Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
TT

Yoksulluk ve işsizliğe Finlandiya çözümü

Hükümet her vatandaşa karşılığında hiçbir kısıtlama getirmeden ya da şart koşmadan asgari ihtiyaçlarını karşılayabileceği kadar sabit bir aylık gelir sağlasa ne olur? Bunun devlete, topluma ve işgücü piyasasına etkisi ne olur?
Finlandiya hükümeti de işgücü piyasasına baskı yapan değişimler ve sosyal güvenlik sisteminin ihtiyaçları ile yüzleşmek için gelecekte uygulanabilecek yeni bir sistem arayışı çerçevesinde tam olarak bunu yaptı.
Bu hafta, 2 yıl önce başlatmış olduğu ve 25-58 yaşları arasında 2000 işsize aylık 560 euro sabit gelir sağladığı deneyin ön sonuçlarını yayınladı. Yayınlanan ön sonuçlara göre programa katılanlar, üzerlerindeki psikolojik baskının azaldığını ve bunun hayatlarına ve sağlıklarına olumlu olarak yansıdığını kaydetmişler. Ama diğer yandan bu program, katılımcıların gelirlerini arttırmak için ek iş bulmalarını etkilememiş ya da hiçbir şekilde  yardımcı olmamış.
Finlandiya bu konuda yalnız değil. Birçok devlet ve büyük şirket gelecekteki zorluklarla mücadele araçlarını araştırmaya ya da denemeye başladı. Zira bazı iş alanlarında hızlı bir şekilde insanların yerini almaya başlayan robotlar, yapay zeka ve bilgisayarların çağında işgücü piyasasında yaşanan hızlı değişimler ve metotları ışığında işsizlik oranı yükseliyor.
Otomatikleşme, hızlı bir şekilde ilerliyor. Limanlarda yükleme ve boşaltma işlemlerinden gıda ve ilaç sanayisine kadar aşamalı olarak diğer birçok sanayi dalında olduğu gibi yeni fabrikalarda birçok görevi artık akıllı makinalar ve robotlar yapıyor. Aynı şekilde bilgisayarlarda, bankalardan tarlalara ve hatta ameliyat odalarına kadar neredeyse bütün iş alanlarında birçok şeyi değiştiriyor. Tüm bunlar insanların iş fırsatlarını azaltıyor. Bugün artık yapay zeka, nesnelerin interneti (IoT), akıllı fabrikalar, 3D yazıcılar ve bunun gibi hayatımızı değiştiren ve işgücü piyasasını altüst eden birçok yeni terimleri kullanmaya başladık.
Uluslararası raporlara göre 2030 yılında 800 milyon insan, robotlar karşısında işlerini kaybedecek ve bunun etkileri sektörden sektöre değişecek. Gelecekteki bu değişimleri görmezden gelsek bile Uluslararası Çalışma Örgütü’nün yayınladığı (Dünyada İstihdam ve Sosyal Görünüm: Eğilimler 2018) raporuna göre bugün, dünyada yaklaşık 192 milyon kişi işsiz ve yaklaşık 176 milyon kişinin bir işi olsa da aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.
Yaklaşık 4 milyar insanın hiçbir sağlık ya da sosyal güvencesinin olmadığını ve hükümetlerinden hiçbir ekonomik yardım almadıklarını söyleyen rakamlara baktığımızda, tablo daha da karanlık görünüyor. Arap dünyasındaki işsizlik oranları dünyadaki en yüksek oranlar arasında sayıldığı için elbette Arap dünyası da bu alanda birçok sorun yaşıyor.
Birçok ülkede işsizler devletten hiçbir yardım görmüyorlar. Gençlere odaklandığımızda ise uluslararası ve Arap istatistikler; Arap dünyasında 15-29 yaşları arasında 100 milyon gencin bulunduğunu ve bu gençlerin arasında işsizlik oranının yaklaşık yüzde 29 olduğunu gösteriyor. Bu dünyadaki en yüksek oranlardan biri ve politikacılar ile planlayıcılar için ciddi bir zorluk teşkil ediyor.
Bazı dünya ülkelerinin uygulamaya çalıştığı deneyimler ve politikalar çerçevesinde mevcut popülist İtalyan hükümetinin (5 Yıldız Hareketi) uygulamak için gerekli adımları atmaya başladığı, ‘Vatandaşın Geliri’ sistemine de işaret edebiliriz. Bu sistem; yoksullara ve dar gelirli kimselere 780 euroya (yani 893 dolara) ulaşan ve gelirlerini arttırmak için ek bir iş bulsalar da etkilenmeyen sabit bir aylık gelir sağlamayı garanti ediyor.
Bu sistemin amacı, 2008 yılındaki zorlu küresel ekonomik krizden bu yana ciddi finansal ve ekonomik baskılarla yüzleşmek zorunda kalan bir ülkede yoksulluk ve işsizlikle başa çıkmaktır.  Hükümetin ‘Vatandaşın Geliri’ kartına sahip olmak için getirdiği tek şart ise kişilerin iş arıyor olmasıdır. Bu programın çok maliyetli ve devletin bütçesinin bunu kaldıramayacağını söyleyerek kendisini eleştirenlere hükümet; yoksullara ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli geliri sağlayan bu programın yerel pazarı canlandıracağı karşılığını veriyor. Programın ayrıca emeklilere, yoksullara ve işsizlere yardımcı olacağına da işaret ediyor.
Bazıları bu deneyim ile halihazırda dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde var olan ve işsizlere iş bulana kadar düşük bir aylık gelir sağlayan sosyal güvenlik sistemi arasında ne fark olduğunu sorgulayabilir. İkisi arasındaki fark çok büyüktür. Zira mevcut sistem işsizlik aylığı almak için başvuranlara birçok şart getiriyor ve iş bulmaları için sınırlı bir süre tanıyor.
Bunun yanı sıra iş bulduklarında da aylık yardımlarının tamamını ya da bir kısmını kesiyor. Dolayısıyla bu sistem;  işsizliğe teşvik ettiği, insanları ne kadar düşük ve sınırlı da olsa herhangi bir ek işte çalışarak gelirlerini arttırmaya cesaretlendirmediği gibi birçok eleştirilere maruz kalıyor.
Bilinçli ülkeler geleceği okuyup zorlukları ile mücadele etmeye hazırlanıyorlar. Peki biz bunu yapıyor muyuz? Ülkeleri nesillerinin geleceğini düşünmeye, birçok iş fırsatlarının kaybolacağı ya da robotlar ile yapay zekanın insanların yerini alacağı işgücü piyasasındaki zorluklar ile başa çıkmaya zorlayan birçok hızlı değişimler yaşanıyor.
Bu da yeniliklere uyum sağlamayı, geleceğin işgücü piyasasının ihtiyaçları ile ilişkilendirmek ve gerekli olan becerileri kazandırmak için eğitim ve öğretim müfredatlarının yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor. Buna paralel olarak yaşlılık oranının yükseldiği, gençlerinin önündeki iş fırsatlarının azaldığı toplumların ihtiyaçlarını karşılamak için sağlık bakımı ve sosyal güvenliğin geleceği hakkında bir dizi soru işareti de bulunuyor.
Gelişim, geleceği sağlam bir şekilde planlama, nesilleri geleceğin ihtiyaçları ve zorluklarına karşı hazırlayan güçlü bir eğitim sistemi, sağlam bir sağlık sistemi ve makul bir sosyal bakım ile vatandaşlara güven ve istikrar sağlama ile bağlantılıdır. Robotlar ve yapay zeka çağında giderek daha zorlu bir hale gelen dünyada yoksulluk ve işsizlik sorunlarının nasıl ele alınacağını düşünen uzmanların Finlandiya deneyimine duyduğu ilginin nedeni de budur.