Ruanda nispeten küçük bir ülkedir. Yüzölçümü en fazla 25 bin kilometrekaredir ve nüfusu yaklaşık olarak 10 milyondur. Dünyanın hafızasında modern tarihin şahit olduğu en çirkin soykırım ile ilişkilendirilmiştir. Ülkedeki iki kabile Hutu (%80) ile Tutsi (%20) arasında uzun yıllar süren iktidar mücadelesi nedeniyle yaşanan bu soykırım; 1990-1994 yılları arasında yaşanmış ve 1 milyondan fazla kişi hayatını kaybetmiştir.
2000 yılında rasyonel ve vicdan sahibi, adı Paul Kagame olan bir lidere sahip olduğunda Ruanda, kendine geldi. Ama bu; hem komik hem de trajik olan Arap Baharı benzeri bir yöntemle değil, rasyonel bir metodla gerçekleşmiştir.
Kagame ülkesini yola soktu, bölünmüş halkını birleştirmeye ve ülkesini yoksulluğun pençesinden kurtarmaya çalışarak ülkesini kanlı bir çağdan uzlaşı, birlik ve kalkınma yoluna taşıdı. Bunu, yaptığı o ünlü konuşmada şu meşhur cümle ifade ile etmişti: "İntikam için gelmedik. İnşa etmemiz ve ayağa kaldırmamız gereken bir vatan var. Bir elimizle gözyaşlarımızı silerken diğeri ile ülkemizi inşa edeceğiz.”
Etnik farklılıkları ortadan kaldıran bir anayasa yaptı. Halkın seçtiği yargıçlar tarafından yönetilen 1200 yerli mahkemeyi kapsayan birlik ve uzlaşı için bir birim kurdu. Bu mahkemeler cezalandırma düşüncesine değil, suçunu itiraf etme ve topluma hizmet ederek suçunun kefaretini ödemeye dayalıydı. Irkçı söylemleri suç sayan katı yasalar çıkardı. Soykırımda yer alan kişilerin rehebilatasyonu için özel programlar uyguladı. Hükümet, vatandaşlık ilkesini pekiştirmek ve kabileciliği ortadan kaldırmak için illeri yeniden düzenledi. Kamage; büyük ve şanlı zaferi gerçekleştirmek adına ülkesi ve vatandaşları ile hızlı adımlarla yürüdü. Sonunda mucize gerçekleşti, büyük değişim meydana geldi ve Ruanda bugün kara kıtanın Singapur’u oldu.
Ruanda bu dönemde ayrıca bir tarım devrimine tanıklık etti. Bu planın uygulanmasının ardından kahve üretimi 30 bin tondan 15 milyon tona ulaştı. Aynı şekilde turizm sektöründe ve özellikle de doğa turizminde niteliksel bir atılım gerçekleştirdi. Ruanda; turistler bir yana kendi çocuklarının bile kendisinden kaçtığı bir ülke iken bugün turizm sektörü tarımdan sonra ülkenin ikinci gelir kaynağı haline geldi.
15 yıl içerisinde göstergeler 10 kat arttı ve Ruanda ortalama %7.5 büyüme oranı ile dünyanın yükselen ekonomilerinden birine dönüştü.
Devlet başkanından çocuklara kadar başkentte yaşayan herkesin, her ayın son Cumartesi günü kentin sokaklarının temizlenmesine katılmasını zorunlu kılan politikanın benimsenmesinin ardından Ruanda’nın başkenti Kigali en temiz Afrika başkenti seçildi. Bunun yanında Ruanda, dünyanın en güvenli 10 turistik yerinden biri sayılmaktadır. Yine ülkenin bilgisayar ve teknolojiye olan ilgisi arttı ve Afrika kıtasında bilinen oranlara kıyasla dijitalleşmede yüksek seviyelere ulaşıldı.
Ruanda üçüncü dünya ülkelerine; net bir vizyon, kararlı bir liderlik ve gerçek bir vatandaşlığın var olması koşuluyla, herhangi bir ülkede mucizelerin gerçekleşmesinin hala mümkün olduğuna dair önemli bir ders vermiştir.
Bilmiyorum... Acaba bu yazıma verdiğim başlık doğru mu yoksa yanlış mıdır?
TT
Ey Araplar, Ruanda’dan ders alın!
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة