Abdulmunim Said
Kahire’de Mısır Gazeteciler İdaresi Meclisi Başkanı ve Kahire Bölgesel Strateji Çalışma Merkezi Yönetim Müdürü
TT

Irak ve Suriye'nin dönüşü

Son 10 yıldaki Arap gidişatı ne kolay ne de rahattı. Aksine, ardından rejimlerin yıkıldığı, kimi zaman terörist, kimi zaman radikal gruplarla mücadele, iç savaşlar, bölgesel müdahaleler, dış ihlallerle sonuçlanan bir geçiş döneminden kaynaklanan çok fazla "ter, kan ve gözyaşı" vardı.
Bu sonuçlar, "Arap Baharı" felaketini ifade ederken, revizyonun kapılarını açtı, ardından da ekonomik kalkınma, dini yenilenme ve çarpıklıkları düzeltme yoluyla Arap devletlerini kurtarmayı amaçlayan “Arap Reformu” doğdu.
“Reform”un ortaya çıkışı, bir yönüyle verimsiz, durağan ve katı olan koşullara, diğer yanıyla Arap dünyasının kaderini başkalarının hırslarına esir eden bölgesel bir Arap zayıflığı durumuna karşı başlı başına bir “devrim”di. Şimdi çok fazla detaya girmeden, siyasi bir varlık olarak ulus- devleti, ekonomik, sosyal ve kültürel bir yol olarak dünya ile rekabet ve yarışı benimsemiş “Arap reform devletleri” grubundan bahsetmek mümkün hale geldi. Tıpkı solcu radikalizm ve Arap milliyetçiliğinin bölgesel bir yörüngeye, aynı şekilde muhafazakârlığın, durgunluğun, gericiliğin uluslararası bir yola sahip olması gibi, reformun da artık kendi yaklaşım ve yöntemine sahip olması gerekiyor. Ama bunlara değişim, kendisini istemeyenlerin durumunu tersine çevirmek için değil, aksine, bu yolu seçen ülkelerde olumlu ve ilerici gelişmenin devamı için uygun ortamı sağlamak amacıyla sahip olmalı. Burada, Arap milliyetçiliği bayrağı altında onlarca yıl önce egemen olan ideolojik savaşlar, sosyal sınıflar arasında adaleti tesis etmek, katı dini köktendincilikler müjdelemek yok ne de böyle bir şey öneriliyor. Aksine, Arap ilerlemesi için çabaya, yeniliğe ve birçok küresel deneyimden ders almaya dayandığı önceden bilinen bir model öneriliyor. Küresel deneyimlerden bu aşamada belki bize en yakın olan, Doğu Asya'da gerçekleşen ve yüz milyonlarca insanı yoksulluktan iyi bir duruma, ülkeleri stratejik gizlilikten ekonomik ve teknolojik üstünlükle küresel arenaya taşıyan deneyimdir.
Bu çerçevede 10 Ekim 2018 tarihinde bu köşede “Irak’ın geri dönmesi gerekiyor” başlıklı bir yazı, daha sonra 27 Temmuz 2021'de “el-Mısri el-Yevm” gazetesinde de “Suriye'de bahar nereye ulaştı?” başlıklı bir yazı yayınladım. Birinci yazı, bölgesel zorluklar karşısında Arap bölgesini yeniden dengeye kavuşturmayı amaçlayan “jeopolitik” bir alana dayanırken, ikincisi, “bahar” öncesi ve sonrasında bir bütün olarak Suriye deneyiminin nasıl bir çıkmaza girdiğini anlatıyordu. Gerçek şu ki, su köprülerin altından düşündüğümüzden daha hızlı akar. İlk yazının yayınlandığı yılda bu kez Irak’ta görülen ikinci bir bahar dalgasıyla birlikte, bir ulus-devlet kurmaya yönelik hızlı ve kararlı bir çaba olmadan terörizmden ve devleti kaybetmekten kurtuluş olmadığı görüldü. Sonraki 4 yıl boyunca Irak, terörizmi yenmek ve bitirmek, yeniden kalkınma sürecine dönmek, petrol sektörünü tüm bileşenleri kapsayan Irak devletinin hizmetine sunmak için gücünden, tarihinden ve medeniyetinden çok yardım aldı. Tüm engellemelere rağmen Irak seçimleri yapıldı ve ardından yaklaşık 1 yıl süren zorluklara rağmen cumhurbaşkanlığı, parlamento ve yürütme kurumlarını kurmayı başardı. Bu, söz konusu 1 yıl içinde genel düzenle ilgili birçok şikayete, çekinceye ve gözleme rağmen gerçekleşti. Ama önemli olan, liderler bir önceki aşamadan ders aldıkları, herkesin ortak çıkarlarını bilecek kadar vatansever oldukları sürece gözden geçirmenin, düzeltmenin ve değiştirmenin mümkün olduğu bir noktadan başlamaktı.
Suriye deneyimi de en az Irak deneyimi kadar sertti, hatta belki de daha şiddetli ve kanlıydı ve hâlâ da öyle. Sözde baharın ardından yaşanan iç savaş, Suriye devleti topraklarının bir kısmının yabancı kontrolü altında olması, Suriye halkının büyük bir bölümünün mülteciye dönüşmesi ve yerinden edilmesi yetmezmiş gibi, Suriye toprakları şu anda Türkiye, İran, ABD ve Rusya'nın kesiştiği kuzeybatısında çok boyutlu savaşlara, bir İsrail-İran savaşına sahne oluyor. Bütün bunların üzerine Suriye bir de büyük kayıplara neden olan bir doğal afete, korkutucu bir depreme maruz kaldı. Ama bir atasözünde denildiği gibi: Dost ile düşman arasındaki farkı ortaya çıkardığından her musibette bir hayır da vardır. Türkiye’nin de yaşadığı bu çetin sınavda Suriye'ye uluslararası ve bölgesel bir sempati gösterilse de, Arapların sempatisi daha hızlı, somut ve etkiliydi. Arapların yaklaşımı sadece yardım biçimini almadı, bunun yerine Suriye'nin Arap ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinin yeniden kurulması ve Suriye'nin yeniden Arap Birliği’ne dönüşü de konuşulmaya başlandı.
Irak, somut faaliyetler ve Arap Birliği koridorlarındaki varlığının yeniden aktif hale gelmesiyle kademeli olarak Arap arenasına geri dönerken, şimdi, makaleden yaklaşık 2 yıl sonra ve bölgede meydana gelen diğer tüm değişikliklerle birlikte, hem Irak'ı hem de Suriye'yi yeniden kapsamak gerekiyor. Nedeni de ilk olarak, Irak’ın, bir ulus- devleti ifade etme ve devleti inşa etmek için “dev” projelere girişme açısından gerçekten somut bir reform aşamasına girmiş olması. Ayrıca bir devlet olarak Arap bölgesel reform ve kalkınma çerçevesine katılma yeteneğinin ve gücünün artması. İkincisi, Suriye kendi haline bırakılamaz; tarihsel deneyimin kanıtladığı gibi, bir Arap devletinin izolasyonunun bedelini yalnızca izole edilen Arap devleti ödemiyor, Arap bölgesindeki ülkeler de en az onun kadar ağır bir bedel ödüyor. Dolayısıyla Irak ve Suriye'yi bir kez daha ortak eylem çemberine geri döndürmek, çok fazla diplomasi ve siyaseti, Arap reform ülkelerinin bir rol oynamasını ve birlikte çalışmasını hak ediyor. Her zaman bahsettiğimiz “yeni bölgecilik” çerçevesi, istişare çerçevelerinin belirlenmesi halinde yardımcı olacak ve ilham verecek esneklik ve kolektif kabiliyetler içeriyor. Burada düşünülmesi gereken sadece bu hedefin önündeki zorluklar değil, bundan daha fazlası, deprem, Arap gaz boru hattı, İbrahim barış anlaşmaları çemberinde olsun ya da olmasın, aktif Arap ülkelerinin kolektif uluslararası ağırlığı ile birlikte kurulan köprüler gibi gerçekliğin ürettikleridir.