Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
TT

Libya'da kabile gerçekliği ve istikrara katkısı

Libya ordusu ve sivil devleti desteklemek için Libya kabilelerinin bir araya gelmesi önemli bir adımdır, istikrarı sağlamaya yönelik adımları da güçlendirecektir.
İbn Haldun’a göre Kabile, medeniyeti oluşturan ilk çekirdektir. Kabile ve parayı devletin kurulmasında iki temel sütun kabul etmiş, kabileyi bu yönüyle kurucu bir birim haline getirmiştir. Yasalara, geleneksel örfe ve Allah'ın kulları için koyduğu yasalara muhalefet etmek toplumları yıkmıştır.  Çıkar, nüfuz ve tekel için bir araya gelen parti ve örgütlerin de esiri haline gelmişlerdir.
Kur'an'da da belirtildiği gibi Yüce Allah milletleri partilerden değil, kabilelerden meydana getirmiştir. Resulullah (s.a.v) savaşta sancakları kabilelere göre oluştururdu, ancak aynı zamanda taassubu/fanatizmi reddederdi. Kabile karşıtı pozisyon alan bazı partiler ve onların yandaşları cahiliye döneminde meydana gelmiş ve Yevmü Dâhis ve Gabrâ, Yevmü Buâs olarak adlandırılan savaşları gerekçe göstererek kabile anlayışını kötüleme gayreti içerisine giriyorlar.
Ancak gerçek bu şekilde değildir. Bu, bulunduğu toplumlarda denge ve istikrar unsuru olan kabile anlayışına yüzeysel bir yaklaşımı temsil etmektedir. Maksat kabile gerçekliğini itibarsızlaştırmaktır. İstikrarı bozan ise partiler ve partizanlıktır. Libya toplumunu oluşturan ana bileşenlerden biri de –hatta tek bileşen- kabilelerdir.
Meselenin en önemli taraflarından biri de kabilenin-şimdiki çağdaş haliyle- devlete nasıl dönüşeceğidir. Kabile; insanı, toprak, kültürel miras ve tarihle irtibatlı hale getiren sosyal bir birimdir. Bu nedenle, kabilenin toprak, kültürel miras ve tarihe ihanet etmesi zor, hatta imkânsızdır. Kabilelerin olduğu topraklara toprak simsarlarının nüfuz etmesi de mümkün değildir.
Libya'daki sahne, kabile ve devlet arasındaki herhangi bir anlaşmazlığı ifade etmiyor. Aksine, kabile devletin temelidir. Mevcut coğrafyasında Libya'yı oluşturan temel bileşen kabilelerdir. Libya, kabileler esas alınarak üç eyaletten meydana gelmiştir; Sirenayka (Barka), Trablus ve Fizan… Birlik Anayasasını yazanlar ne siyasi partiler-ki ülkede esamisi dahi okunmuyor- ne de diğer güçlerdir, vatansever insanlardır. Ayrıca bu kabileler toplumsal sözleşmeyi yazabilmişlerdir.
Toplumsal barışı sağlayan bu sözleşmenin yürürlükte olduğu uzun yıllar boyunca hiçbir iç savaş yaşanmamıştır. Bilakis Libya’da savaş adına yaşanan şeyler, partiler, örgütler, varlıklar ve diğer köksüz oluşumlar arasındaki partizanca çekişmelerden kaynaklanıyordu. Libya herhangi bir kabile savaşı veya kabilecilikten kaynaklanan bir çatışma yaşamamıştır. Şubat ayında gerçekleşenler rejimin destekçisi ile muhalifi arasındaydı, kardeşi bir tarafı tutarken kendisi başka bir tarafı tutabilmektedir. Güneyde gerçekleşenler ise kaçakçılarla haydutlar arasındaydı. Çıkar ve nüfuz çatışmasından kaynaklanmıştı, kabilelerle bir ilgisi yoktu.
Sömürgecilik ve İtalyan işgaline direnişten bu yana, uzun bir tarih boyunca Libya kabileleri, direnişi destekleme cezası olarak baskı gördü ve toplu göz altılara maruz kaldı. Kabileler, Libya'da istikrarın ana ekseni olduğunu kanıtlandığı gibi, bağımsızlık ve Anayasa'nın hazırlanması sırasında birliğinin temeli olduğunu da ortaya koymuştur. Dolayısıyla Libya krizinin çözümünde, Libya toplumunun yüzde 3'ünü dahi temsil etmeyen kartografik partilere güvenmek yerine –ki BM özel temsilcisi bu yolu tercih ediyor- kabilelere güvenilmesi en uygun seçenek olacaktır.
Libya kabileleri, çoğunlukla Beni Selim'den gelmeleri hasebiyle çoğunlukla sosyal, homojen Arap kabileleridir. Mişvaş ve Libu kabileleri dahi köken olarak Arap kabilelerine dayanmaktadır. Bu kabilelerin tamamı birbirleriyle uyumlu bir yapı arz etmektedir.
Libya’da kabile, devlet organlarının toplumsal temelini oluşturmuştur. İhvan Hareketi sivil devleti devirmeye çalıştığında, Libya ordusuna ve polisine kucak açan, kabileler olmuştur. Sivil devletin en önemli unsurlarından kabul edilen ulusal ordu ve polisin yanında durmuştur. İhvan Hareketi ve uzantıları ise bu devlet kurumlarını etkisizleştirmeye çalışmış, hatta kendi askeri milislerini bu kurumların yerine geçirmeye çabalamıştır.
Kabilelerin bütün bileşenlerinden oluşan ulusal orduya paralel bir ordu kurmak istediler. Sınır ötesi rehberlerine bağlı, onlar için çalışan ve milislerden oluşan bir ordu oluşturmaya çabaladılar.  İhvan’ın paramiliter milisleri kısa zamanda ulusal orduya paralel kuvvetler haline geldi. Sadakatleri vatana değil sınır ötesi teşkilatlarına idi. Dolayısıyla bu ülkenin topraklarına ve kültürel mirasına ihanet eden, topraklarını satan kabileler değil, İhvan Partisi ve teşkilatıdır.
Libya kabileleri doğuda ve güneyde nüfuzlarını hissettirdiler, söyleyeceklerini söylediler, şimdi sıra Libya'nın batısında… Tarhuna kentinde toplandılar ve şunu söylediler: Milislere hayır, ulusal orduya evet.