Sevsen Şair
TT

Captagon’a dur!

İran-Suudi Arabistan anlaşmasının uygulanmasında ciddiyet gerektiren en önemli meselelerden ve dosyalardan biri, uyuşturucu kaçakçılığını kontrol altına almaktır.

İroniktir ki Arap yuvasına dönüp kopuşu sonlandıran Suriye’nin ciddi şekilde ele alması gereken konulardan biri de kendi topraklarından başta Ürdün olmak üzere komşu ülkelere yönelik uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerini kontrol altına almasıdır.

‘Adıma Karşılık Adım’ sloganı, Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüş projesi için ortaya atıldı. Sloganı, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi uzlaşma yolunda adım atan ülkeler benimsedi.

‘Adıma Karşılık Adım’, kaçakçılık faaliyetlerini durdurmak için yeterli olacak mı? Yoksa bu endüstrinin nüfuzu ve kulislerdeki etkinliği, onu durdurmak ve Suriye’ye komşu ülkelere yönelik kötülüğünü bitirmek için gösterilen bu mütevazı girişimlerin katkısından daha mı büyük ve zor?

Halen devam eden bu operasyonların sonuncusu geçen hafta, Ürdün ordusunun Suriye topraklarından gelen 500 gr. uyuşturucu kristal maddesi taşıyan bir insansız hava aracını düşürdüğünü açıklamasından sonra gerçekleştirildi.

Uyuşturucu kaçakçılığındaki sürekli artış, Ürdün ordusunu angajman kurallarını değiştirmeye sevk etti ve bir süre önce Suriye topraklarına girme ve en meşhur Suriyeli kaçakçılardan biri olan Marai er-Rumeysan’a suikast düzenleme emri verdi. Bunun öncesinde Ürdün ordusu, İranlı milisleri bu operasyonları korumayla görevlendirmişti. Bilindiği üzere Ürdün, Suriye ile 375 km’lik bir sınırı paylaşıyor.

Ürdün ordusu 13 Ocak 2022’de, Suriye’den Ürdün Krallığı’na sızma ve uyuşturucu kaçakçılığına yönelik 361 girişimin başarısız kılındığını ve Captagon ve Tramadol da dahil olmak üzere farklı türlerde yaklaşık 15,5 milyon uyuşturucu hap, 760 kilo ağırlığında ve 16 binden fazla esrar paketi ile iki kilo eroin ele geçirildiğini açıkladı. (Stratejik Gözlemevi)

Batı ülkelerinde uyuşturucuyla mücadeleden sorumlu yetkililer ve Washington, savaşta yıpranan Suriye’nin milyarlarca dolar değerindeki uyuşturucu ticaretinin bölgedeki ana merkezi haline geldiğini söylüyor. Ürdün’ü de Captagon adıyla bilinen Suriye üretimi amfetamin uyuşturucusu için Körfez ülkelerine önemli bir geçiş noktası olarak görüyorlar. (Reuters Amman)

Bu, Ürdün’le ilgili kısımdı. Gelelim Suudi Arabistan Krallığı’na… Suudi Arabistan Krallığı Zekât, Vergi ve Gümrük Dairesi, Suriye topraklarından gelen 461 bin 164 Captagon hapını el-Hadise geçidi üzerinden geçirme teşebbüsünün engellendiğini duyurdu (11 Mayıs 2023). Ayrıca Suudi medya kaynakları, Uyuşturucuyla Mücadele İdaresi’nin 8 milyon uyuşturucu hap ele geçirdiğini ortaya çıkardı (10 Mayıs 2023). Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Sözcüsü Mervan el-Hazimi, kahve kreması sevkiyatına saklanmış 828 bin 78 amfetamin hapının bulunduğunu ve üç Suriyeli ile iki Pakistanlının gözaltına alınıp haklarında yasal işlem başlatılarak başsavcılığa sevk edildiğini açıkladı. Bundan birkaç gün önce Suudi yetkililer, Cidde limanında beş milyondan fazla Captagon hapı içeren bir uyuşturucu sevkiyatının engellendiğini duyurmuştu.

Suudi Arabistan’ın Lübnan Büyükelçisi Velid Buhari, Suudi yetkililerin Lübnan’dan gelen 700 milyon uyuşturucu hapı ele geçirdiğini belirterek, Suriye-Lübnan sınırı yakınındaki el-Bekaa bölgesi üzerinden kaçırılan hapların ana kaynağının Suriye olduğunu ifade etti (20 Ağustos 2022).

Bu ticaretin hacmini ve tacirlere ne kazandırdığını tahmin etmek için Kuveyt Devleti’nin sadece geçen yılın haziran ayında 21 milyon Kuveyt dinarı, yani yaklaşık 66 milyon dolar değerinde mala el koyduğunu bilin yeter...

Beyrut’taki Birleşik Krallık Büyükelçiliği, 29 Mart 2023’te resmi internet sitesinde Suriye’deki rejimin Captagon ticaretinden yıllık 57 milyar dolar fayda sağladığı yönünde tahminde bulundu. (Birleşik Krallık Büyükelçiliği resmi internet sitesi)

Sorun şu ki, bölgede İran’a bağlı olan ve gerek Suriye rejimine nüfuz etmiş güçler gerek Hizbullah gibi Lübnanlı milisler olsun, sayıları Suriye, Irak ve Lübnan’da 200’e ulaşan tüm örgütlerin maddi desteği ve geçimi, tamamen Captagon ticaretine bağlı. Hatta balistik füze programının finansmanı bile bu ticaretten geliyor. Yani bu sorunun ele alınması (olursa şayet), Suudi Arabistan-İran anlaşmasında ve Suriye’nin geri dönüşünde ve yeniden inşasının başlamasında büyük bir dönüm noktası olacaktır. İran ve Suriye rejimleri, bölgenin güvenliği konusundaki ciddiyetin göstergesi olarak bu ticaretten fayda sağlayan milislerin liderleri ile Captagon prensleri üzerinde bir baskı kurabilir mi? Daha da önemlisi, bu kârlı ticareti bitirmeye dönük gerçek bir niyet var mı? Bir sonraki aşamadaki en önemli soru bu.