İnsanlığın dini tecrübesinde bir maneviyat, ibadet, ahlak ve kulluk mevsimi olan Ramazan ayının özgün, özel ve verimli bir yeri bulunmaktadır. Ramazan ayı, insanın insanla, insanın Allah’la buluştuğu aydır. Allah, insanlığı kurtuluşa götüren, insanın doğruyu yanlıştan ayırmasını sağlayan hidayet ve şifa rehberi Kur’an-ı Kerim’i Ramazan ayında indirmiştir (Kur’an, 2:185).
Ramazan ayı, insanın insanla ve Allah’la sahih anlamda buluşması ve ilişki kurması için büyük imkanlar sunan özel bir zamandır. Ramazan’da kendisini yenileyen ve inşa eden insanın anlam ve maneviyat dünyası içinde Ramazan ayı, salt bir ay olmaktan öte, insanın bizzat kendisi anlamına gelmektedir. Ramazan’ın insanlaşması, insanın Ramazanlaşması olarak ifade ettiğimiz durum, Ramazan’ın anlamının, işlevinin ve öneminin ancak Ramazan-insan bütünlüğü ve özdeşliği bağlamında değerlendirilebileceğini ifade etmektedir.
İnsanın Ramazan’ı sahici şekilde idrak etmesi için, Kur’an’a dair anlayışını ve kavrayışını derinleştirmesi, genişletmesi ve geliştirmesi gerekmektedir. Ramazan ayının merkezinde Kur’an bulunmaktadır. Kur’an’ın ifade ettiği anlamlar anlaşılmadan, keşfedilmeden ve içselleştirmeden Ramazan’ı tecrübe etmek mümkün değildir. Ramazan ayında, Kur’an’ın kişinin duygu, düşünce ve davranış boyutlarına tam olarak taşınması ve oradan da insanlar arası ilişkileri belirleyen canlı bir hayat pratiğine dönüşmesi gerekmektedir. Ramazan ayı, Kur’an’ı yüzünden okuyarak defalarca hatmetme ayı değildir.
Ramazan ayı, insanın Kur’an’ı anlamak ve yaşamak için varlığının zihin ve kalp, akıl ve duygu, bireysel ve sosyal bütün ilişkilerini her açıdan seferber ettiği mevsimdir. Ramazan’da insanın insanlığını, insanda Ramazan’ın Ramazanlığını tecrübe etmek, Kur’an’ın insanlığımızın bütün boyutları tarafından tecrübe edilmesiyle mümkündür. Ramazan ve insanı bütünleştiren ana kaynak, kalplere şifa ve rahmet olarak gönderilen Kur’an’ın anlaşılarak içselleştirilmesi, ahlak ve maneviyat olarak hayat planında uygulanmasıdır.
Allah, insanlara Ramazan ayında oruç tutmalarını emretmiştir (Kur’an, 2:185). Oruç, gün boyu yeme, içme ve cinsel faaliyetlerden uzak kalınması anlamına gelmektedir. Oruç, temelde, belirli bir süre bizi fizyolojik ihtiyaçlarımızdan uzak tutarak ahlaki, manevi, psikolojik, sosyolojik ve ekolojik açılardan benliğimizi terbiye etmeyi, olgunlaştırmayı ve geliştirmeyi amaçlayan bir ibadettir. Oruç, kuru kuruya aç, susuz kalmak ve cinsel perhizde bulunmak değildir. Oruçta asıl tutulması gereken, insanın kendi kendisini tutmasıdır. İnsan, fizyolojik, psikolojik ve sosyal açılardan kendini denge ve denetleme altında tutarak kendini tutmalıdır. Başka bir ifade ile oruç, insanı tutmalıdır. İnsanı tutmayan bir oruç, ahlak, adalet ve maneviyat alanlarında gerçekleşmesi beklenilen işlevlerini yerine getirmiyor demektir. Oruç, insanı kötülükten alıkoymalı, iyiliğe yöneltmelidir. Oruç, kişiyi ahlak, adalet, akıl ve insanlarla ilişkiler açısından daha iyi insan haline getirmelidir. Oruç, kişinin ahlaklı, akıllı ve adil olmasını amaçlayan bir ibadettir.
Allah’ın af, mağfiret, rahmet ve merhamet kapıları, bütün insanlığa her zaman sonuna kadar açıktır. Kendisini ve kapılarını, diğer insanlara ve canlılara karşı kapatan, kendisini katılaştıran ve donduran varlık insandır. Ramazan ayında asıl olan, insanın insana kapılarını açmasıdır. İnsanların birbirlerine karşı affedici olması, merhametli davranması, şefkatle, nezaketle ve saygıyla insanların birbirlerine muamelede bulunması, Ramazan’da gerçekleşmesi beklenen insani atmosferdir. Ramazan’da insanların birbirlerine karşı şefkat, merhamet, empati, saygı, anlayış, nezaket, samimiyet, insaf ve vicdan kapılarını sonuna kadar açmaları gerekmektedir. İnsanın insana karşı donduğu, donuklaştığı, katılaştığı, soğuduğu bir durum, Ramazan olgusu açısından insani olarak nitelenmeyi hak etmemektedir. Ramazan ayına Ramazan denmesinin nedeni, günahları, kötülükleri, kirleri, katılıkları ve şerleri, yakıp eritmesinden dolayıdır.
Ramazan’ın ateşinde kişiliğimizi yakmalı, olgunlaştırmalı ve geliştirmeliyiz.
Ramazan ayında birbirimize merhamet etmeyi, nazik davranmayı, saygı göstermeyi öğrenmemiz için şeytanlarımızı bağlamamız gerekmektedir. Ramazan ayı, insanların ahlaklı insanlar olmak için şeytanlarını ve şerlerini bağlamakla yükümlü oldukları aydır. Ramazan ve oruç, kişiye şer olan kötülük tarafıyla yüzleşmesini, karanlık, kirli ve kıyıcı tarafımızın ehlîleştirilmesini, kontrol edilmesini, aydınlanmış, temizlenmiş ve adil kişiler olmak için çaba ve cehd içinde olma sorumluluğunu omuzlarımıza yüklemektedir. İnsan insana merhametle, nezaketle ve ahlakla yaklaştıkça ve davrandıkça, Allah, insana merhamet etmekte, affetmekte ve rahmette bulunmaktadır.
Ramazan oruçla insanın aydınlanmasıdır. Dilimizin, duygularımızın, düşüncelerimizin, davranışlarımızın, ahlak, akıl ve adalet dışı yönelimler içinde olması, cehaletin hayatımızı kaplaması demektir. Oruçlu iken her türlü ahlak, akıl ve adalet dışı söz, ilişki ve davranıştan sakınarak Tevhid’in ışığında aydınlanmamız gerekmektedir. Ramazan ve oruç, ahlakla, adaletle ve akılla, cehalete, zulme, şerre, şiddete, atalete ve yozlaşmışlığa dur demek anlamına gelmektedir.
TT
Ramazan’da insan, insanda Ramazan
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة