Coğrafya ve tarih, zaman içerisinde etkileşim halindedir; biri diğerinden önce veya sonra ölmez. Şiddeti ve barışı ile birlikte siyaset, her ikisinde de durmaksızın işler. Zenginlik, durmayan zamanın hiçbir alanında hiçbir şekilde gözden kaybolmaz. Libya’nın güneyinde yani Fizan’da üç asır boyunca hüküm yürüten Evlad-ı Emhammed, olabildiğince Libya tarihinin özünü sunuyor.
Osmanlıların Trablus’a varmasından bir sene önce Libya’nın güneyinde kurulan bir yönetim. Ülkenin sahil bölgelerinde egemenlik takasında bulunan Avrupalı yabancı güçlerin, Güney Libya’daki etkinliği az oldu.
Cerma Devleti, Müslüman Fatihler eliyle son bulunca Zuveyla, Veddan ve başka yerlerde güç merkezleri oluşturuldu. Ta ki Fizan’da başkenti Murzuk olan Evlad-ı Emhammed Devleti kurulana kadar. Mağrib’deki Fas şehrinin ileri gelenlerinden Şeyh Emhammed el-Fasi, rakip kabileler arasında yaşanan çatışmaların insanlarını bezdirdiği güneye geldi. Libya, Mağribli hacıların Hicaz’a geçiş noktasıydı; kimileri ülkenin farklı noktalarında duraklar ve yerleşirdi.
Ülkede yerleşip devlet kuran iki isimden biri Fizan’daki Emhammed el-Fasi el-Mağribi diğeri ise Sirenayka’daki (Barka) Muhammed b. Ali es-Senusi el-Cezayiri’dir. İkisinin soyu, Hz. Muhammed (SAV)’de birleşir. İki şahsiyet arasındaki farklılık ise şu: İlki doğrudan iktidarı ele geçirirken, diğeri sufî bir hareket kurdu ve bu hareket zamanla mali kollar ve sosyal kurumlara sahip bir fıkhî güce dönüştü. Bununla birlikte Afrika’da Fransa sömürgesi ile savaşıp daha sonra İtalya sömürgeciliğine karşı Libyalıların cihadını yönetti. İlk kurucusu iktidar konumuna gelmese de torunu İdris el-Mehdi es-Senusi bağımsız Libya Devleti’nin ilk kralı oldu.
Coğrafya tarihi doğurur ve yoğurur. Yusuf el-Karamanlı, kardeşlerinden birini öldürüp diğerini elden kaçırdıktan sonra Libya sahili üzerindeki Trablus’ta bir devlet kurdu.
Deniz, onun dünyaya ve paraya açılan kapısıydı. Nitekim Akdeniz’de egemenliğini dayatmasını sağlayan bir deniz gücü oluşturdu ve denizden geçen gemilerden vergi alabilmek için korsanlık yaptı. Bu onun zenginliğinin temel kaynağı idi. Ayrıca egemenliğine boyun eğenlerden de vergi aldı.
Güney Libya ve birçok Afrika ülkesinde ekonominin itici gücü olan kervan ticareti ise, Karamanlı’nın ekonomisi için ek bir kanal oldu. Korsanlık ve kervan ticareti, içinde gücü ve zayıflığı barındıran Trablus ekonomisi için yürüyen merdivendi. Deniz korsancılığının akıttığı büyük gelirler, Avrupa devleti ile Trablus Paşası arasındaki güç dengelerine ve kervan ticaretinden elde edilen kâra göre artıp azalmaktaydı. Bununla birlikte bu kanalın akışı, güneydeki kervan yollarına egemen olan güce göre belirleniyordu.
Kervan ticareti, ‘stratejik bir güç’ yarattı. Kuzey ve Güney Libya arasındaki hareketlilik ile Sahra Altı Afrika’ya geçişin, güzergâhın güvenliğini sağlamak ve barınma ve gıda hizmetleri sunmak adına korunması gerekiyordu. Bu ticaret, Libya’nın güneyinde iki yerel gücü meydana getirdi: Başkenti Zuveyle olan ve onuncu yüzyılda hüküm süren Benî el-Hattab el-İbaziye Devleti ile iktidarını on sekizinci yüzyılın sonuna kadar sürdüren ve başkenti Murzuk olan Evlad-ı Emhammed Devleti.
Evlad-ı Süleyman kabilelerinin şeyhi Abdulcelil Seyfunnasr da üçüncü bir devlet kurma teşebbüsünde bulundu ancak bu tasarıyı gerçekleştirmeye ömrü yetmedi. Tarihçiler ve gezginlerin eserlerinde Evlad-ı Emhammed Devleti’nin siyaseti ve yönetimine dair detaylar hakkındaki belgeler nispeten sınırlıdır.
Murzuk Devleti’ne Kuzey Afrika, Mısır, Sudan, Brno ve Hevsa’dan çok sayıda tüccar geliyordu. Bunlar çeşitli mal alım satımı yapmakla birlikte insan ticareti de yapıyordu ki Murzuk, Afrika’da bu iş için büyük bir merkez kabul ediliyordu.
Tüccarlar yalnızca mal taşımakla kalmayıp kalpleri ve zihinlerinde başka zenginliklerle birlikte geliyorlardı. Murzuk ve ona bağlı vahalar ve köyler, kapsamlı bir kültür hareketliliğine sahne oldu. Farklı ülkelerden din alimleri ile Kur’an hattatları da geldi. Kervanlar da aynı şekilde İslam’ın Büyük Sahra’nın güneyinde yayılmasında ve orada Maliki mezhebinin yerleşmesinde katkı sahibi oldu.
Evlad-ı Emhammed, soyları Hz. Peygamber’e dayandığı için kendilerini şerefli addediyorlardı. İslam şeriatı, onların iktidarının en önemli sacayağıydı ve bu onları halka yakınlaştırıyordu. Herhangi bir dinî mezhep ya da sufî tarikat oluşturmadılar zira dinin kendisi, halk ve devletin kimliğinin temelini oluşturuyordu.
İki duruma yani Evlad-ı Emhammed ile Senusilere dair bir okuma, bize Libya’nın devlet kurma konusundaki tarihî tecrübelerine dair bazı işaretler sunar.
Bunlardan biri şu: Uzaklardan gelen bir yabancı, geldiği yerde bulunan ve biri diğerinin kendisine efendilik taslamasından hoşlanmadığı için çekişme yaşayan kabilelere kabul gören bir çözüm sunuyor.
Din ve Hz. Muhammed’in soy ağacına mensup olma faktörü, Evlad-ı Emhammed ve aşamalı olarak Senusi hareketinde de görüldüğü üzere doğrudan iktidar merdiveni oluşumunda bariz bir etkiye sahip olmuş.
Bir diğeri ise şu: Merkezden ve sahilden uzak olarak Sahra’da, yurdun eteklerinde konumlanmak ve kervan ticareti üzerinden Afrika dünyası ile iletişim kurmak. Senusi tecrübesini Evlad-ı Emhammed’in tecrübesinden ayıran özellik; manevi ve savaşçı bir güç ile para kaynağı haline gelen takipçiler için bir cazibe merkezi olan özel bir kurum, yani zaviyeler oluşturmaktır.
Elbette Muhammed b. Ali es-Senusi’nin fıkhî yetkinliği, Murzuk Devleti’nin kurucusuna karşı bir üstünlük sağladı ve onu Libya’nın geleceğinde belirleyici bir etkiye sahip kılacak niteliksel gücü oluşturan başka bir bağlam oluşturdu.
Evlad-ı Emhammed’in dayandığı gelir kaynağı, kervan ticaretidir. Bu kaynak, kervanlardan elde edilen zenginliği ele geçirmek için durmaksızın saldıran Karamanlı ailesi için onun devletini cazip hale getirdi.
Karamanlılar, Fizan’a hâkim olmak için sayısız ataklar gerçekleştirdi. İki taraf arasındaki barış çoğunlukla korsanlık gelirlerini kaybedip Avrupalı ülkelere olan borçlarını artıran Trablus güçlerinin geri çekilmesi karşılığında Murzuk’un para ve mal ödemesini gerektiren bir uzlaşma ile sağlanıyordu. Zira artık ülkenin batı bölgelerine dayattığı yüksek vergiler ve güneydeki Evlad-ı Emhammed’den gelen paralar dışında başka bir kaynağı kalmamıştı.
Coğrafya, nitelikli bir ticareti yani kuzeyden güneye ve aksi istikamette hareket ederek para akışı sağlayan; yol güvenliği ve mal taşıma gücü ile yeme ve barınma hizmetlerini sağlamak zorunda olan kervan ticaretini doğurdu. Tüm bunlar, kendisini meydana getiren aynı etkenler yani kervanlardan gelen kârlı zenginlik tarafından ortadan kaldırılan Murzuk Devleti’ne zemin hazırladı.
Yusuf Paşa Karamanlı, nihayetinde Evlad-ı Emhammed’i mağlup ederek Fizan’a egemen olmayı başardı, kervan yollarını ve bu yollarla gelen zenginliği elde etti. Coğrafya, bir kez daha tarih yazıyor ve devletler üretiyor.
TT
Emhammed'in çocukları Libya ve egemen coğrafya
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة