Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Kissinger'ın gerçekçiliği ve Çin ile savaşın saçmalığı

Kissinger'ın gerçekçiliği ve Çin ile savaşın saçmalığı

Salı, 30 Kasım, 2021 - 11:30

ABD'nin Çin ve Rusya ile ilişkilerine şu anda iki büyük çatışma hakimdir. Her birinin, ister Cumhuriyetçilerin ister Demokratların elinde olsun, Washington yönetiminin inandığı yerleşmiş bir ilke etrafında dönen yansımaları ve nedenleri vardır. Bahsi geçen ilke; uluslararası sistemin eylemleri üzerindeki Amerikan hegemonyasını hiçbir gücün tehdit etmemesidir. Amerikan siyasetinde savaş ilkesi mevcut ve örtüktür, ulusal güvenlik açısından gerektiğinde kendisine başvurulur. Daha küçük ve imkanları zayıf güçler karşısında savaş, Amerikan karar alma mekanizmasına hakim olan siyasi-askeri düzenin çıkarlarına hizmet etmek için etkili bir araç olabilir. Politikacılar söz konusu düzenin hakimiyetini nüfuz ve liderlik terimleriyle haklı göstermeye çalışırlar, silah üreticileri, Kongre ve medyadaki müttefikleri ise daha gelişmiş, sofistike ve maliyetli silahların üretimini haklı çıkarmak için kullanılırlar.

Bu formül birçok teste, krize ve büyük başarısızlıklara maruz kaldı. Bunlardan en sonuncusu Afganistan'da yaşananlardı. Ondan önce de Vietnam'da, doğuda ve batıda birçok başka örnekte yaşandı. Buna rağmen, Amerikan stratejik planlayıcıları arasında hala söz konusu formülü, ilerlemeyi ve Amerikan liderliğine üstünlük sağlamayı hedefleyen hiçbir güce karşı terk edilmemesi gereken bir yöntem olarak görenler var. Burada esas olarak kastedilen Rusya ve Çin’dir. Öte yandan, şu anda siyaset ve medya alanlarında hakim olan bu eğilimi eleştirenler de var ve bu iki güçten herhangi biriyle savaşın şimdilerde endişe verici bir mesele olduğu, tüm uluslararası sistem için bir felaketin habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunuyorlar. Savaşın sonuçları basit bir nedenden dolayı tahmin edilemez, o da şu anda bu iki gücün sahip olduğu silah türünün ve yapay zekayı ne ölçüde kullanıldıklarının ABD tarafından tam olarak bilinmemesidir. Savaş sloganlarına karşı uyarıda bulunanların en önemlisi de, eski ABD dışişleri bakanı, bilgi ve tecrübesi ile tanınmış bir stratejik analist olan Henry Kissinger'dır.

Eski Başkan Trump'ın Çin’e karşı koymak, baskı altına almak, medya ve propaganda yoluyla şeytanlaştırmak, ticaret savaşları yürütmek, büyük şirketlerine ekonomik ve teknolojik yaptırımlar uygulamak gibi kullandığı yöntemlerin bir sonucu olarak, geçtiğimiz 4 yıl boyunca Kissinger, Çin ile ilişkilerde temkinli olunması çağrısında bulundu. Onu tecrit etme girişimlerini hafifletecek, ABD ile arasındaki rekabeti düzenleyecek, nasıl sonuçlanacağını ve ne getireceğini kimsenin bilmediği bir savaşa girmeyi önleyecek kuralları belirlemek için onunla bir diyalog başlatmayı talep etti. Üç hafta önce yayınlanan yakın tarihli bir röportajında, ardından katıldığı bir televizyon programında, Kissinger, Çin ile bir savaşa girme konusundaki uyarılarını tekrarladı. Ayrıca, genel olarak yapay zeka alanında ve özel olarak askeri alanda Çin'in kabiliyetlerinin doğası ve kapsamı konusundaki Amerikan bilgisizliğinin Çin hakkında yeni düşüncelere sevk edebileceğini vurguladı. Kissinger kademeli bir diyalog olması gerektiği önerisinde bulunuyor ve bunun hedeflerini şöyle açıklıyor; birincisi, belirsiz bir askeri çatışmaya yanlışlıkla bile olsa kaymayı ve girmeyi kısıtlayacak rekabet kuralları koymak. İkincisi, bir diyalog kurmak. Bu diyalogun amacı ise, yanlış kararları ve kifayetsiz hesapları önleyecek güven inşası sürecinin bir parçası olarak yapılacak bilgi alışverişi temelinde, Çin'in yapay zeka alanındaki kabiliyetlerinin boyutuna dair bilgi edinme kapılarını açmaktır. Pratik olarak Kissinger, hem Başkan Biden hem de Şi’nin fikir alışverişinde bulunmak, pozisyonları netleştirmek, soru işaretlerini iletmek ve cevaplar almak için sürekli temas halinde olan ve kendileri için güvenilir iki kişi atamalarını öneriyor. Amaç, iletişimi geliştirmek, yalnızca tahminlere dayanan değerlendirmeleri önlemek ve böylece Çin'i tecrit etmeye yönelik tüm çağrılardan uzaklaşmaktır.

Kissinger, strateji dünyasında uluslararası ilişkilerde gerçekçiliğin sembollerinden biri olarak tanımlanmaktadır. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce eski Avrupa'daki güç dengesi fikirlerinden etkilenmiştir. Bu fikirler üyeleri arasında bir ölçüde adalet ve eşitlik temin eden bir sistem inşa etmekle bağlantılıdır. Böylece yükselen bir gücün veya revizyonist ya da bu sistemi iptal edecek devrimci güçlerin ortaya çıkması önlenebilir. Tabii ki, Başkan Nixon ve Ford dönemlerinde Kissinger'ın ulusal güvenlik danışmanı, ardından dışişleri bakanı olarak görev yaptığı süre boyunca eski Sovyetler Birliği, Çin, Ortadoğu ve özellikle Arap-İsrail çatışmasındaki uygulama alanlarına bizzat kendisinin nezaret ettiği bu fikirler tamamen etkili ve başarılı değildi. Bu pratik uygulamaların çoğu, Kissinger'ın kendisinin duyurduğu amaçların tam tersine yol açmıştı. Nitekim geçtiğimiz haftalarda kendisine yöneltilen en belirgin eleştiri, Çin'in uluslararası sistemde ABD'yi zirveden kaydırmak için ciddi bir şekilde çalışan, büyük bir başarı elde ederek boyutları henüz bilinmeyen bir tehdit kaynağı haline gelen doğal bir güç olmasının önünü açmaktan birinci derecede sorumlu olduğuydu.

Kissinger’a yönelik bazıları tamamen doğru olan eleştiriler, absürt bir savaş tuzağına düşmeye karşı uyarılarının önemini yadsımıyor. Zira uyarıları, henüz kapasitesi bilinmeyen ve en basit tanımıyla kontrolsüz bir tehdit kaynağı oluşturan yapay zeka silahlarıyla bağlantılı. Bu silahlar arasında hipersonik füzeler, lazer silahları, enerji silahları, gizli ve uzaktan kumandalı hava araçları, ister deniz altı üslerden ister nükleer denizaltılardan olsun deniz tabanından fırlatılabilen akıllı güdümlü füzeler sayılabilir. Bunların hepsi, sonuçları ve etkileri bilinmeyen bu tür silahların bir kısmının veya tamamının kullanıldığı herhangi bir askeri çatışmayı, sadece savaşa dahil olan güçler değil, tüm dünya için bütün ölçülerde tehlikeli ve felaket bir karara dönüştürüyor. Herkes şüphesiz kaybedecek. Buna ilaveten herhangi bir savaşın açıklanmış bir amacı olmalı. Bu savaşın amacı nedir; sadece geniş çaplı yıkım mı, yoksa işgal ve rejim değişikliği mi? Kim kimi işgal ediyor? Karşı tarafın daha büyük bir yıkımla karşılık vermeyeceğini kim garanti edebilir? Bu çetrefilli sorulardan herhangi birine verilecek kesin bir cevap, aslında savaşı uygulanabilir bir seçenek haline getiren herhangi bir düşüncenin tam anlamıyla saçmalığını yansıtıyor.

ABD ile Çin arasındaki herhangi bir askeri çatışma için geçerli olan, Rusya ile ilişkiler için de geçerlidir. Batılıların aylarca Moskova'ya Ukrayna'ya askeri müdahalede bulunmama yönünde yoğun ve ardı ardına yaptıkları uyarılar, ihtiyat ve akıllı olma çağrısı gibi görünse de aslında şüphe uyandırıcı. Özellikle de NATO'nun Rusya sınırına doğru genişlemesi, Ukrayna'ya modern ve gelişmiş Amerikan silahlarının sağlanması, Karadeniz'de tatbikatların yapılması, bu tatbikatlarda nükleer bomba taşıyan Amerikan stratejik uçaklarının kullanılması ve Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, bu uçakların Rus hava sahasının yaklaşık 20 km yakınında manevralar yapması göz önüne alındığında. Söz konusu mesafe çok yakın ve Rus resmi yorumlarına göre, Rusya'ya batıdan ve güneyden nükleer bir saldırı düzenlemek için ciddi bir eğitim ve alıştırma yapıldığını gösteriyor. Burada, ABD ve Rus genelkurmay başkanları arasındaki telefon görüşmesine dikkat çekilmeli. Bu telefon görüşmesi bir yanda altta yatan gerilimin boyutunu, diğer yanda herhangi bir beklenmedik sonucu kontrol altına almaya yönelik bir çabayı yansıtıyor. Görüşmenin içeriği hakkında herhangi bir bilgi verilmemesine rağmen, yanlış sonuçlara varılmaması ve tepkilerin kontrol altına alınması için başvurulabilecek mekanizmaların olduğunun açık bir göstergesi oldu. Nükleer bir Rusya ile ilişkilerde bu tür mekanizmalar bulunuyorsa, yapay zeka ile donanmış bir Çin ile de olmalı.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya