Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Hasat vakti

Arap dünyasının öncüleri, modern devleti inşa etmek yerine eski devleti dağıttılar. Devlet kurmaya yönelmek yerine onun temellerini yıkmaya koyuldular. Yeninin en iyisini seçip eskinin en iyisini koruyacaklarına, ikisini birlikte ortadan kaldırdılar. Yaşanabilir bir devlet kurmak yerine ise her biri komşusunu yıkmakla meşgul oldu.

Bağımsızlık sonrası devletler böylece birbirini etkisizleştiren yapılara dönüştü. Çatışan bloklar, birbiriyle savaşan ülkeler, komplo, sabotaj ve kaçakçılığa açık sınırlar ortaya çıktı. Her devletin temel kaygısı, diğerinin egemenliğini, kaynaklarını ve onurunu ele geçirmek oldu. Her biri, halkın onurunu koruyabilecek tek gücün kendisi olduğuna inandı. Her devlet, sınırlarını komşularının içine doğru genişletmeyi hayal etti. Ve hepsi başarısız oldu. Her biri diğerini yıkıma sürükledi. Böylece devletler her gün içeriden çökmeye başladı. Irak, Suriye’nin yerini almak isterken; Suriye Irak’ın sularına göz dikti. Sudan’da ise yönetim, Nil’i, ülkeyi ve döviz kaynaklarını kontrol etme mücadelesine kilitlendi.

Bugün içinde bulunduğumuz tablo, dün sürüklendiğimiz sürecin sonucudur. Bize her şey verildi ama karşılığında hiçbir bedel ödemedik. Vatan bize bir armağan olarak sunuldu, biz ise onu bir metaya dönüştürdük. Devleti ise adeta bir derebeylik gibi işlettik. Yabancılar ve sömürgeciler olmasaydı ne bir okul ne bir anaokulu ne de bir matbaa kurabilirdik. Bu süreç, uzun bir başarısızlık, yolsuzluk ve askeri vesayetler silsilesine dönüştü; üstelik tek bir gerçek savaş bile verilmeden. Sınır çatışmaları ise aslında yolsuzlukların ve baskı düzeninin savaşlarıydı. Her yerde, sınır tanımayan ve merhametten yoksun mülteci kitleleri ortaya çıktı. Dünyanın en zengin coğrafyalarından biri, aynı zamanda en büyük sefaletin sahnesi oldu. Emanetler heba edildi. Dün seçtiklerimiz bizi bugünkü tabloya getirdi. Telafi süreci yavaş ve acı olacak, ancak başka bir çıkış yolu da yok. Hata, başka hatalarla düzeltilemez. Her yerde boş vaatlerin, anlamsız söylemlerin ve dolu ceplerin bedelini ödüyoruz. Her devlet, diğerine düşmanlık üzerine kuruldu; onu zayıflatmayı, yoksullaştırmayı ve sürekli tetikte beklemeyi esas aldı.

Bugün gördüğümüz manzara, bize kendilerini lider diye sunanların, sahte iddia sahiplerinin, halklardan nefret edenlerin ve emanet duygusunu yok sayanların mirasıdır. Biz bir ‘Arap devleti’ ararken karşımıza milis yapılar çıktı; bir ‘Arap vatanı’ ararken ise dünyanın dört bir yanına dağılmış mülteci topluluklarıyla karşılaştık. Ne ekersen onu biçersin.