Süleyman Cevdet
Mısırlıaraştırmacı yazar
TT

Dubai’de bir düşünce zirvesi

Ben devletler, hükümetler ve bireyler düzeyinde birikim fikrinin faydasına çok inanıyorum. Aynı şekilde inanç ve iknadan beslenen bu fikrin, onu isteyen yapıyı bir kareden diğerine taşıyan itici güç olduğunu da düşünüyorum.
Bu yapı ister bir toprak parçasını ve halkı barındıran bir devlet olsun ister hükümet ve sorumluluk koltuğunda oturan bir hükümet ve ister adımlarını içine sindiği gibi tamamlamak isteyen bir kişi, fark etmez.
Bence bu, halkları doğru bir şekilde inşa edebilecek bir fikir; ve bana kalırsa bu fikrin sağlayacağı kâr ile ilgilenen bir hükümetin çalışmasının herhangi bir anı, aslında kendisini geleceğe taşıyacak yola koyulduğu andır.  
Birikim fikrinin zıttı her seferinde yeniden başlamak ve her defasında ilk kareye dönmektir.
Sanki hiç yerinden oynamamış gibi; başarılar ve başarısızlıklarla dolu onca girişimden beslenen tecrübeyi ardında bırakarak. Bu özünde vaktin zayi olması, çabanın boşa gitmesi ve insanların hayatındaki tecrübe sermayesini israf etmek demektir ki bu, insanın sahip olduğu en yüce ve değerli sermayedir!
Ahmed Bahaeddin, ‘Tarihi Olan Günler’ adlı kitabının önsözünde insanla olan tecrübesinin hikâyesine olabildiğince açık bir şekilde işaret etmişti.
Ona göre her insanın hayatındaki tecrübe sermayesi, onu hayvandan ayırabilecek neredeyse tek şeydir.
Yeryüzünün herhangi bir noktasında ilk fare nasıl avlandıysa son farenin de aynı yolla avlanacak oluşu, bununla birlikte böyle bir durumun insan için söz konusu olmaması buna örnektir.
Bu iki durum arasındaki farkın kaynağı insanın sahip olduğu tecrübe sermayesi, bu tecrübenin insan hayatındaki genel anlamı, her nesle aktarılabilir ve işletilebilir oluşu ve her sabah yaşama sebeplerini yenileyen bir yakıt haline gelişidir!
Çalışmalarını bu hafta Dubai’de sonlandıran Hükümetler Zirvesi hem biçim hem de içerik bakımından bu anlatılanları ete kemiğe büründüren en uygun örnektir belki de.
Bu zirve, yedi yıldır her sene aynı yerde ve bu vakitlerde toplanıyor; ne zamanı ne de yeri konusunda bir anlaşmazlığın yaşandığı görülmüş değildir.
Hatta her yıl dönümünde Şubat ayının belli başlı gündemlerinden biri haline geldi!
Bu zirve dünyanın dört bir yanındaki hükümet temsilcilerini sadece gelsinler selamlaşsınlar sohbet etsinler sonra da her bir hükümet geldiği yere geri dönsün diye davet etmiyor.
Amaç her birinin ülkesinde edindiği tecrübeyi heybesinde getirmesi, diğer temsilcilerle karşılıklı olarak paylaşım gerçekleştirmesi ve nihayetinde dünyada hedefine insanı oturtan ve başarılı olan farklı tecrübelerin de yaşandığı bilgisi ile geri dönmesidir.
Bu tecrübeleri, o topraklardan dışarıya taşımak onu işiten, detaylarını dinleyen, inceliklerine vâkıf olan; onlar arasında vatandaşlarının hayatını daha kolay hale getirebilecek olanı, günlük hayatta insanî olana en yakını ve nihayet senin ve benim hayatımızın amacı olan mutluluğu çağrıştıran şeyi bulan herkesin boynunun borcudur!
Zirve bağlı kalanlar, herhangi bir ülkedeki başarılı hükümetin tecrübesinin yaşadığımız iletişim çağı gereğince diğer tüm hükümetlerin malı olduğunun farkındalar.
Hükümetler düzeyindeki zirvenin kendisine özel tarihte toplanması, bu başarılı tecrübenin yalnızca BAE hükümetine veya BAE’nin etrafındaki bölge hükümetlerine değil; tüm yeryüzü hükümetlerine aktarılması içindir.
Çünkü insan; cinsiyeti, rengi, dini ve onu diğerinden ayıran her şeyden bağımsız olarak sırf insan olduğu için nihai amaçtır. Çünkü o, hükümetinden beklediği kamu hizmetlerini çağın gerektirdiği teknoloji ve araç gereçler düzeyinde görmeyi hak eder.
Bu gelişmiş teknoloji ve sürekli yenilenen araç gereçler, hükümetin hizmetlerini ideal şekilde sunmaya yardımcı olmuyorsa da en azından olabilecek en iyi şekilde sunmasını sağlayacaktır.
Bu bizatihi yeterli zira her bir devir, şeylerin kendisinden önceki devirde olduğundan daha iyi olduğu hükmünü taşır!
Söylediklerimin doğruluğuna dair canlı bir örneğim var. Şöyle ki geçen yıl Endonezya Maliye Bakanı Sri Mulyani Indrawati, yılın en iyi bakanı olarak ödüle layık görülmüş ve ödülünü zirvenin gözetimcisi olan Dubai Hükümdarı Şeyh Muhammed b. Raşid’den teslim almıştı.
Indrawati küresel fakirlik sorununa yönelik çözüm tasarıları sebebiyle  ödüle layık görülmüştü. Tecrübesi, ödül aldıktan sonra Endonezya dışındaki her hükümetin kendi fakir vatandaşları için bir fayda devşirebileceği bir örnek haline geldi!
Onu ödüle layık kılan pek çok farklı sebep vardı. Ancak yetkili komisyonu ‘en iyi bakan ödülünü’ ona vermeye teşvik eden en önemli sebep, iş fırsatlarını artırmanın yolunu açan politikalar izlemesiydi.
O'nun Dubai Hükümetler Zirvesi’ne gelerek kürsüde iş fırsatlarını artırabilecek yöntem hakkında konuşması, aslında iş fırsatlarını artırma konusundaki tecrübesini zirve çalışmalarına davet edilen her hükümetle herhangi bir karşılık beklemeden paylaşması anlamını taşıyordu!
Dolaylı yoldan taşıdığı başka bir anlam da şu: Davetli olarak gelip dinleyen her bakan, sıfırdan değil de Bakan Indrawati’nin bıraktığı noktadan başlayacak.
Bu, tek bir ülke düzeyinde değil de küresel düzeyde birikim fikrinin canlı kanlı modelidir.
Bu yıl aynı şeye ülkesindeki çocuk felcini bitiren bir proje uygulayan Afganistan Sağlık Bakanı Firuziddin Firuz'da da rastlandı. Firuz da çocuk ve anne ölümlerinin oranını azaltmaya çalışmış, sağlık için uzun vadeli bir strateji geliştirmiş ve çabasında başarılı olmuş!
Milyonlarca Senegalliyi tehdit altında bırakan Ebola virüsünü yok etmek için ülkesinde cesur bir kampanya yürüten ve 2017’de ödül almaya hak kazanan Senegal Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Abdoulaye Diouf Sarr ile daha önce insan için en uygun çevreyi sunabilen ve ödül kazanan Avustralya Çevre Bakanı Melissa Price’ın temsil ettiği örneklikler de bundan farklı değil.
Bu dört ulusal tecrübe bize diyor ki birikim, halklara ve bireylere ulaşan yolda pek çok adımdan tasarruf ettiren bir fikirdir. Dubai Hükümetler Zirvesi, seneden seneye bu söylediklerimize derinlik katıyor!