23 Mart Cumartesi günü, Mali’nin merkezinde Fulani kabilelerinin yaşadığı iki köy, 100'den fazla kişinin öldüğü korkunç bir katliama tanık oldu. Bu, ülke tarihindeki en kanlı olay olarak tanımlandı. Yetkililer hala, Donzo kabilesine mensup silahlı adamların Fulani kabilelerinin yaşadığı Ogossagou ve Wilingara köylerine düzenlediği saldırı sonrasında birçok yeni ceset keşfediyorlar.
Farklı kabileler arasındaki silahlı çatışmalar bazen dursa da zaman zaman patlak veriyor. Haritası iç içe geçmiş, sosyal ve etnik açıdan karmaşık bir yapıya sahip olan Mali'de, siyasi ve sosyal kargaşa ve karışıklık eksik olmuyor. Farklı ideolojilere sahip silahlı terörist gruplar bölgeye yayılmış durumda. Otlaklarda birbirlerine rakip ırklar farklı sloganlar altında siyasi haklar talep ediyor. El Kaide örgütü, Sahil ve Sahra coğrafyasında kendisine güç ve hareket sağlayan bir alan bulabildi. Herhangi bir para kaynağı arayan işsiz gençleri silahaltına alıyor.
Mali, yedi yıldan uzun bir süredir siyasi ve güvenlik krizi yaşamakta, kabileler arası çatışmalara sahne olmaktadır. Fransa, radikal silahlı unsurlara karşı koymak için askeri güçleri ile müdahale etti ve ülkenin farklı bölgelerinde askeri operasyonlar düzenledi. Bu operasyonlarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Kuzeydeki Gao şehrinde birçok intihar saldırısı düzenlendi, Malili siviller ve Fransız askerleri bu saldırılarda hayatlarını kaybettiler.
Fransa, ülkenin birçok yerinde kara ve hava savaşı devam ettiriyor. Uzun yıllar boyunca kesintisiz devam eden etnik şiddete maruz kalan Mali, özellikle de kuzey bölgesi, her taraftan gelen radikal unsurların arenasına dönüştü. Askeri darbelerden ve istikrarsızlıktan muzdarip olan ülkede devlet otoritesi ciddi anlamda zayıfladı, kısır çekişmelerin yaşandığı ülkenin Sahra ve Sahil bölgelerinde radikal unsurlar kendilerine hareket alanı buldu. Ülke DEAŞ, El Kaide ve Boko Haram gibi radikal örgütlerin buluşma noktası haline geldi.
Nijerya'dan Nijer’e oradan Çad, Mali ve Burkina Faso'ya geçişi sağlayan açık çöl var. Bu ülkelerin çoğundaki doğal engeller veya etkili güvenlik kontrolleri bu geçişi engelleyemiyor. Bu ülkelerin nüfusu arasındaki etnik etkileşim, devletlerin sınırları boyunca geniş bir sosyal hareket alanı oluşturuyor. Radikal örgütler, ellerinde ne gibi fırsatlar olduğunu çok iyi biliyorlar, dini söylemin çekiciliğini kullanarak sıradan insanların dini duygularını istismar ediyorlar.
Bu ülkelerin çoğunun yaşam tarzı zaten kuraklıkların yaşandığı çölün zorluğuna karşı bir savaştır. Su, yiyecek ve güvenlik yokluğu, güç mücadelesi ve maceraya dayanan bir çöl kişiliğinin temellerini oluşturuyor. Silahlar, güneş ve bilinen veya bilinmeyen biriyle çatışmaya istekli olmak, savaş durumunu günlük yaşamın bir parçası haline getiriyor.
Meralarda kabileler arası çatışmalar durmuyor ve terörist gruplar bu şartları değerlendirme adına açlıkla mücadele eden gençlerin akıllarını çeliyorlar. Aynı zamanda, ulusal bir zemin üzerinden resmi, sosyal ve idari sistemde kendine bir yer bulamayan gençlere, kendilerini gerçekleştirme imkânı verme adına bir kimlik sağlanmış oluyor. Okuma yazmanın yaygın olmaması radikal unsurların işini kolaylaştırdı, gerçek İslam'la hiçbir ilgisi olmayan çarpık bir ideoloji ortaya koydular.
Radikal davetçiler hurafeleri uydurma rivayetlerle harmanladılar ve bunu da şeriatın yeryüzünde uygulanması şeklinde lanse ederek gençleri kandırdılar. Kendilerine boyun eğmeyen kişileri ise, Şeriatın hükümlerini uygulama adı altında kamçıladılar veya öldürdüler. Gençlere, zaferi, sahih İslam devletini kurmayı ve sömürge mirasını ortadan kaldırmayı vaat ettiler. Radikal terörist hareketlerin toplanma yeri haline gelen Sahil ve Sahra bölgesinde ülkeleri birbirinden ayıran sınırlar yok. Dolayısıyla ülkeler arasındaki hareketleri sınırlandıran askeri veya güvenlik güçleri de mevcut değil.
Fransız savaşçıların desteklediği, Amerikan askeri uzmanlığının lojistik destek verdiği askeri kuvvetler oluşturuldu. Bu kuvvetler, geniş çöllerde rahatça hareket edebilen radikal unsurlarla şiddetli çatışmalara girmesine rağmen gözle görülür bir başarı elde edilemedi.
Sahil ve Sahra bölgesindeki bu gelişmeler Mali eksenli olarak devam etmektedir. Doğal haritası sayesinde, doğu, kuzey ve güney ülkeleri arasında birbirine bağlantılı geniş bir ağ oluştu. Sosyal haritası da zaten doğa haritasına benziyor. Mali’nin orta ve güney bölgesi farklı Afrika kabilelerini ve etnik grupları içerisinde barındırıyor. Kuzey ise Araplar ve Tuareglerden oluşuyor. Ülkede çeşitli diller ve kültürler var. Devletin resmi dili Fransızcadır. Başkentte toplanmış birkaç elit topluluk tarafından iyi konuşulan bu dil bazı büyük şehirlerde de kısmen kullanılmaktadır.
Bu, farklı diller konuşan ve çeşitli etnik gruplara mensup kabileler arasında ulusal entegrasyonu sağlayacak kapsamlı bir ulusal iletişim aracının yaratılmasının önünde gerçek bir engel olmuştur. Mali ülkesinde olup bitenler, büyük ve ciddi bir tehdidi temsil ediyor. Sınırları olmayan bir ülkede rahat hareket eden radikal unsurlar için burası en büyük sığınak haline geldi. Devletlerin resmi sınırlarını rahatlıkla aşabilen bileşenlerin hayat bulduğu bir yer oldu.
Yoksulluktan muzdarip gençler kimlik arayışına giriyorlar, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan hayallerin peşinde koşmaya başlıyorlar. Kan renginde bir seraba doğru akıp gidiyorlar ve aslında şiddet sarmalının içine düşmüş oluyorlar. İşte Mali bu türden gençlerin toplanma yeri haline geldi.
Terörle mücadele edebilen ve ilgili ülkeler, Orta Afrika'dan Kuzey ve Batı'ya kadar uzanan alanlarda büyüyen ve gittikçe de genişleyen bir terör tehdidiyle başa çıkmak için gerçek, kapsamlı ve kalıcı bir askeri ve ekonomik program geliştirmeliler. Afrika Birliği, yıllardır gerginlik ve çatışma alanlarında askeri bir müdahale gücü oluşturmak için çalışıyor. Ancak, bu proje ağır aksak ilerliyor; lojistik, donanım ve finansal ihtiyaçları sağlayabilen ülkelerin desteğiyle ancak aktif hale getirilebilir.
Öncelikle binlerce işsiz gence sahip çıkılmalıdır, zira terörist gruplar bu gençleri en önemli insan kaynakları olarak görüyorlar ve kandırmış oldukları gençleri her yöne hareket edebilen canlı bombaya dönüştürüyorlar. Can alıcı ve dehşet verici soru şu ki, Sahil-Sahra bölgesi Irak ve Suriye'den kaçan binlerce teröristin yöneldiği topraklar mı olacak? DEAŞ, Irak ve Suriye’de devletini kuramadı, acaba Mali, bu devletin kurulacağı bir Afrika toprak parçası haline mi gelecek?
Mali'de son birkaç gündür yaşanan korkunç katliamlar, eskilere dayalı anlaşmazlıklara veya meralar konusundaki ihtilaflar nedeniyle ortaya çıkan kabileler arası çatışmalara indirgenemez. Bu topraklardaki kan, Doğu Arap bölgesindeki teröristlerin, sözde İslam devleti adına o topraklarda akıttıkları kanlar gibi farklı renklerde olacak.
TT
Mali... Farklı renklerde akan kanlar
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة