​Suudi kadınların iş hayatındaki yaratıcılıklarının önünü açmak

​Suudi kadınların iş hayatındaki yaratıcılıklarının önünü açmak

Pazar, 8 Mart, 2020 - 13:00
Rania Nashar
İş Kadınları Konseyi Başkanı, B20 Grubu Suudi Arabistan, Samba Finans Grubu CEO'su

Kadınların iş hayatına katılmaları, önemli sosyal ve ekonomik boyutları olan ve hayati öneme sahip küresel bir meseledir. Bu da kendisine hakkında pratik önlemlerin alınmasını gerektiren öncelikli bir statü vermektedir. Bunun yanında bu meselenin, kadınlara işyerlerinde kariyer gelişimi fırsatları konusunda getirilen kısıtlamalar, iş dünyasında kadınların liderliğinin önündeki engeller ve zorluklar, aynı şekilde bilim, teknoloji, mühendislik, matematik ve diğer alanlardaki mütevazi katılımı ile bağlantılı başka önemli yönleri de vardır.

Çalışmalar, kadınların istihdam oranları ile GSYİH büyümesi arasında doğrudan ilişki olduğunu göstermektedir. Buna, kadınların iyi temsil edildiği iş pozisyonlarında (verimlilik, karlılık ve yaratıcılık dahil) iş sonuçlarının iyileşmesi de eklenmektedir. Farklı bir şekilde, kadınların iş piyasasına dahil olmasının önündeki engeller ise artan işsizlik ve yoksulluğun faktörlerinden biri sayılmaktadır. Hatta bu, üretim ve büyüme göstergelerini bile etkileyebilmektedir. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) gerçekleştirdiği çalışmalar, cinsiyetler arasındaki uçurumun ekonomiye GSYİH’nin yaklaşık yüzde 15’ine mal olduğunu tahmin ediyor.

İki cins arasındaki ücret eşitsizliği şüphesiz en acil ve hayal kırıklığı yaratan eşitsizliklerden birini teşkil etmektedir. Accenture şirketinin yaptığı bir çalışmaya göre, dünyanın tamamında kadınlar hala erkeklerden yüzde 63 oranında daha az kazanıyorlar. Sosyo-ekonomik açıdan bakıldığında, ücretlerdeki bu eşitsizlik ve dengesizliğin etkileri sosyal eşitsizliği de uzanarak onu derinleştirmektedir. Bu sorun çözülmezse, tüketiciler ve işlerin gelişimi üzerindeki olumsuz etkileri artabilir.

Buna ek olarak; kadınların geleceğin mesleklerindeki katılım oranlarında ok düşük. Dünya Ekonomi Forumu tarafından hazırlanan 2020 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu, kadınların bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında önemli ölçüde yetersiz temsil edildiğine işaret etti. Buna göre kadınlar, bulut bilişim, mühendislik, veri ve yapay zeka alanlarındaki iş rollerinin yüzde 20’sinden daha azını işgal ediyorlar.

İstihdam şartları ve yerel kültürler çoğu zaman kadınların işlerinde kalmalarını engelliyor. Birçok kadın, çocuk bakımı gibi kendilerinden istenen sorumlulukları yerine getirmek için işlerini bırakıp işgücü piyasasını terk ediyorlar. Bu da işverenlerin yararlanmak istedikleri kadınsal yetenek ve beceriler tabanını azaltıyor.

Sözgelimi, Accenture şirketi, kadınların dünya genelinde bakım nedeniyle alınan ücretsiz izinlerin toplamının yüzde 76.2’sini (yani erkeklerden üç kat daha fazla) oluşturduğu değerlendirmesinde bulundu. Kadınların ücretsiz yerine getirdikleri işlerin bedelinin, GSYİH’nin yüzde 39’unu oluşturduğunu ifade etti.

Çeşitlilik ve eşitlik kültürü, yenilik ve büyümeyi pekiştiren güçlü faktörlerdendir. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre, her dört şirketten üçü, cinsiyet çeşitliliğinin kârlarının yüzde 5-20 oranında arttırdığını doğrulamaktadır. Bu da çeşitliliğe önem vermeyen şirketlere kadınların işlerine katabileceği değeri göstermesi bakımından açıklayıcı bir örnektir.

Aynı bağlamda, kadınların yüksek mevkilerdeki varlıkları da yavaş yavaş artıyor. Dünya genelinde sadece yaklaşık yüzde 8 olan yüksek idari pozisyonlar üstlenen kadınların oranı artarak 2012’de yüzde 21’e, 2019’da ise yüzde 29’a yükseldi. Ancak bu oran yine de cinsiyet eşitliğinin başlangıç noktası kabul edilen yüzde 30’dan daha azdır. 2019 yılında Fortune 500 listesinde sadece 33 kadın CEO vardı.

Kadınların idari pozisyonlardaki varlığının sınırlılığı, şirketlerin çeşitlilikten gelen zihinsel yetenek ve beceriler ile yeni fikirlerden yararlanma fırsatını kaçırmalarına neden olabilir. Accenture tarafından yapılan çalışmalar, kadınlara eşit imkan tanıyan iş çevrelerinde sadece kadınların dört kat daha fazla ilerlemelerinin değil aynı zamanda erkeklerin de bundan yararlanma ve daha hızlı yükselme ihtimalinin de büyük olduğunu ortaya çıkardı. Boston Danışma Grubu’nun (BCG) analizleri ise, dünya genelinde yüksek idari mevkilerde kadın ve erkekler arasında eşitliğin sağlanması durumunda bunun sonuç olarak, GSYİH’yi yüzde 3-6 oranında yükseltebileceği, küresel ekonomiyi yüzde 2.5 artırarak 5 trilyona çıkarabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Son 20 yılda kadınların iş piyasasına katılım şartları konusunda yaşanan iyileşmelere rağmen hükümet ve şirketler, istenen tüm faydayı elde etmek için daha hızlı ve etkin reform ve icraatları hayata geçirmelidir.

Buna ek olarak; kadınların iş dünyasına girmesinin ve idari pozisyonlara kadar yükselmesinin önünde duran engelleri ortadan kaldırılması ve sıkıntıların üstesinden gelinmesi, çalışma hayatındaki dönüşümler sırasında kendilerine verilen desteğin artırılması gerekmektedir. Bu icraatlar, kadınların geleceğin meslekleri için gerekli olan dijital, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi temel becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmayı, kariyerlerini geliştirmelerini sağlayacak kültürleri teşvik etmeyi de kapsamalıdır.

Bunun yanı sıra özellikle hükümetlerin, hala birçok ülkede ana sorunlardan birini temsil eden genç kızlar için kariyer yolları hazırlama fırsatını kaçırmamaları gerekiyor. Bu çerçevede, yasal çerçeve güçlendirilmeli ve finansal, sosyal, eğitimsel ve kültürel entegrasyonu içerecek şekilde genişletilmelidir.

Yasaların ayrımcılık ve tacizle mücadeleye ek olarak, kadınların önündeki iki büyük engeli oluşturan aile içi şiddet ve kabadayılık ile mücadeleyi de kapsamalıdır. Bunlar kadınların becerilerinden tam anlamıyla yararlanılmasını sağlayacaktır.

Ücret eşitliğine gelince bu, ücretlerde eşitlik ilkesinin uygulanması, meslek ve sektörlerin sınıflandırılmaya tabi tutulması, kademeler arasındaki eşitsizlikle mücadele için girişimlerde bulunarak, kuralcılık ve rutinliğin ortadan kaldırılması, ücretler arasındaki uçurum konusunda şeffaflığın artması ile sağlanabilir.

Öte yandan, kadınların sahip olduğu işletmelerin artması finansal ve finansal olmayan politik önlemler alınmasını gerektirmektedir. Büyük şirketler, küçük ölçekli şirketler dahil kadınların sahip olduğu şirketler ile ticari ilişkilerini geliştirebilirler.

Bunun yanında, özel ve kamu kuruluşları da kadın bileşeninin ilerlemesinin önünü açmalıdır. Reformlar, kapsamlı bir çalışma ortamının geliştirilmesi, iş esnekliği de dahil olmak üzere yeni çalışma yöntemlerini teşvik etmek yoluyla liderlik rollerini üstlenmesini sağlamalıdır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya