İmil Emin
Mısırlı yazar
TT

Üç kutup Arktik baskınında

Dünya, siyasi ve ekonomik çatışmaya dönüşebilecek yeni bir jeopolitik krizin eşiğinde mi? 2,58 milyon yıldır birikmiş buzların eridiği uzak kuzeyde, yeni bir kutuplaşmanın işaretleri ortaya çıkıyor gibi görünüyor.

Birkaç gün önce, ünlü Rus şirketi Rosatom, Çin'in Arktik üzerinden Avrupa'ya ulaşması için düzenli bir rota açtığını duyurdu.

Sadece birkaç saat önce Çin, Arktik bölgesine ölçeği açısından eşi benzeri görülmemiş olan 16. bilimsel keşif gezisini başlattı. Gezi eşi benzeri görülmemiş boyutta olduğu için ABD tarafından yakından ve titizlikle izleniyor; zira ABD, bunun Çin'in küresel jeopolitik hırsların kavşağında yer alan bir bölgede ekonomik ve ardından askeri genişlemesinin öncüsü olabileceğinden endişe ediyor.

Şöyle bir soru sorulabilir: Arktik, Çin Halk Cumhuriyeti'nin küresel bir süper güç olma yolundaki en önemli rotalardan biri mi?

Napolyon Bonaparte bir zamanlar “devletlerin siyaseti coğrafyalarında yatar” diye yazmıştı. Daha sonra, jeopolitik alanının önde gelen isimleri, özellikle de büyük İngiliz coğrafyacı Halford Mackinder, denizleri, nehirleri ve kutup buzullarını sadece doğal özellikler olarak değil, tarihi şekillendiren araçlar olarak değerlendirdiler.

Bugün dünya, Arktik'i, yerel veya bölgesel yollardan uluslararası kutup kürelerine doğru ilerleyen devletlerin geleneksel yayılmacı adımlarının sahnesi gibi görüyor. Küresel ısınma nedeniyle Arktik'teki buzullar son zamanlarda eriyor ve belki de 2030 yılına kadar bölgenin tamamında mevsimsel olarak buzullar erimiş olabilir.

Herkes bu sakin bölgenin kontrolü için yarışıyor. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'ni ele alalım. Son Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde Batı Yarımküre'deki ulusal çıkarlarının altını çizdi ve Trump yönetimi Arktik'i enerji, maden kaynağı ve Rusya'nın emellerine karşı koymak için stratejik bir coğrafi platform olarak görüyor.

Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği yük ve maliyetlere rağmen Moskova'nın Kuzey Filosuna ve deniz altyapısına yaptığı yatırımları artırmaktan geri kalmadığı da dikkatleri çekiyor.

Avrupa’nın ise Grönland'ı çevreleyen tartışmaların ardından Arktik'e olan ilgisi yeniden canlandı. Bu nedenle Çin, orada gelişen “rakiplerin paylaşım yarışına” kayıtsız kalamazdı. 27 milyon kilometrekarelik geniş yüzölçümüyle (Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nin toplam yüzölçümünden yaklaşık yedi milyon kilometrekare daha fazla) Arktik’te yeraltı hazinelerle dolu. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'na göre Arktik, dünyanın keşfedilmemiş doğal gaz rezervlerinin yüzde 30'unu ve keşfedilmemiş petrol rezervlerinin yüzde 13'ünü içeriyor.

Gelgelelim Çin'in bu bölgeye yönelik iştahını özellikle kabartan husus, büyük miktarlarda nikel, bakır, değerli taşlar ve grafit gibi minerallere ve en önemlisi nadir toprak elementlerine ev sahipliği yapmasıdır.

Bölgenin bilhassa bu yönü, küresel çatışma için çok önemli bir başlangıç ​​noktası sayılıyor, çünkü bunlar yapay zekanın kalbi ve yeni dünya düzeninin itici gücü olan yarı iletken çiplerin üretiminde kullanılıyor.

Çin, bu elementlerin rezervleri üzerinde bugüne kadar tekelini koruyor ve bunların Amerika Birleşik Devletleri'ne ihracatını yasaklıyor.

Bu noktada, Grönland'ın tahmini olarak 1,5 milyon ton nadir toprak elementleri barındırdığını belirtmek yeterli ve bu da ABD'nin adayı neden kontrol altına almak istediğini açıklıyor. Çin'in Arktik'e olan alışılmadık ilgisi, eriyen buzlarla kaçınılmaz olarak ortaya çıkacak su yolları ışığında da anlaşılabilir; bu nokta, Amerikalı yazar Caroline Eden'in geçen yıl ekim ayında yayınlanan “Unfrozen: The Fight for the Future of the Arctic” (Arktik, Çin Halk Cumhuriyeti'nin küresel bir süper güç olma yolundaki en önemli rotalardan biri mi?) adlı kitabında da vurgulandı.

Bu yeni nakliye yolları, Çin'in tedarik zincirleri için hayati önem taşıyan arterler ve Kuşak ve Yol Girişimi'nin başarısı için bir katalizör görevi görecektir. Çin'in sanayi limanı Dalian'dan Hollanda'nın Rotterdam Limanına geleneksel yollarla yolculuk 48 ila 57 gün sürerken, Rusya'nın Arktik kıyılarını çevreleyen Kuzey Denizi üzerinden bu süre yaklaşık üçte bir oranında kısalıyor. Ancak Çin'in coğrafi konumu ABD, Kanada, Norveç, İzlanda ve Rusya gibi kıyı ülkesi olmasını engelliyor.

Bu noktada, Çin'in resmî açıklamaları Arktik'in ortak bölge olduğunu ve her devletin orada oynayacağı bir rolü olduğunu vurguluyor. Arktik'in yönetiminin tüm paydaşların katılımını ve katkısını gerektirdiğini belirtiyor. Ne var ki bu formül, Rusya isteksizce kabul etse de Batı için kabul edilebilir görünmüyor.

Peki, Arktik üzerinde rekabet eden kutuplar bir şeyi gözden kaçırmıyor mu? Eriyen buzun neden olacağı ekolojik ve çevresel yıkım ve milyonlarca yıldır buzun altında uyuyan organizmaları uyandırması korkusunu.