Teorik olarak önümüzde yeni ABD Başkanlık kampanyasına kadar tam bir yıl var.
Bununla birlikte Amerikan siyasetini takip edenlerin çoğunun da bildiği gibi 2020 Başkanlık kampanyası çoktan başladı.
ABD’nin iki büyük partisinin olaya verdiği önemden ötürü yeni Başkanlık kampanyası, Başkan Donald Trump’ın yeni Başkanlık görevini üstlenmek için anayasa yemini ettiği o gün başladı.
Başkan Trump ilk başkanlık döneminin ilk iki yılı boyunca ABD’nin farklı noktalarında seçim hazırlık toplantıları olarak tanımlanabilecek en az 30 mitinge tanık oldu. Buna onlarca basın görüşmesi de eklendi.
İkinci Başkanlık dönemi yolunda ilerleyen başarılı Başkan imajı yaratmak için atılan binlerce tweet de cabası. Onlar açısından Trump’ın Demokrat rakipleri, yeni bir Başkanlık dönemine dair siyasi arzularını henüz beşiğindeyken boğazlamak adına karşıt kampanyalarını başlattı.
Demokratların yöneticileri; acizlikleri, belki de eksiklikleri yüzünden onunla siyasi anlamda yüzleşmek yerine yaklaşımlarını, Donald Trump’ın hala kendisi için en iyi takım elbise niyetine dokumaya çalıştığı karizmatik kişiliğini lekelemek üzerine belirlediler.
Bu adama yöneltilen şu üç ana suçlamayı da saldırılarında dayanak olarak aldılar:
Birincisi, yetersizlik. Trump, iki yıl Başkanlık koltuğunda oturduktan sonra bile ülkesinin Başkanlık yönetiminde doldurulması istenen toplam koltukların yaklaşık yüzde 34’üne denk gelen boş pozisyonları dolduramadı. Yine aynı dönem içerisinde Başkan Trump, yeni hükümetindeki üst düzey isimlerin çoğunu kaybetti.
Bunların arasında birçoklarınca onun yeni yönetiminin ihtiyaç duyduğu en önemli etkenlerden biri olarak kabul edilen ve yeni yönetime istenen ağırlığı ve ivmeyi verebilecek üstünlüğe sahip oldukları düşünülen seçkin bir general grubu da yer alıyor.
Buna karşılık Trump’ın destekçileri, onun yönetimindeki boş koltukları, yandaşları ve yakınları ile doldurma heveslisi olmadığını ileri sürebilirler.
Buna göre onun mesleki kökenleri, resmi alana değil de özel sektöre dayanmaktadır. Dolayısıyla da o, bilinen manada bir siyasi ekibe sahip değildir.
Trump yönetiminde görevden ayrılan ya da uzaklaştırılan üst düzey siyasilere gelince; hepsinin de birlikte çalışmaya devam etmenin mümkün olmadığını teyit etmelerinden sonra onları tutmama kararında isabet etmiş olabilir.
Başkan Trump’a yöneltilen suçlamaların ikinci sırasında kibir gelmektedir.
Başkan Trump’ın kendisini herhangi bir gerçeklikten daha üstün gördüğünde şüphe yok. Ancak birkaç ay içerisinde Amerikan Başkanlık kurumuna sürpriz bir şekilde egemen oluşuna bakıldığında diğerleri kayda değer bir fark hissediyor mu?
Seçim kampanyası esnasında başkanlığının okyanus sularının çekilmesi ve ürkütücü iklim değişikliği için sonun başlangıcı mesabesinde olacağını iddia eden Obama’yı unuttuk mu yoksa? Ya da İsrail-Filistin sorununu daha az değilse de bir yıl zarfında çözme ihtimalinden duyduğu yoğun iftiharını!
Başkan Trump’ın şahsına yönelik üçüncü suçlamaya gelince bu, garip olmakla birlikte daha ciddi görünüyor.
Bu iddia şöyle: Donald Trump, Amerikan Hükümetinin içinden ya da tepesinde Rusya yararına veya bizzat Vladimir Putin hesabına çalışan bir ajandır!
Ancak bu suçlama, yukarıda bahsedilen suçlamalarla çelişiyor.
Öyle ya, yeterlilik vasfına sahip olmayan bir ‘gizli ajan’ herhangi bir tarafa fayda sağlamak şöyle dursun herkesin sırtına ağır bir yük olarak biner.
Şimdikiler de dâhil olmak üzere büyük liderleri düşman yabancı güçlerin ajanı olmakla itham etmek, ABD’nin ‘kısa’ tarihinde yeni rastlanan bir olay değil.
