Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Rusya’dan İran'a çok geç olmadan Viyana müzakerelerini başarıya ulaştır tavsiyesi

Rusya’dan İran'a çok geç olmadan Viyana müzakerelerini başarıya ulaştır tavsiyesi

Perşembe, 27 Ocak, 2022 - 09:00
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

Viyana'daki Coburg Sarayı’nda İran ile doğrudan görüşmelere, Güvenlik Konseyi üyesi 4 ülkenin yanı sıra Almanya katılıyor. Amerikan ekibi ise kendisi ile temasa geçmek ve herhangi bir ilerlemenin temeli olan değerlendirmelerini ve kararlarını öğrenmek için Coburg Sarayı’na yakın bir yerde ikamet ediyor.

5+1 devlet, İran'ın nükleer programının derhal durdurulmasını, zenginleştirilmiş uranyumun yüzde 60'ından fazlasının teslim edilmesini ve İran'ın çeşitli yerlerinde bulunan zenginleştirme tesislerinin devre dışı bırakılmasını istiyor. 5+1 ülke ayrıca İran'dan nükleer programını durdurma taahhüdüne uyup uymadığını tespit etmek için tüm merkezlerini uluslararası gözlemciler ekibine açmasını istiyor. Bunun karşılığında ABD, İran'ın dünya çapındaki bankalarda dondurulan varlıklarını kademeli olarak serbest bırakacak.

Ama nükleer program nedeniyle dondurulan fonlar ile terörizm ve insan hakları ihlalleri nedeniyle dondurulan fonlar arasında bir ayrım yapılıyor. Bu fonlar, İran politikalarını ve davranışlarını değiştirene kadar alıkonulmaya devam edilecek.

İran kendi açısından nükleer programının barışçıl amaçlara yönelik olduğunu, dondurulan varlıkların tamamen ve koşulsuz olarak serbest bırakılması koşuluyla programını durdurmayı taahhüt edeceğini söylüyor. Bu yapılana kadar da zenginleştirme programını ve sürecini devam ettiriyor. İran heyeti ayrıca, eski başkan Donald Trump'ın yaptığı gibi, gelecekteki herhangi bir Amerikan yönetiminin anlaşmayı iptal etmesini önleyen bir Amerikan taahhüdü de talep ediyor.

İran, en yüksek miktarda kazanım elde etmek için müzakerelerde brinkmanship (uçurum kenarında) oyununu benimsiyor. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'in Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüşmesinin ardından yaptığı kaybedecek zaman kalmadığı açıklaması, İran’ın tatbik etmekten zevk aldığı uçurum eşiği oyununa bir son vermek olabilir. Blinken ayrıca kaçamak oynamaya ve bahanelere yer kalmadığı, çok kısa bir süre içinde (Şubat - Mart arasında) anlaşma için küçük bir pencere olduğu, aksi takdirde ABD’nin bölgedeki müttefikleri ile başka seçeneklerinin olduğunu da söyledi. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi geçen Perşembe günü Moskova'yı ziyaret ederek Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığı'na yakın kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Reisi'ye, yaşandığı zaman İran'ın yanında kimseyi bulamayacağı vahim sonuçları önlemek için bir anlaşmaya varılması zamanının geldiğini söyledi. Putin, aşamalı olarak yürütülecek bir anlaşma taslağı sundu, buna göre, tamamlanacak her aşamadan sonra dondurulan fonlar kademeli olarak serbest bırakılacak. İran'ın yüzde 60'ı aşan oranda zenginleştirilmiş uranyumunu Rusya'ya teslim etmesini içeren Rus projesi, anlaşmanın gelecekte iptal edilmemesini sağlamak için de Güvenlik Konseyi'nde oybirliğiyle onaylanmasını öneriyor. Beklendiği gibi İran, bu taslağı reddetti ve Yemen nüfusunun ancak yüzde birini oluşturan Husilere desteğini artırdı, onlar da Suudi Arabistan’a yönelik gece saldırılarına BAE’yi de eklediler. Şebve’nin kurtarılması İran'ın boynuna saplanan bir bıçak gibiydi. O İran ki saldırıdaki rolünü inkar etme kaygısını gösterircesine, barışa aracılık etmeyi teklif etti! Terör devleti, müzakereler sırasında barıştan bahsediyor, halkına müzakereleri “parmağıyla” yönetiyor görüntüsü veriyor.

İran ve özellikle de nihai karar sahibi Dini Lider Ali Hamaney, patlak vermesi halinde rejiminin uzun süre direnemeyeceğini çok iyi bildiği için kesin demeyelim de büyük bir olasılıkla savaş istemiyor. Öte yandan Hamaney, ülkesinin yoksulluk ve sefalet içinde olduğunu, rehabilitasyonu için çok para ve çabaya ihtiyacı olduğunun farkında. Bu nedenle, ister Rus ister Çinli olsun bir anlaşma taslağını son anda kabul edecek ve halkı ile kollarına bunu İslam ve İran'ın aşikar bir zaferi olarak sunacak.

Ama gerçek şu ki, bu İran'ın pazarlama ve onun üzerinden kontrolü ele geçirme konusunda oldukça ustalaştığı bir zafer yanılsamasından başka bir şey olmayacak. Kaldı ki anlaşmanın ertesi günü, Fars devleti, kontrol etme ve imparatorluğu yeniden kurma hayali yolunda önünü kesen çeşitli mayınlar bulacak.

Lübnan'dan başlayalım. Bu kart, aslında Kudüs Gücü'nün önemli bir kanadı olan Hizbullah aracılığıyla İran tarafından tamamen tüketildi. Hiç şüphe yok ki gücü ve kapasitesi Lübnan ordusunu aşan silahlı bir Hizbullah’ın mevcudiyeti, meşru bir devletin kurulmasını engelliyor. Geçen yüzyılın yetmişli yıllarında Filistin Kurtuluş Örgütü'nün varlığı sırasında da tam olarak bu yaşanmıştı. Birçok Lübnanlının bundan çıkardığı ders, bir devletin ancak silahın tek bir tarafın (devletin güvenlik güçlerinin) elinde olması durumunda kurulabileceği idi. Devletin zayıflığı nedeniyle şu anda bu küçük ülkede şunlar hüküm sürüyor; ekonomik iflas, toplumsal değerlerin çürümesi, hukukun üstünlüğünün çökmesi, güvensizlik ve güvenlik güçlerinin prestij kaybı. Buna rağmen, Lübnan'da toprağa, güçlü, muktedir ve adil devlete dönüşe güçlü bir bağ ile bağlı canlı güçler var. Bu egemenlik bağlısı güçler İran'ın kontrol projesine şiddetle direniyorlar. İran ve kollarının yüzünde patlayan bir mayın olacaklar ve bu uzun sürmeyecek.

Suriye’de ise bir değil pek çok mayın var. Bunlardan bazıları, İran projesi ile rekabet eden Rus projesi, Türklerle önemli ve hayati alanları ele geçirmeye yönelik rekabet, Beşşar Esed'in İranlılar ile yolunu ayırma ve İsrail ile bir barış projesine dahil olma olasılığı, DEAŞ’ın dönüşü… Bunların hepsi İran’ın yüzünde patlayan mayınlar, Haseke’de yaşananlar da bunun bir kanıtı.

Irak’a gelince, o da mayınlardan yoksun değil. Lübnan halkı gibi Irak halkı da Fars egemenliğine, ulaştığı yoksulluk ve sefalete, Arap ulusal kimliğinin ve tarihinin çalınmasına karşı ayaklandı. Irak Arap halkının ayaklanmaları devam edecek ve Irak topraklarında tükenecek olan İranlılar için endişe kaynağı olmayı sürdürecek. Nitekim Devrim Muhafızları Komutanı İsmail Kaani, İran'ın Irak'ta azalan nüfuzunu korumak için Irak'a, özellikle Necef'e gidip geliyor.

İran'a yönelik diğer tüm mayınlardan daha ölümcül olan, İran rejimine karşı tarihi bir düşmanlığa ve geçen yaz ABD’nin geri çekilmesi sırasında kendisine bırakılan büyük bir gelişmiş silah cephanesine sahip olan Afganistan'daki Sünni Taliban’ın temsil ettiği tehdidi unutmamalıyız.

Viyana'da imzalanacak herhangi bir anlaşmanın İran'ın bölgedeki altın çağının anahtarı olmayacağı kesin. Aksine, nükleer gücünden tecrit edilmesinin, gerilemesinin başlangıcı ve imparatorluk rüyasının sonu olabilir.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ABD'nin ülkesinin ekonomisini felce uğratan yaptırımları kaldırması halinde 2015 Tahran nükleer anlaşmasını yeniden canlandırmanın mümkün olduğunu algılıyor. Aşırı muhafazakarlardan olan Reisi, Salı günü İran devlet televizyonuna verdiği demeçte bunu söyledi ve "Karşı taraf yaptırımları kaldırırsa anlaşmayı yeniden canlandırma olasılığı olacak" diye ekledi. Ayrıca bilindiği gibi "Viyana görüşmeleri çok yavaş ilerliyor ama henüz bir çıkmaza girmedik" dedi. İran haber ajansı (IRNA), İran müzakere heyetinin iki konuya, bir daha geri çekilmeme garantisi ve yaptırımların kaldırılacağının kesinleşmesi konularına odaklanması arasında nükleer müzakerelerin ilerlediği konusunda yalan söylüyor.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da Viyana görüşmelerinin siyasi kararlar almaya yaklaştığını ve gerekirse Amerikalılarla doğrudan görüşmenin mümkün olduğunu açıklayarak bir taviz vermişti. İran daha önce Washington'un artık anlaşmanın bir tarafı olmadığını savunarak, Viyana'da ABD ile doğrudan görüşmeyi defalarca reddetmişti.

Peki, ya İran içindeki mayınlar? Bugün enflasyon sorunundan bahsetmekle yetineceğiz.

İran İstatistik Merkezi'ne göre, geçen yıl İran'da yıllık enflasyon oranı yüzde 43.4'e ulaştı. Cumhurbaşkanı Reisi, 2022'de enflasyonu düşürmeye kararlı, çünkü yüksek enflasyon ekonomiye zarar verir ve siyasi huzursuzluğu tetikleyebilir. Tahran'ın fiyatları kontrol etme kapasitesi birçok faktöre bağlı, ancak kritik unsur, rejimin dövize ve küresel ticarete erişimini sınırlayan ABD yaptırımları. Yüzde 43.4 ile 2021’in 12 aylık ortalama enflasyon oranı, 2020'deki yüzde 30,5 olan seviyesinden 12,9 puan daha yüksekti.

Ancak İran'da enflasyon oranı, çeşitli faktörlerin etkisiyle son birkaç ayda bir miktar düşüş gösterdi. Müzakereleri hızlandırmaya teşvik etmek için ABD yaptırımlarının hafifletilmesi,  İran petrolünün özellikle Çin ve Venezuela'ya ihracatından elde edilen gelirin artması bu faktörlere dahil. Reisi enflasyonu kontrol etmeyi ekonomik politikasının temel taşı haline getirdi ve bu nedenle parlamentoya darlaştırılmış bir bütçe sundu.

Bununla birlikte, Tahran'ın 2022'de enflasyonu frenleme kapasitesi, ABD yaptırımlarının kaldırılmasına yol açması koşuluyla, esas olarak devam eden nükleer müzakerelerin kaderine, rejimin mali ve parasal disiplinine bağlı. Yaptırımlar enflasyonu çeşitli kanallardan etkiliyor; birincisi, yaptırımlar İran'ın mal ihraç etme ve gelir elde etme gücünü azaltıyor. İkincisi, İran'ın ithalatını daha pahalı hale getiriyor. Üçüncüsü, Tahran'ın ihracat gelirlerine ve döviz rezervlerine erişimini sınırlandırıyor.

Deflasyonist bir politika izlemek için bir mali ve parasal disiplinin varlığı, enflasyonu frenlemeye yardımcı olabilir. Reisi böyle bir politikayı teşvik etmek için harcamaları sınırlayabilir, İran'ın mali açığını azaltabilir ve faiz oranlarını baskılamaktan kaçınabilir. Ancak, bunları söylemek yapmaktan daha kolay, çünkü bu bir durgunluğa yol açabilir, Reisi'yi güçlü baskı grupları, seçim ve ideolojik güçlerle karşı karşıya da getirebilir. Bunun sonucunda siyasi bir kargaşa doğabilir çünkü bu labirentte gezinmek, Reisi ve ekibinde olmayan siyasi beceriler ve teknokratik yeterlilik gerektiriyor.

Örneğin, açığı daraltmanın bir yolu vergi gelirlerini artırmaktır, ancak yoksul halka ek vergiler getirmek hem zor hem de tehlikeli. Buna karşılık, önemli potansiyel gelir kaynakları fiilen yasaklanmış, çünkü siyasi olarak ekonomiyle bağlantılı büyük oyuncular çok az vergi ödüyor veya hiç ödemiyorlar. Reisi'nin eskiden yönettiği çeşitli kurumlar da bu oyuncuların arasında. İran'ın 83 yaşındaki Dini Liderinin halefi olmak isteyen Reisi’nin bu önemli şahsiyet ve kurumlara meydan okuması, onları vergilerini ödemeye zorlaması pek olası değil. Sonuç olarak, 2022'de İran’ın enflasyonunun kaderi Hamaney'in elinde. Yaptırımların "hafifletilmesi" karşılığında Washington ile Tahran'ın nükleer programına anlamlı kısıtlamalar getiren bir anlaşmanın imzalanıp imzalanmayacağına yalnızca o karar verecek. Çünkü kapsamlı bir anlaşma İran’ın füze programını ve kollarının rolünü de etkileyecek.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya