Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
TT

​İhvan, Libya içerisine nasıl yayıldı?

Her şeyden önce Müslüman Kardeşler(İhvan) Örgütü’nün Libya’da bir tabana sahip olmadığını söylemek gerekiyor. Tüm Libya halkı, İhvan’dan nefret ediyor. Seçim yapılsa İhvan, oyların yüzde 2’sini bile kesinlikle alamaz.
Fakat İhvan, bu sapık örgütün arka bahçesine dönüşen başkent Trablus ve Mısrata içerisine nasıl yayıldı? Para babaları, iktidar ve kötü niyetli örgüt arasındaki ittifak nedeniyle bu yayılma, birdenbire gerçekleşti. Halk, bu örgüte karşı çıkmasına rağmen Trablus ve Mısrata’da ulusal güçler bastırılıp kenara itildi. Çünkü halk, kendisine doğrultulan silah nedeniyle örgüte karşı gelemiyordu. Bunun için örgüt, ideolojik bakımdan halk arasında güçlü değildir. Aksine bazı ülkelerin desteğiyle Libya devletinin yıkılması sonucu İhvan, silah zoruyla kendini empoze etti.
Şubat 2011 hareketinin başladığından beri Mısrata, Albay Muammer Kaddafi güçleri özellikle de Khamis Kaddafi Tugayı tarafından bombalanıp kuşatıldı. Şehir, kahramanca savaştı. Başta “Dafniya Komutanı” Pilot Yarbay Ali Atiyye Hudus el-Ubeydi olmak üzere Libya’nın doğusundan komutanlar, Mısrata şehrine yardımda bulunup destek verdi. İtalyan “La Stampa” gazetesi tarafından yayımlanan kişisel hatıralar dizisinde ünlü İtalyan gazeteci Giovanni Deftniti, Pilot Yarbay Ali Atiyye’ye “Dafniya Komutanı” lakabını verdi. İtalyan gazeteci, Pilot Yarbay Ali Atiyye hakkında “Bana soylu bir süvari gibi davranıyordu. Birbirimizi uzun süredir tanıyormuşçasına daima yemeğini bizimle paylaşmak isterdi” ifadelerini kullandı.
“Kumlu” diye adlandırılan Mısrata, Fenikeliler tarafından kurulan “Thubactis” şehrinin kuruluş yıllarına dayanmaktadır. Mısrata, Libya’da Trablus ve Bingazi’den sonra demir-çelik fabrikasının bulunduğu üçüncü şehirdir. Şubat hareketinde kısa sürede Mısrata’nın kendi kontrolünden çıkmasına rağmen bu durum, Kaddafi rejiminin Mısrata’ya önem verdiğini göstermektedir. Mısrata’nın kısa sürede Kaddafi’nin kontrolünden çıkması, şehirde İhvan’ın bir tabanı olduğunu teyit etmektedir. Zira çok sayıda genç, Mısrata halkına yardım etmek ve Kaddafi güçlerinin şehre yönelik kuşatmasını kırmak için Bingazi’den ve Libya’nın doğusundan av tekneleriyle harekete geçti. Av tekneleriyle gelinmesinin sebebi, Güvenlik Konseyi’nin belirlediği uçuşa yasak bölgeden yararlanarak deniz radarları tarafından keşfedilmemekti. Mısrata’da ölenlerden hiç kimse, burada daha sonra şehrin kararına hâkim olacak bir grubun çıkıp Faruk, Hıttin ve el-Bettar militanları gibi Bingazi’deki terör örgütlerini desteklemek için Mısrata’nın bir hareket üssüne dönüşeceğini düşünmemişti. El-Bettar grubu, DEAŞ örgütüyle bağlantılı olan Ensar el-Şeria’ya bağlıdır. El-Bettar grubu; Bingazi, Derne ve güneyde teröristlerin varlığını bitirmeden önce Libya ordusuyla savaşan teröristlere Mısrata limanından fon sağlıyor ve silah sevk ediyordu.
Akil insanların olmadığı bir ortamda para babaları birbirlerine düşman oldu. Şehir grupları, el-Zintan tugaylarıyla birlikte başkent Trablus gibi farklı nüfuz çatışmalarına karıştı. Başkent, bölgesel bir savaş alanına döndü. Bu savaşta Libyalı gençlerin kanları döküldü. Oysaki nüfuz çatışmasının olmadığı bir Libya inşa etmek için bu gençlerden yararlanmak daha doğru olurdu. 
Uyumsuzluk durumunun devam etmesiyle birlikte Mısrata’dan diğer Libyalıların ekonomik ve siyasi kararlarının veto edilmesini isteyen azınlık bir grup ortaya çıktı. Bu da diğer Libyalılara büyüklenmeleri nedeniyle söz konusu azınlığın sağduyulu olmadığını gösteriyor.  Aslında onlar, onurlu Mısrata halkının tamamını temsil etmiyor. Tam tersine onlar, sadece özel çıkarlarını temsil ediyor. Onlar, Mısrata’nın evlatlarını savaşın içine sürüklerken komutanların çocukları da Türkiye, Katar ve Avrupa’da yaşıyor.
Bu kaos ortamında İhvan, Mısrata’yı işgal edip yönetime el koydu ve şehri tek bir renge boyadı. Çıkarlarına itiraz edilmesi ya da çıkarlarının risk altında olduğunu hissetmesi halinde İhvan, şehri, şehir halkını ve taraftarlarını hiç tereddüt etmeden feda edecektir.
Aslında tüm Mısrata halkı, bu sapık grupları desteklemiyor, aksine onlara karşı çıkıyor. Fakat bu grupların çoğu, silah zoruyla baskı yapıyor. Bu gruplara karşı gelenler, ya öldürülüyor ya da hapse atılıyor. Belki de Mısrata Belediye Başkanı’nın ölümü, ulusal devlete apaçık düşman olan Faruk milisleri gibi DEAŞ yanlısı grupların ve İhvan militanlarının zulmüne en güzel örnektir.
Sirte’de DEAŞ örgütüyle savaşan Mısratalı gençlerden birçoğu, bu zalim grupla savaşırken hayatını kaybetti. Buna rağmen halkın, radikal ve terör unsurlarını barındıran Bingazi Şura Konseyi ve savunma birlikleri gibi diğer terör gruplarının varlığına göz yummasını tuhaf karşılıyoruz.  Bu gruplardan bazıları, DEAŞ’a bağlı olduğunu açık olarak söylüyor. Bu durum, Mısrata’nın illegal unsurların sığınak ve sürgün yerine dönüşmesine yol açtı. Dolayısıyla illegal unsurların varlığı, her şeyden önce Mısrata için tehlikeli olacaktır.
Şu gerçeği herkesin bilmesi gerekiyor. Ne Mısrata ne Bingazi ne de Beni Velid halkı, Libya’yı yönetecektir. Aksine Libya, Libyalıların birlik ve bütünlüğüyle yönetilecektir. Artık bu kadar kan ve evham yeter.