ABD’nin egemenlik sahibi bağımsız bir ulus devlet olarak kurulması fikrine karşı çıkanlar, en başında kurucu babalar ile Fransızlar arasında bir tür anlaşmanın var olduğunu iddia ettiler.
Onlara göre Fransızlar; Büyük Britanya’nın, imparatorluğunu Kuzey Amerika ve Yeni Dünya’yı kapsayacak şekilde genişletmesini engellemek istiyorlardı.
Fransızlar, General Jean-Baptiste Rochambeau komutasında 6 bin askerini, George Washington komutasında İngiliz güçlere karşı savaşan Amerikalı yerleşimcilere destek güç olarak göndermekle bugün hala övünürler. Amerikan milli kahramanlar safına efsane olarak geçen General Gilbert de La Fayette’i anmıyorum bile.
Thomas Jefferson’un başkanlığı döneminde ABD Başkanı üçüncü yardımcısı olan Aaron Burr, İspanya’dan Florida’yı; daha sonra egemenliği altındaki Amerikan topraklarına ekleyip kendi imparatorluğunu kurma niyetiyle Teksas’ı ele geçirmek için Napolyon ile işbirliği yapmakla suçlandı.
Ayrıca gizliden gizliye İngilizlerin yararına çalışan bir Amerika başkanı adayı olduğundan da şüphe edildi. Onuncu ABD Başkanı John Tyler’ın da Zollverein Birliği’ndeki (eski Gümrük Birliği) Alman eyaletleri ve yine aynı şekilde Çin ile olan ticari anlaşma müzakerelerini manipüle ettiğinden şüphe duyulmuştu. Sonraları başka birkaç sebepten ötürü güvenoyunun çekilmesi ve azledilme tehlikeleri ile yüzleşti.
Son dönemlerde “Önce Amerika” Hareketi’nin kurucusu olan ünlü Amerikalı Pilot Charles Lindbergh de benzer şüphelere muhatap oldu. Birçokları onun, Başkan Franklin Roosevelt’i yenmek ve ABD’yi tam anlamıyla İkinci Dünya Savaşı’nın dışında tutmak için Cumhuriyetçi Parti’nin bayrağını taşıdığını düşünmüştü.
Bununla birlikte onun umutları, Nazi felsefesine olan sempatisi ve Amerikan-Alman Birliği ile olan sıkı bağlarının ortaya çıkması ile tamamen tükendi.
Daha sonra Nazilere artık hiçbir sempati beslemediğini açıkladı ancak şans onun yüzüne gülmedi ve kaybettiği siyasi itibarını yeniden kazanacak kadar uzun yaşayamadı.
Şer saçan diller, eyleme geçmeden önce Başkan Roosevelt’e de kötü sözler savurmuştu.
Roosevelt’in payına düşen itham ise ABD’yi İkinci Dünya Savaşı’na sokmak için İngilizler ile entrika çevirmek oldu.
Başkanlığı süresince Barack Obama’nın başını da aslen ABD vatandaşı olmadığı; kim oldukları bilinmeyen yabancı odakların desteği ile Başkanlık yarışına itildiği iddiasıyla ağrıttılar.
Avrupa, Latin Amerika, Araplar ve (Şah döneminde) İran menfaatleri de dâhil olmak üzere ‘yabancı menfaatlerin’, başkanlık seçimlerine aday olanları finanse ederek ABD içinden bir miktar etkinlik kazanmak için uğraştığı iddiası, on yıllardır ABD tarihindeki siyasi savaş söylemlerinin ayrılmaz bir parçası sayılıyor.
Bence durum onu gösteriyor ki Sayın Mueller’in ünlü raporu, Trump’ın Rus yararına çalışmak şeklindeki üçüncü suçlamadan aklanmasına dair bir içeriğe sahip olurken diğer suçlamalar da gözden kaybolacak.
Bununla birlikte Trump önümüzdeki başkanlık seçimlerini kazansa bile Demokrat kampın liderleri tarafından kendisine yöneltilen ve ikinci Başkanlık döneminde tüm rahatlığı ile dolaşması için ona oldukça iyi bir fırsat tanıyan üç suçlamanın dışında bir şeyle karşılaşmaz.
ABD Demokratları, bu suçlamalara bile isteye esir olarak iç ve dıştaki önemli meselelerle bağlantılı ciddi tartışmalar karşısında kapıları tam anlamıyla kapadılar. Bu da Amerikan demokrasisinin her koşulda karşılaşabileceği en kötü şey.
TT
Donald Trump ve ölçüsüz üç suçlama
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة