Sudan'daki mevcut savaş er ya da geç sona erecek geçici bir aşama. Askeri çatışmaların göstergeleri ve ordu ile müttefikleri lehine dengelerin belirgin ve büyük ölçüde değişmesi dikkate alındığında, bunun daha erken olması kuvvetle muhtemel. Bu, zorunlu olarak, yeniden inşanın başlatılmasını ve vaat edilen seçimlerin yapılmasını denetleyecek geçiş dönemindeki düzenlemelerin ve yönetim biçiminin nasıl olacağını düşünmeye yönelmek gerektiği anlamına geliyor.
Öyle görünüyor ki ordu liderleri artık sahadaki dönüşümün bir sonraki aşama için siyasi düzenlemeleri başlatma, aynı zamanda geçiş döneminin çöküşünden ve 25 Ekim 2021 darbesinden bu yana gündemde olan meşruiyet sorunu ile yüzleşme aşamasına geçilmesine olanak tanıdığını düşünüyorlar. Bu hafta Egemenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu ortak toplantısında onaylanan ve yayımlanmasının ardından büyük bir tartışmaya yol açan Anayasa Belgesine (2025 Değişikliği) bu bağlamda bakabiliriz.
Hükümetin tartışmalara yol açacağını bildiği bu dosyayı şimdi açmasının gerekli olup olmadığı birçok kişi tarafından sorgulandı. Mevcut şiddetli savaş koşullarında, Anayasa Belgesi’nin değiştirilmesi gibi çetrefilli bir meseleye girişmeden de iktidarını sürdürebilirdi. Seçimler yapılıp, anayasa konusunda karar alabilecek seçilmiş bir yasama kurulu ve hükümet kurulana kadar geçici bir önlem olarak 2005 anayasasını yeniden yürürlüğe sokabilirdi. Ancak hükümet Anayasa Belgesini değiştirme yolunu seçti. Bunun nedeni son dönemde özellikle ordu muhaliflerinin mevcut hükümetin meşruiyetini tartışan bir çizgiyi benimsemeleri ile artan meşruiyet sorunu baskısı olabilir. Orduya muhalif olanların bir kısmı da, ne kadar abartmaya çalışsalar da, sahada art arda gelen yenilgilerinin ardından moral yükseltmek için yapılan bir reklamdan başka bir şey olmayan paralel Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) hükümetini destekleme yolunu izlediler.
Bir sonraki aşamada işleri yönetmek için masaya hangi seçenekler konmuş olursa olsun, son geçiş döneminden bu yana sahneye hakim olan ve savaş ile daha da yoğunlaşan keskin siyasi kutuplaşma nedeniyle zaten gergin olan bir ortamda, hükümet tartışmalardan kaçınamazdı. Her halükarda, değiştirilen Anayasa Belgesi meşruiyet meselesinin karara bağlanacağı, ülkeyi tartışmalara boğulmuş ve istikrarsızlık halini devam ettiren bir geçiş dönemindeki kayboluştan kurtaracak seçimlere kadar geçici bir tedbir olarak kalacaktır. Zira bu savaşta sistematik olarak tahrip edilenlerin yeniden inşası aşamasına geçilebilmek için, şimdi halkın istikrara ve hayatın normale dönmesine çok ihtiyaç duyduğu bir zaman.
Savaş, Sudanlıların düşünce yapısında ve öncelik sıralamasında yeni bir gerçeklik ortaya çıkardı ve köklü değişikliklere yol açtı. Halkın birinci kaygısı savaşın bir an önce bitmesi, evlerine dönebilmeleri ve normal hayatlarına devam edebilmeleri, evlerini yeniden inşa etmenin, okulların ve hastanelerin yeniden açılmalarının ve kendilerini yeniden güvende ve emniyette hissetmelerinin bir yolunu bulmaktır. Artık insanların, son geçiş dönemini karakterize eden ve savaşa yol açan kavga ve çatışma ortamına geri dönmek istemediklerini söylemeleri şaşırtıcı değil. Mevcut koşulların ordunun savaş misyonunu tamamlamak için iktidarda kalmasını ve siyasi çekişme, çatışmalardan uzak, sivil teknokratlardan oluşan bir hükümet kurulmasını gerektirdiğini de söylüyorlar.
Savaş, ordu komutanlarına popülerlik kazandırdı, kazanılan her zaferin ardından ve ordunun HDK’yi çıkararak girdiği her yerde yapılan kutlamalarda yükselen “Tek Ordu, Tek Millet” sloganlarından da bu açıkça görülüyor. Bu söylem bazılarının hoşuna gitmeyebilir ama inkar edilemez bir gerçek. Bu durum, Korgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki hükümetin, tartışmalara rağmen Anayasa Belgesini değiştirme adımını atmasını mümkün kıldı. Bunu Hartum'un kurtarılmasının tamamlanmasıyla birlikte açıklanması beklenen sivil teknokrat hükümetinin kurulması adımının takip edeceği belirtiliyor.
Peki bundan sonra ne olacak?
Ordu komutanları birden fazla kez ülkeyi yönetmek istemediklerini açıkladılar. Savaş bitip, halkın kendisini kimin yöneteceğini seçeceği seçimlerin yapılacağı geçiş dönemi ile ilgili düzenlemeler yapıldıktan sonra iktidardan ayrılmaya hazır olduklarını yinelediler. Bu sözler çok uzak olmayan bir gelecekte test edilecek, geçiş dönemindeki prosedürler ve düzenlemelerle hayata geçirilip geçirilmediği görülecektir. Bu düzenlemelerin amacının nüfuzu sağlamlaştırmak ve iktidarı tekeline almak mı, yoksa ülkeyi şeffaf demokratik seçimlerle göreve gelecek bir hükümete yumuşak bir geçişe hazırlamak mı olacağı açığa çıkacaktır.
Sudan'ın, onu geçmişin tüm tuzaklarından uzak, tüm yönetim sorunlarını ve kronik kimlik tartışmalarını ele alan, yönetim biçimini ve düzenlemelerini belirleyen, mutabakat temelli bir projeye acil ihtiyacı vardır. Bu proje ayrıca daha sonra seçilmiş bir yasama konseyine sunulacak, ülkeyi siyasetin iniş çıkışlarından ve kaprislerden koruyacak bir halk referandumuyla onaylanacak bir anayasa üzerinde de mutabakata varmalıdır.
Bu amaçla; hükümetin, hiçbir tarafı dışlamadan, siyasi ve sivil güçler arasında kapsamlı bir diyalog yürütme yönünde çaba göstermesi, ülkenin ve tüm taraflarının çıkarınadır. Ülkeyi yeniden inşa sürecinin yüküyle baş etmeye hazırlamanın, barışçıl demokratik rotasyonla istikrarlı bir yönetim kurmanın tek yolu budur. Aksi takdirde bu çetin savaştan hiçbir ders çıkarmadan, hiçbir kazanım elde etmeden eli boş çıkacağız.