Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Zaman farkı ve sismik fay

Amerika ile Avrupa kıtaları arasındaki saat farkı sayesinde, dünyamız 24 saat boyunca sürekli, korkunç bir gerilim içinde yaşıyor. Cuma akşamı Lübnan’da, Kongre’nin Cuma sabahı oturumlarını izliyordum. Yorgunluktan ve uykusuzluktan titriyordum; korku ve şaşkınlık içindeydim; sanki dünya, taşıyanının omuzlarından her an düşecekmiş gibi hissediyordum. Uykuma direnebildim ama korkuya direnemedim. Kongre, eski bir başkanın inanılmaz küçük işlerini, eşini, bakanlarını, bilim insanlarını, milyarderleri, dahileri ve hayırseverleri, örneğin Bill Gates’i, soruşturuyordu.

Washington’u kaplayan devasa bir sis, Atlantik’in ötesine Londra’ya kadar uzanıyor; sarayların üzerinde kafalar düşüyor, suçlamalar kimseyi affetmiyor ve dünya, bir zamanlar ada olan yerin artık kötülük denizine dönüştüğüne şaşkın şaşkın bakıyor.

Böylesi bir tablo karşısında, hiçbir vatandaş “Bu beni ilgilendirmez” diyemez. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, bu mücadeleyi bir savaşa çevirebilir. Takıntılı suçlu Jeffrey Epstein’in soruşturması, Beyaz Saray’ın temellerine dair daha geniş bir incelemeye dönüşebilir. Günlük tozdan nükleer tehdide kadar her şey herkesi etkileyebilir.

Dünya, kesinlikle olağan bir durumda değil. Şu anda bir çatışmaya mı giriyor, yoksa bir dizi tuzaktan mı çıkıyor, bilinmiyor. Her şey, Atlantik’in hangi tarafında olduğuna ve uluslararası saat diliminde hangi bölgede bulunduğuna bağlı. Her durumda, durum her ölçüte göre kötü ve kötüleşmeye devam ediyor. Ama ne olacağı belirsiz. Yine de dünya bazen bir tür farkındalık nöbeti geçiriyor; Mısırlı yazar Tevfik el-Hakim’in ‘ruhun dönüşü’ olarak adlandırdığı anlardan biri gibi. Uluslararası saat diliminde Kongre oturumlarını izleyenler şanslı.