi İstatistik Bürosu tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 2021 yılında işsizlik oranı erkeklerde yüzde 33, kadınlarda yüzde 62'ye ulaştı ve bu oran Gazze Şeridi'nde (yüzde 65) Batı Şeria'ya (yüzde 24) kıyasla daha yüksek. Filistin Yönetimi altında bulunan bölgelerdeki genç kadın ve erkekler genel olarak cesaret kırıcı etkenlere veya hayal kırıklığına teslim olmayı reddetseler de herhangi bir toplumda işsizliğin gençler arasında yaygınlaşması, beraberinde getirdiği ve son on yılda olumsuz etkileri artan toplumsal hastalıklar nedeniyle tehlike oluşturmaktadır. Özellikle bir yandan Filistin topraklarının bölünmesinin yol açtığı yıkıcı olumsuzluklarının artan etkisi ve diğer yandan özellikle Gazze'ye uygulanan abluka bu tehlikeyi tetikliyor.
Doğal olarak, bölünmeden bahsetmek bizi bir kez daha yazının başlığında bahsedilen soruya götürecektir. Filistin topraklarındaki önde gelen iki örgütü olan  Hamas ve Fetih’in liderleri, ya bizzat "taş atan çocuklar" arasındaydılar, ya da siperlerinden, yeraltından ilk ayaklanmayı yöneten komutanlardandılar, ya da diaspora ülkelerinde sürgündeydiler. Filistin topraklarında 1987 İntifadası sonucunda özgürleştirilenlerin, bazı evlatlarının ellerinde bölünerek parçalandığını görmek onlar için utanç verici değil mi? Beklenen cevap; Evet, bu çok utanç verici bir durum. Peki, bir çözüm var mı? Aşağıdaki resmi önünüze koyarak cevabı veriyorum.
Geçtiğimiz pazar günü “Kudüs'e doğru...Kükreyen bir sel gibi geliyoruz” sloganıyla büyük bir şenlik düzenlendi. Konuşmacılar siyonist işgalciyi bekleyen yıkımı haykırdılar. Avuç içleri sıcak alkışlara boğuldu. Ön sıradaki adamların boyunlarına sarılı siyah beyaz Filistin kefiyesini görebiliyordunuz. Biraz sonra o coşkulu kalabalık dağıldı. Herkes kendi işine gücüne döndü veya evine barkına gitti. Tarih, belgelerle ilgilenenler ona başvurduklarında, tüm bu ateşli bağırışlarla kastedilen düşmanın gerçekten talihli olduğunu söyleyecektir. Bu öfkeli tören düzenlendi ve bunun gibi belki de başka bir yerde birden fazla toplantı veya konferans düzenlenmiş olabilir. O halde, toplantılar uzaktan uğuldamaya devam ettiği ve Filistin'in sebatını destekleyen konferanslar Kudüs'ten çok uzaktaki yerlerde özellikle de taş atan çocukların intifadasının patlak verdiği Gazze Şeridi’nden çok uzakta yapılmaya devam ettiği sürece endişeye ne gerek var?
Geriye ertelenen cevabın şu olduğunu söylemek kalıyor; Evet, Filistin topraklarının bölünmesine karşı taş atan çocuklar intifadasının mirasını güçlendiren bir çözüm var. Sonuç olarak, liderler Filistin dışındaki tüm bağlılıklarından kurtulmalı, şu anda nerede olurlarsa olsunlar çantalarını toplayıp anavatanlarına dönmeli ve başka bir yerde değil davalarının fiilen var olduğu yerde halklarıyla birlikte yaşamalılardır.