Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist
TT

ABD üçüncü dünya savaşından kaçınmak için Atlantik'in dışında Ukrayna’nın yanında duruyor

Patlak vermesinin üzerinden 20 ay geçmesine rağmen Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, sonuçlandırılmadan ve ufukta bir çözüm olmadan devam ediyor. Her iki taraf da derin bir bataklığa saplanmış durumda ve bataklığa saplanmaktan çekinseler bile, her biri kendisine silah ve para sağlayan, uluslararası forumlarda kendisini destekleyen müttefiklerine tutunuyor. Geçtiğimiz hafta ortasında Ukrayna'nın orta menzilli füzeleri Kırım yarımadasındaki Simferopol şehri yakınlarına düşerek Rus hava savunma platformlarını tahrip etti, bir başka Ukrayna saldırısında da iki Rus deniz fırkateyni hasar gördü. Rusya saldırılara Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ele geçirmeye ve böylece Ukrayna'yı deniz ulaşımına kapalı bir ülkeye dönüştürmeye çalıştığı son Ukrayna limanı Odessa şehrini bombalayarak karşılık verdi.

Askeri ve savunma konularında Uzman Military Watch Magazine dergisinde yayınlanan bir haberde, Rus ordusunun ciddi bir mühimmat sıkıntısı yaşadığı ve Ukrayna'nın İHA’lara karşı akıllı füzelerle donatılmasından sonra, Rusya’nın birden fazla kaynaktan temin ettiği İHA'ların etkisiz kaldığı belirtildi. Ruslara yakın medya kaynakları Putin'in öfke, umutsuzluk ve intikam karışımı bir duygu içinde olduğunu ve bu durumun özellikle de savaşı sona erdirecek barışçıl bir çözüm meselesinde onunla mantıklı ve akılcı bir şekilde konuşmayı zorlaştırdığını söylüyor. Putin yalnızca Ukraynalıları uğratacağı ezici yenilgiden sonra, kendisine teslim olmaları yoluyla barışçıl bir çözümü kabul ediyor. Bazı haberlere göre Rusya Devlet Başkanı’nın Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un ile yaptığı sürpriz görüşmenin nedeni de bu; düşük fiyatlı gaz ve petrol sözleşmeleri karşılığında oyunu lehine değiştireceğini düşündüğü uzun menzilli füzeler talep etmek. Ancak Batı'da, Çin'in, Kuzey Kore'ye Rusya'ya füze tedarik etmemesi konusunda baskı yapacağına dair bir inanç var. Çünkü füze temin etmesi, Çin'in hiçbir çıkarının olmadığı küresel bir askeri patlamaya yol açabilecek tehlikeli bir tırmandırma.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, geçtiğimiz temmuz ayında düzenlenen son NATO toplantısına katılan heyetlere kapsamlı ziyaretlerde bulunmuştu. Burada Putin'in girişebileceği ve felaketle sonuçlanacak askeri bir maceraya karşı caydırıcı olması için Ukrayna'nın ittifaka katılmasını derhal kabul etmeleri yönünde çağrı yapmıştı. Ancak Zelenskiy'nin talebi kabul edilmedi, çünkü üye ülkeler arasında bu talebi reddetmenin gerekçeleri farklı olsa da büyük NATO ülkeleri gerilimi tırmandırmak ve uçuruma doğru itmek istemiyorlar.

Farklı yaklaşımlarına rağmen üyeler bir konuda hemfikir; Kiev'in NATO üyeliği 5. maddeyi etkinleştirecek ve savaş devam ettiği sürece ittifak ile Rusya arasında doğrudan çatışma olasılığını artıracak. Bu nedenle Ukrayna'nın savaş sırasında bu örgüte katılmaması gerekir. Ancak bu, Ukrayna'nın ittifaka katılımının gelecekte belirsiz bir zamana ertelenmesinin yalnızca bir gerekçesi. Savaş sonrası Ukrayna'nın kendisini içinde bulacağı çıkmazın yanı sıra, savaşın yüksek maliyeti ve Rusya'nın aşırı zayıflığı ışığında NATO’ya üyeliğinin anlamsızlığı, Ukrayna'nın bu ittifaka üyeliğinin en azından orta vadede pratik olmadığını kanıtlayan diğer faktörler.

Ukrayna'nın savaşın bitiminden sonra NATO ittifakına katılması iki soruna yol açabilir; birincisi, 5. maddede öngörülen güvenlik garantisi ve savaştan sonra Ukrayna ile Rusya arasında çözülmemiş sınır sorunlarının olması ihtimali nedeniyle, ABD'nin Rusya ile doğrudan çatışmaya girmek zorunda kalma olasılığı.

Ukrayna'nın NATO üyesi olması ve sınır durumunun daha da karmaşık hale gelmesi durumunda Washington, Kiev'e asker ve hatta nükleer silah konuşlandırarak destek verebilir. Bu da, korkunç üçüncü dünya savaşı senaryosunun taşlarını döşeyebilir.

İkincisi, 5. maddenin uygulanması Ukrayna'nın meşruiyetini tehlikeye atabilir.

ABD hükümeti, söylem ve davranışlarıyla, Ukrayna'yı Rusya ile kendisi için doğrudan çatışmaya girmeye değecek hayati önemde bir varlık olarak görmediğini gösteriyor.

Buna karşılık Rusya, yüksek bedellerle de olsa Ukrayna için savaşmaya hazır. Bu, ABD'nin Ukrayna üzerinden savaşa girme isteği konusunda şüphe uyandırıyor ve Rusya bu şüpheden yararlanabilir. Gelgelelim 5. madde, ABD ve müttefiklerinin bir üyeyi savunmamayı tercih etmesine olanak tanıyacak olursa da NATO güvenilmez ve istikrarsız bir ittifak haline gelecek. Her iki durumda da savaşın maliyetini unutmamalıyız.

Ukrayna'yı savunmanın maliyetinin ne olacağı sorusu da önemli. Ukrayna'daki savaş, hem modern hem de konvansiyonel savaşın çok büyük kaynaklar gerektirdiğini gösterdi. Bu bağlamda, Ukrayna'yı NATO'ya katılmaya davet etmek, ittifakın taahhütleri ile kapasitesi arasındaki uçurumu daha da derinleştirecek.

Ne var ki NATO'nun Avrupalı ​​üyeleri bu alanda çok geride, çünkü Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana konvansiyonel askeri güce fazla yatırım yapmadılar. Ukrayna'nın etkileyici askeri performansı büyük ölçüde ABD tarafından sağlanan olağanüstü nicelik ve nitelikteki askeri yardımdan kaynaklanıyor. Ukrayna ittifaka üye olursa, konvansiyonel veya nükleer bir savaş durumunda savunması için kaynak sağlama sorumluluğu öncelikle Washington'a düşecek.

Batı'nın aksine Rusya, Ukrayna'nın gelecekteki stratejik yönelimini etkilemek için mücadele etmeye istekli olduğunu gösterdi. Ukrayna'nın NATO'ya katılma teklifinin Rusya'ya savaşı sürdürmesi için bir neden vermesi muhtemel. Ukrayna'nın savaş bittiğinde ittifaka katılım sürecine başlaması halinde, Moskova, süreç tamamlanmadan kendisini engellemeye çalışacaktır. Bu anlamda ittifaka katılma daveti, savaşın devamı veya yeniden başlaması anlamına geliyor ve bu da herhangi bir diplomatik anlaşmaya varma olasılığını azaltıyor. Dolayısıyla Ukrayna'yı savunmanın maliyetini artırıyor.

Ancak bugün Rusya bir şekilde Kiev'i yense bile Avrupa'yı kontrol edemez. Dolayısıyla bilhassa Rusya'nın Avrupa'ya büyük bir askeri tehdit oluşturduğuna dair inanç zayıflamaya başlamışken, Putin’in Ukrayna'yı ilhakı mümkün olsa bile bunun ABD'nin ulusal güvenliği üzerinde hayati veya acil bir etkisi olmayacak.

Bugün Ukrayna, NATO'daki statüsü ne olursa olsun, coğrafi konumu nedeniyle Rusya ile yüzleşmek zorunda. Şubat 2022'den beri yaşanan olaylar, ABD ve müttefiklerinin, NATO'nun bir parçası olması gerekmeden Ukrayna'nın Rus kuvvetlerine direnmesine etkili bir şekilde yardım edebildiğini gösteriyor. Özellikle de ABD ve NATO'nun Ukrayna çatışmasına daha fazla dahil olmasını destekleyenlerin, ABD'nin stratejik çıkarlarını neden tehlikeye atması gerektiğini açıklama konusunda başarısız olmalarından sonra.

Kısacası, Ukrayna'daki kan banyosu, Allah olmasını murat ettiği şeyi gerçekleştirene kadar yıllarca çözümsüz olarak devam edecek.