Hem Arap dünyasında hem de Batı’da devrimci sol hareketler arasında Humeyni rejimine yönelik ölçüsüz destek tutumları, 2026’daki mevcut savaşla ortaya çıkan yeni bir olgu değil.
Bu eski bir olgu. Söz konusu olgu, solun ve anarşistlerin, her türlü yıkıcı-devrimci harekete destek verme eğilimi çerçevesinde değerlendirilmeli. Bunun bağlamları ve açıklamaları var; burada bunları ayrıntılı biçimde özetlemek bile mümkün değil, ancak bazı işaretlerde bulunmakta fayda var.
Humeyni hareketine yönelik sol-anarşist hayranlığın en dikkat çekici örneklerinden biri, Fransız filozof Michel Foucault’dur. Mısırlı araştırmacı Eşref Mansur onun hakkında şu pasajı aktarır: “Foucault, devrim sırasında 26 Kasım 1978’de kaleme aldığı bir yazıda, Humeyni’ye ait bir partinin olmayacağını; Humeyni’ye ait bir hükümetin olmayacağını; daha ziyade Humeyni’nin ‘kolektif bir iradenin odağı’ olacağını ifade etmişti.” Bu metin, siyasi eğilimlerin -ne kadar büyük zihinler söz konusu olursa olsun- akılları nasıl çarpıtabildiğini göstermeye yeterlidir. Çünkü Foucault’nun bu sonucu, Humeyni’nin iktidara gelişinden sonra İran’da yönetimin nasıl şekilleneceğine dair en isabetsiz değerlendirmelerden biridir.
Iraklı araştırmacı Reşid el-Hayyun ise Iraklı komünist şair Muzaffer en-Nevvab’ın, radikal bir devrimci olan Cüheyman karşısındaki tutumunu eleştirel biçimde incelemiştir!
Nitekim Nevvab, Hayyun’un da belirttiği üzere, ‘onun hakkında hiçbir şey bilmeden Cüheyman’ı yücelten’ dizeler kaleme almıştı. Tek bildiği şey, Cüheyman’ın Suudi devletine karşı ayaklanmış olmasıydı.
Hatta Nevvab, şiirinde Körfez’in yakılmasını, geçitlerinin kapatılmasını ve ülkelerinde devrimin ateşlenmesini talep eder; şöyle der:
“Hoş geldin, hoş geldin ey fırtına… ey halk… geçitleri ateşle doldur… Körfez’in sularını tutuştur.
Silahlan ve çocuklarına, duygular kabardığında nasıl konuşuyorlarsa öylece mühimmat taşımayı öğret.”
Ardından ton, sol kesimi azarlamaya doğru yükselir:
“Ey Cüheyman, dikkat kesil… bu aptal sol seni desteklemedi… böylesine apaçık bir kanın anlaşılması için nasıl olur da sınıfsal bir sözlüğe ihtiyaç duyulur… hoş geldin… hoş geldin ey fırtına.”
Öte yandan, Şamlı Arap milliyetçisi şair Nizar Kabbani, Humeyni için şiirsel bakımdan güzel, fakat siyasi ve düşünsel açıdan çocuksu sayılabilecek bir övgü kaleme almıştır. “Kameru Şiraz (Şiraz’ın Ayı)” adlı şiirinde şöyle der:
“Şah-ı Mısır, Şah-ı İran için ağlıyor
Ve Humeyni Allah’ı bir kılıç gibi kaldırıyor
Peygamberi ve İslam’ı terennüm ediyor
İşte din böylece
Sürekli bir yaratım, bir devrim ve bir atılım haline geliyor.”
Dolayısıyla bugün bazı Z kuşağı mensuplarında ve Humeyni’den sonra Ali Hamaney lehine slogan atan kalabalıklarda gördüğümüz şey, bu örneklerin ve bu hallerin sakatlanmış devamından ibarettir.